Garabet

30 Eylül 2012 tarihli “AK Parti 2023 Siyasi Vizyonu” ile kimin tarafından hazırlandığı belli olmayan Anayasa değişiklik teklifi uyumluluk göstermemektedir.

Zira AKP’nin bu Siyasi Vizyon belgesinde topluma vadettiği “Temel hak ve hürriyetler” konusu yer almamaktadır. Bunun yanı sıra, “hukuk ve adalet” konusunda bu belgede yer alan ifadeler, AKP’nin Türkiye’den bihaber olduğunun kanıtı niteliğindedir.

Siyasi Vizyon’un 17’nci sayfasında; “Temel hak ve hürriyetler, demokrasi, hukuk devleti, düşünce ve inanç özgürlüğü gibi kavramlar, 1982 Anayasası’nda evrensel anlamlarıyla yer almamaktadır.”

Siyasi Vizyon’un 19’uncu sayfasında; “AK Parti’nin yeni anayasa ile ilgili açık ilkeleri vardır. Anayasalar iki bölümden oluşmaktadır. İlki temel hak ve hürriyetler, ikincisi ise devletin yapısı ve işleyişi. Birinci bölümle ilgili ilkemiz şudur: “Temel hak ve hürriyetler anayasanın veya devletin bir lütfu değildir; anayasa ötesi bir meşruiyet zeminine dayanır; doğuştan, insan olmak hasebiyle herkes bunlara sahiptir.” İkinci bölüm için ise ilkemiz şöyledir: “Egemenlik yetkisi kullanan her kişi veya kurum doğrudan veya dolaylı olarak millet iradesine dayanmak zorundadır; gücünü milletten almayan hiçbir kişi veya kurum egemenlik/iktidar yetkisi kullanamaz.”

İfadeleri mevcuttur.

Yukarıdaki tespitin yanı sıra 2007 yılında başlayan TSK’yı itibarsızlaştırma operasyonlarının sürdüğü ve 12 Eylül 2010 referandumu sonrası hukuksuzluğun zirve yaptığı bir dönemde ( AKP iktidarının 10’ncu yılı içerinde yani 2012’de) hazırlanmış olan Siyasi Vizyon belgesinde “Hukuk ve Adalet” sitemi ile ilgili aşağıdaki değerlendirmeler yapılmaktadır.

Siyasi Vizyon’un 20’nci sayfasında; “AK Parti iktidarında Türkiye, hukukun hâkim olduğu, her vatandaşın hakkını arayabildiği bir ülke haline gelmiştir.”

Siyasi Vizyon’un 20’inci sayfasında; Yargının insan kaynakları önceki dönemlerle kıyaslanmayacak ölçüde güçlendirilmiştir. Yargıtay ve Danıştay’a yeni daireler kurulmuş, üye sayıları artırılarak davaların daha hızlı sonuçlanması sağlanmış, hâkim ve savcı sayısı yüzde 29 oranında artırılmıştır.”

Sonuç:

1. Beğenilmeyen, çağın gerisinde olduğu ifade edilen, darbe anayasası olarak nitelendirilen anayasasının 57 maddesi değişsin istenirken 18 madde içerisine “Temel hak ve hürriyetler” konusuna ilişkin bir madde konmamıştır. Bu yaklaşım, anayasa değişikliğine gitme amacının vatandaşa yönelik olmadığını, amacın vatandaşın yok sayıldığı bir anlayışla ülkenin sorunsuz bir şekilde yönetme isteği olduğu açıktır. 

2. Anayasa değişiklik paketinin 10’ncu maddesinde “Cumhurbaşkanlığı makamının herhangi bir nedenle boşalması halinde, kırk beş gün içinde Cumhurbaşkanı seçimi yapılır.” ifadesi yer almaktadır. Bu ifade, atanmış bir cumhurbaşkanı yardımcısının 45 gün ülkeyi yöneteceği anlamına gelir. Bu, aynı zamanda seçilmemiş bir kişinin millet iradesini kullanması anlamındadır. Siyasi Vizyon belgesinin 19’ncu maddesine aykırıdır.

3. 2012 yılında,  Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk vb davalar, hukukun dibe vurduğu bir dönemde ve FETÖ’ye bağlı mürit hâkim ve mürit savcıların ülkeyi kasıp kavurduğu yıllar için  “Türkiye’de hukukun hâkim olduğu” bir ülke diye bahsetmek bir garabet örneğidir. Yargının “FETÖ müritlerine” teslim edildiği bir ortamda “Yargının insan kaynakları önceki dönemlerle kıyaslanmayacak ölçüde güçlendirilmiştir.” demek bir basiret bağlanması örneği niteliğindedir. 

 4. 16 Nisan 2017 tarihinde halk oylamasına sunulacak olan Anayasa değişiklik teklifi, “Temel Hak ve Hürriyetler” bakımından “AK PARTİ 2023 SİYASİ VİZYONU”unda yer alan düşüncelerin çok gerisindedir.

5. Yukarıda belirtilen ayrıntılar 16 Nisanda yapılacak olan referandumda HAYIR demek için önemli üç gerekçe niteliğindedir.