Bizi Pavlov’un Deney Köpeklerine Döndürmeyin

1982 Anayasa’sının 175’inci maddesinde anayasa değişiklik tekliflerinin mecliste oylanmasının “gizli oy”la yapılacağını ifade eder.

   

Kapalı kapılar ardında hazırlanan Anayasa değişiklik teklifinin Meclisten geçmemesi için CHP çok çaba gösterdi. Buna rağmen teklifinin oylanması esnasında AKP’li vekiller tarafından “gizli oy” kuralı çiğnenerek meclisten geçmesi sağlandı. Aslında bu ihlal, bir amaç için, dillerden düşürülmeyen “millet iradesi” kavramının nasıl yok sayılacağının bir örneği niteliğindedir. Zira halkoyu ile onaylanan anayasalar o milletin iradesini yansıtır.

AKP’li vekillerin hukuku yok sayma ve millet iradesi ile dalga geçme anlayışlarına hoşgörü ile bakmak mümkün değildir.

Buna rağmen teklifin halkoyuna sunulur vaziyete gelmesine sevindim. Zira bu vesileyle yapılacak olan televizyon programları, söyleşiler, sosyal medya girdileri ile halkımızın toplu eğitimine katkıda bulunacağına inandım.

Gelinen noktada kimsenin halka doğru ve bilimsel bilgi vermek gibi bir derdinin olmadığı anlaşılmaktadır. Aşağıdaki örneklerde görüleceği gibi, bir kısım siyasilerin konuşmalarında yer alan bazı ifadeler, belirli bir merkeze bağlı televizyon kanalları ve özellikle sosyal medyada kullanılan bir kısım resim ve posterler halka bilgi vermek yerine seçmeni şartlandırma peşinde koşmaktadır.  

- “Kandildekilerle omuz omuza verenler.”

- “Birkaç gün önce PKK, ‘HAYIR’ dediği için, FETÖ ‘HAYIR’ dediği için, biz bu Anayasa değişikliğine ‘EVET’ diyoruz.”

- “Kim HAYIR diyor? PKK’nın sözde üst düzey yöneticileri, FETÖ’nün kaçak terörist sürüsü. Bunların HAYIR dediği yerde biz zaten dünden EVET diyoruz.”

- “Başka bir HAYIR kampanyası, HDP ve CHP. Belli ki CHP, sırtını terör örgütüne yaslamış, HDP’nin kayığına binmiş vaziyette.”

- “HAYIR demek terör örgütleri ve 15 Temmuz darbesi ile ‘aynı safta’ yer almaktır.”

Sosyal medyada yer alan resim ve posterler:

- “HAYIR kampanyasına destek verenler… karar verenler”:  (Fettullah Gülen’in resmi, Kemal Kılıçdaroğlu’nun resmi, Sezgin Tanrıkulu’nun resmi, Selahattin Demirtaş’ın resmi, Figen Yüksekdağ’ın resmi, Meral Akşener’in resmi, PKK’nın üç yöneticisinin resmi.)

- Bir başka resim grubunda, bir kısım HAYIR dediği iddia edilen siyasetçi ve gazetecilerin resimlerinin arasına sıkıştırılmış teröristler yer alırken üzerindeki yazıda “Bu fotoğrafa bakınca ne görüyorsunuz?” ifadesi!

- “Almanya ve Hollanda konuyla ilgili programları yasakladığı için EVET diyorum.”

- “16 Nisan’dan sonra size söz veriyorum bu örgüt (terör) bitecek.”

- “Tecavüzcü EVET diyor. Cinsel istismarcı EVET diyor. Vatanı satanlar EVET diyor.”

- “Almanya’da PKK gibi Türkiye’nin iyiliği için HAYIR diyor!”

Her ülkede böyle midir? Bilemiyorum. Ancak müthiş bir algı yönetimi söz konusu. Bunu kullanan tarafların toplumu bilgilendirme gibi bir dertlerinin olmadığı açık bir şekilde görülmektedir. Bu durum resmen sömürüdür. Ahlaksızlıktır.

Halka bilgi vermek gerekir. Zira insanlar kararlarını doğru ve bilimsel bilgiye dayanarak verirler. Halktan bir karar vermesi talep ediliyor. Ancak halka bilgi verilmeden şartlandırılarak EVET veya HAYIR demesi isteniyor. Bu doğru değildir. Bunun sonucu ne ülkemize ne de vatandaşlarımıza hayırlı olur.

Bunu yapanlar mutlaka konu üzerinde çalışmışlardır. Halkımızın yapısını incelemişlerdir. Halkımızın okumayı sevmediğini biliyorlardır. O resimlerin ve o söylemlerin arkasındaki hinlikleri bile bile oraya yerleştiriyorlardır.

Bu yöntemle insanı, insan olmaktan çıkarıp Pavlov’un deney köpeklerine çeviriyorlar. Kişisel kararlarında doğru ve bilimsel bilgiye dayanan vatandaşların hiçbir zaman vermeyecekleri kararları onlara yaptırmaya çalışıyorlar. Örneğin, sevmediği komşusu dolmuşa biniyor diye,  ona inat iş yerine eşekle giden var mıdır? FETÖ lideri çiftlik evinde oturuyor diye kendi çiftliğini terk eden bir vatandaş duyduk mu?

Bu ifade ve resimleri görünce 16 Nisan’da neyin oylanacağını unutuyorum. 16 Nisan’da, 18 maddelik Anayasa değişiklik paketi oylanacağına göre halkı değişik açılardan bilgilendirmek gerekir. Sevdiği insan damdan atlıyor diye damdan atlayan insan da duymadık, bunun yanı sıra sevmediği insan çay içiyor diye, çay yerine gazoz içen insan da duymadık.

Bir dostum, “siyaset algıdır” diye yazmış. Bu ifade doğru değildir. Siyaset, devlet yönetme sanatıdır. Devlet ise bilgi ve ahlakla yönetilir. Bu nedenle devleti yönetenler veya devleti yönetmeye talip olanlar, halka doğruyu söylemelidir ve bilgi aşılamalıdır. Aynı zamanda ahlaklı olmalıdır. Algılar üzerinden halk şekillendirilerek kısa vadede arzu edilen sonuçlar alınabilir. Ancak algı üzerinden elde edilen sonuç, uzun vadede toplumu ahlaksız bir toplum haline getirir.