Büyükelçiden ‘1 milyon Türk’ uyarısı! “Hafter” etnik temizlik peşinde

Hafter’in kontrol altında tuttuğu Doğu bölgesindeki Bingazi ve Tobruk’ta sayıları bir milyonu bulan Türklere karşı nefret dili kullandığını ve etnik temizliğe başvurduğunu vurgulayan Eski Bingazi Başkonsolosu, Büyükelçi Ali Sait Akın, “Yağmalar, öldürmeler ve tehditler sonucu doğudaki Türk kökenlilerin tamamı bölgeyi terk etmiş durumda. Bu nedenle Libya’da ‘ne işimiz var’ demek, Kıbrıs’ta ne işimiz var demekle eşdeğerdedir” ifadelerini kullandı.

TBMM’de görüşülecek Libya’ya asker gönderme tezkeresi öncesinde Akit’i ziyaret eden Eski Bingazi Başkonsolosu, Büyükelçi Ali Sait AkınLibya’da Türk soylulara karşı etnik temizliğe girişildiği uyarısında bulundu. Hafter’in kontrol altında tuttuğu Doğu bölgesindeki Bingazi ve Tobruk’ta sayıları bir milyonu bulan Türk soylulara karşı nefret dili kullandığını ve etnik temizliğe başvurduğunu vurgulayan Büyükelçi Akın, “Bu siyaset, yağmalar, öldürmeler ve tehditler sonucu doğudaki Türk soyluların tamamı bölgeyi terk etmiş durumdadırlar. Bu nedenle Libya’da ‘ne işimiz var’ demek, Kıbrıs’ta ne işimiz var demekle eşdeğerdedir” ifadelerini kullandı.

Büyükelçi Akın şunları söyledi: "Eğer Türkiye kendisine bağlı meşru bir yönetim ile dost bir halkın son çare olarak yardım çağrısına pasif kalırsa, bu zayıflık olarak algılanır. Dışarıda itibarımız ve gücümüz azalır. Bundan olası başka saldırganlar cesaret alır. Türkiye yalnızlaşır, dış politikası zorlaşır.

“Meşru bir yönetime ve sivil halka saldırı savaş suçudur”

Meşru bir yönetime ve sivil halka saldırı savaş suçudur” diyen Akın, “Türkiye’ye karşı düşmanca tavrı kesinleşen saldırgan Hafter’in dengelenmesi ve Türkiye karşıtı emperyal güçlerle bölgesel taşeronların Libya’yı ele geçirmesinin önlenmesi için Trablus’taki meşru yönetime savunma yardımı yapmak hayatidir. Bu Batı Libya’daki sivil halkın korunması için de elzemdir” ifadelerini kullandı.

 “Libya halkı her zaman Türkiye’nin yanında yer almıştır”

Akın şöyle devam etti: “Libya halkı her zaman Türkiye’nin yanında yer almıştır. Kırımda, Çanakkale’de, Anadolu’da İstiklal Harbinde bizimle birlikte savaşa katılmışlardır. 1. Dünya savaşında Libya’nın o zamanki idarecisi Ahmet Şerif Senusi tereddütsüz cihad çağrısına katılmıştır. Bilahare Anadolu’ya gelerek milli mücadeleye katılmıştır. Şehir şehir gezerek ayaklanmaların giderilmesi, ulusal güçlerin toparlanabilmesi için yardımda bulunmuştur. Kurtuluş Savaşında savaşan askerlerimize büyük moraller vermiştir. 5 Mart 1921’de Sivas Büyük Cami’deki hutbesinde, esarete düştüğü sanılan Anadolu Müslümanlarının Kurtuluş Savaşıyla şahlanışı karşısında onlara hitaben şunları söylemiştir: “Aslanlar gibi kükreyerek yine şehamet meydanına atıldınız. Bu Cenab-ı Hakk’ın büyük bir fazlu keremidir. Ey Anadolu’nun kahraman mücahitleri; siz olmasaydınız Binayı İslam yıkılırdı.

General Hafter’in ABD bağlantısı

Akın, General Hafter’in Mısır lideri Sisi’den etkilendiğini ve Libya’da Mısır benzeri bir rejim kurmaya heves ettiğini söyledi. Hafter’in bir süre ABD’de yaşadığı ve CIA’yle irtibat ve işbirliği halinde olduğuna ilişkin iddialar bulunduğunu hatırlatan Akın, “General Hafter’in ABD bağlantısı da dikkat çekmektedir. General Hafter, Kaddafi’nin üst düzey komutanlarındandı. Ancak fiyaskoyla sonuçlanan, 300 adamıyla birlikte esir düştüğü ve savaş suçlarıyla suçlandığı başarısız Çad işgal girişiminden (1987) sonra Kaddafi’nin hışmından korkarak ABD’ye kaçmıştır. ABD’de 20 yıl sürgün kalmış, Kaddafi‘ye karşı ayaklanma başladıktan sonra 2011 yılında Libya’ya dönmüş ve Kaddafi’ye karşı savaşa katılmıştır. ABD’de bulunduğu bu uzun sürede CIA’yle irtibat ve işbirliği halinde olduğuna dair yayınlar bulunmaktadır” bilgisini aktardı.

Hafter’in dışarıdan aldığı askeri destek devasa boyutta

Büyükelçi Ali Sait Akın, darbeci General Hafter’e destek veren dış güçlere ilişkin ise şu bilgileri paylaştı: “Hafter’ın dış desteği bağlamında Fransa da kaydedilmelidir. Devrimin başında Bingazi’ye yönelik Kaddafi tank saldırısını savaş uçaklarıyla vurarak durduran, dolayısıyla Libya’da itibarı ve ağırlığı bulunan Fransa, devrim sonrası İslamcıların güçlenmesi, kendisi yerine Türkiye’nin nüfuzunun artmasından rahatsız olmuştur. Ayrıca, DEAŞ barbarlığı sonrasında, diğer Batılı ülkeler gibi topyekûn İslamcılara tavır almış, onları terörle özdeşleştirmiş ve bunlara karşı değişik coğrafyalarda askeri müdahalelere başlamıştır. Özetlersek, Hafter’e olan ABD ve Fransa desteği terör veya DEAŞ ile mücadele; BAE, SA desteği saltanat rejiminin güvenceye alınması; Mısır desteği ise İhvan’a geçit verilmemesi bağlamında görülebilir. Hafter’in askeri saldırıları hava gücüne dayanmaktadır. Bu hava gücü Mısır ve BAE tarafından sağlanmıştır. Kaddafi sonrasında Libya’da kullanılabilir savaş uçağı bulunmamaktaydı. Uzun menzilli savaş uçağı ise hiç yoktu. Hafter hava gücünün şehirleri, bu arada sivilleri günlerce, hatta aylarca bombalaması, ancak hiç tepki görmemesi dikkat çekmektedir. Bingazi ve Derne bu şekilde harap olmuştur ve çok sivil ölmüştür. Şimdi de Trablus sürekli havadan bombalanmaktadır. Hafter’in dışarıdan aldığı askeri destek devasadır. Bu dış destek olmasa Libya’da varlık gösteremez ve ilerleyemez. Dış askeri desteği organize ve finanse eden BAE’dir. Bu amaçla muazzam bir fon oluşturmuştur ve dünya piyasasından her türlü silahı alıp göndermektedir.

Muhammet Kutlu
 
Pin It