MEKKE'DEN MEDİNE'YE, SURİYE'DEN TÜRKİYE'YE; MUHACİR ENSARIN ROLÜNE TALİP OLURKEN, ENSAR İSE MUHACİRLEŞİRKEN

İşte Gaziantep'in Suriyelilerin varlığıyla ilgili görünen yüzü.

"Gaziantep Ticaret Odasına kayıtlı Suriyelilerin kurduğu şirket sayısı 1.500 civarında. 

İl Dernekler Şube Müdürlüğüne kayıtlı Suriyelilerin kurduğu dernek sayısı 300 civarında. 

Şehirde yaşayan Suriyeli sayısı 500 bin seviyesinde. 

Gaziantep'te 150'ye yakın Suriyeli gazeteci, 10 civarında radyo, 9-10 civarında gazete ve 50'nin üzerinde çalışanı olan televizyonlar var. 

Muhaliflerin geçici hükümet binası, bakanları ve Başbakanları Gaziantep'te hizmet veriyor. 

Suça karışma oranları ilk zamanlar binde 4 iken bu rakam bu aralar yüzde 10 ile 15 arasında seyrediyor"

Bu rakamlar ve karşılaştırmalı oranlar en itidalli ve yumuşatılmış verilerin karşılığı, yani buzdağının ancak görünen yüzü. 

Ensar - muhacir masumiyetiyle ambalajlanmış Suriyeli gerçeğinin Türkiye koşullarında ve Gaziantep özelinde nelere tekamül ettiğini daha önce analiz etmiştik. 

Bu tür analitik çözümlemeleri eğmeden, bükmeden, sözü dolandırmadan, aman bizim için ne düşünürler kaygısı taşımadan, yani kalemin ve de düşünen adam olmanın hakkını vererek yazmak ve ifade etmek gibi bir mecburiyetimiz var. 

Çünki bu mesuliyet duygusu, yarınlarda görev adamı olmanın kaçınılmaz kaderiyle bizi başbaşa bırakacak. 

Bu konuların en yakıcı gerçeği, bugünlerde olduğu gibi yarınlarda da, kimileri "görmedim, duymadım, bilmiyorum" diyen üç maymunu oynayacak, kimileri başını kuma gömecek, kimileri ise bir tarla sıçanı gibi korkuyla yaşamayı seçecek. 

Kaldı ki, kaleme aldığınız satırlar dolayısıyla makyevelist ilan edilmeniz, evrensel insan sevgisinden uzak sayılmanız içten bile değil. 

Eeee ne de olsa gerçekler dokunuyor, acıtıyor tabi

Yukardaki rakamlardan yola çıkarsak ve de bu oranların gölgelediği iklimi tahayyül edersek, sosyal, siyasal ve ekonomik koşulların korkunç yüzüyle karşılaşmaya an kaldı diyebiliriz. 

Kestirmeden ifaden edelim. Muhacir ensarın rolüne ve pozisyonuna göz dikmiş, ensar ise muhacirleşmiş. 

Meseleye tersinden bakalım. Türkiye'nin beka sorununu 911 kilometrelik sınır hattına yayanlar, içerden kuşatılmışlığın doğuracağı sonuçları kestiremiyorlar mı?

Giderek kriminal bir vaka olarak Türk halkının karşısına dikilen Suriyelilerin suça karışma oranı binde 4'lerden yüzde 10 ila 15'lere doğru tırmanma eğilimi gösteriyor. 

Şiddete meyletme istikrarlı bir şekilde büyüyorsa, kendi topraklarında yaşarken karşılaştıkları testesteron eksikliğinin Türk topraklarında birden bire erkekleşme eğilimine dönüştüğü gibi ters orantılı bir vakaya tekamül ettiği görülmüyor mu?

Ticaret Odası kaynaklarına göre kurulmuş 1.500 şirketten bahisle, pazar payının Türk müteşebbisinin elinden alındığını, külfette yanımızda olmayanların nimete üşüşerek ekonomiyi kıskaca aldığı idrak edilmiyor mu?

Ekonominin yüzde 20'sine hükmediyor olmanın rahatlığı ve sağladığı hareket kabiliyeti "ekonomik alt yapıdakilerin, siyasal üst yapıyı belirleme" gerçeğine dönüşerek, TBMM'sine Suriyeli milletvekili gönderecek kadar ağırlık sahibi olmak neleri işaret ediyor, hiç düşündünüz mü?

Salt Gaziantep'te 150 Suriyeli gazeteci, 10 radyo, 9-10 civarında gazete ve 50'nin üzerinde çalışanı olan televizyon gerçeği, Türk yayın tekelinden bağımsız olarak haber oluşturmanın, bu durumun doğal bir sonucu olarak propaganda silahının şimdiden çekildiğinin işareti değil de nedir?

Haber yapmak üzere Suriyeli bir firma yetkilisiyle görüşen muhabirin "Türk işçi çalıştırıyor musunuz?" sorusuna "yabancı işçi çalıştırmıyoruz" diyen Suriyelinin cevabı, Türkiye'ye ve Türk topraklarına tepeden inmeci bir anlayışla sahiplenmenin de ötesinde "dağdan gelenin bağdakini kovması" hikayesine dönüştüğü bir realite değil mi?

Mekke'den Medine'ye gidenler, Suriye'den gelerek Türkiye'ye sığınanların yaptıklarını yapmadılar. 

Mekke'den Medine'ye hicret edenler Suriye'den Türkiye'ye sığınanların teşebbüs ettiklerini akıllarının ucundan dahi geçirmediler. 

Türkiye Suriye'de güvenli bölge oluşturmaya çalışırken, Suriye'nin topraklarını Türkiye'ye doğru genişletmekte olduğu görülmüyor mu?

Yine il dernekler şube müdürlüğüne kayıtlı Suriyelilerin kurduğu 300 derneğin, örgütlenen güç anlamındaki hedefini sorgulamak gerekmiyor mu?

Her dernek yapısı kısa, orta ve uzun vadedeki hedeflere ulaşmak için örgütlenmeye delalettir. Suriye'de hayatı gırtlak ile apiş arasında varsayan anlayışın, Türkiye'de aşiretten millete dönüşme evresine girdiği görülmektedir.

Türk toplumuna Suriyelilerin kalıcı olduğu ve onlarla birlikte yaşamaya alışılması gerektiği yönünde telkinde bulunan yetkililer, Türk milletini giderek kuşatan ortak kaygıların cevabı üzerinde de istihbarat ve sorgulama çalışması yaparak yeterince kafa yoruyor mu? 

Sorulmaya değer doğrusu.

Pin It