Fethullah, Diğer Hükümetler ve AKP

15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası, Fethullah Gülen ile iş tutan hükümetlerin veya şahısların kirli çamaşırları ortaya dökülmeye başladı.

Ancak, Fethullah’a yapılan methiyelerin, onunla çekilen hatıra fotoğraflarının, gerek Türkiye’deki mekânına, gerekse ABD’deki inine yapılan ziyaretlerin, kamuoyu vicdanındaki yüz kızartıcı hatırasının henüz netleşmediği kanaatindeyiz. Bununla birlikte yapılan bu ziyaretlerin, ittifakların, çekilen hatıra fotoğrafların aynı aşağılayıcı değere sahip olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Bu yazı, 03 Kasım 2002’de başlayan ve halen devam eden AKP iktidarı ile 2002 öncesi iktidarlar arasındaki farklılığı ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır.

 

-Fethullah Gülen, devleti ele geçirme çabasına 1980’lerde girmiş olmasına rağmen, ilk MİT raporu 17 Kasım 1996 yılında Refah Partisi iktidarı (koalisyon) döneminde hazırlanmıştır.

-Bu MİT raporundan yaklaşık üç yıl sonra, Demokratik Sol Parti iktidarı döneminde (18 Haziran 1999), Cumhuriyet Savcısı tarafından hakkında soruşturma açılmıştır.

- Fethullah Gülen, yine Demokratik Sol Parti iktidarı döneminde (21 Mart 1999) yurt dışına çıkmıştır. Yine bu iktidar dönemi içerisinde “laik devlet yapısını değiştirerek dini kurallara dayalı bir devlet kurmak suçuyla hakkında dava açılmış” (22 Ağustos 2000) ve hakkında gıyabi tutuklama verilmiştir.

- Bir akademisyen olan Dr. Necip Hablemitoğlu “Devlet güvenliğini zaafa uğratma pahasına, …. devletin stratejik kurum ve kuruluşları içindeki Fethullahcı fidanların (!) adeta ormana dönüşmesine yol açmıştır” diye uyardığı Köstebek adlı kitabın yazımını 05 Ağustos 2002 tarihinde tamamlamış, ancak 18 Aralık 2002 günü (AKP iktidarı döneminde) öldürülmüştür.

 

- AKP İktidarıyla birlikte aşağıdaki ilave gelişmeler yaşanmıştır:

   * AKP iktidarı devlet gücünü kendisini destekleyen ve istikamet çizen Fethullah Gülen ile paylaşmış; maliye, emniyet ve yargı gibi stratejik kurumlarda yuvalanmasına destek vermiş ve göz yummuştur (2002-2013).

   * TSK’ne karşı yapılan “Ergenekon ve Balyoz kumpasları”nda (2008-2011) Fethullah Gülen Cemaati ve AKP iktidarı kol kola olmuşlar, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise kendisini bu davaların savcısı olduğunu ilan etmiştir.

    * Emniyet Müdürü Hanifi Avcı, 2010 yılında, devlete hâkim olma noktasına gelen Fethullahcıların ulaştığı boyutu ifade eden “Haliçte Yaşayan Simonlar/Dün Devlet Bugün Cemaat” adlı kitabı yayınlamıştır.  Bunun neticesi olarak yaklaşık beş yıl hapiste yatmıştır.

   * Gazeteci Ahmet Şık, hazırlamış olduğu “İmamın Ordusu” adlı kitabı basım aşamasında iken (23 Mart 2011) basımı durdurulmuş ve “Ergenekon terör örgütüne üye olma” iddiasıyla tutuklanmıştır. Ahmet Şık, yayınlanmayan bu kitap nedeniyle cezaevine konmuştur.

   * Dr. Kur. Alb. Ahmet Küçükşahin, “Balyoz Davası” nedeniyle Hasdal Cezaevinde muvazzaf bir subay iken Ağustos 2011 tarihinde “TSK’ya Karşı 12 Komplo” adlı kitabı yayınlamıştır. 

   * AKP iktidarının hâkim olduğu 24-25 Haziran 2004 tarihli MGK’na Fethullah Gülen hakkında bir rapor sunulmuş, bu rapora istinaden  “Türkiye’deki Nurculuk faaliyetleri ve Fethullah Gülen’in yurt içi ve yurt dışı faaliyetlerine karşı bir eylem planı hazırlanması uygun görülmüş ve hükümete tavsiye edilmesine karar verilmiştir.”

   * Bu MGK’nın kararı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından yok hükmünde sayılarak gereği yapılmamıştır (2004).

   * Yine AKP iktidarı tarafından Terörle Mücadele Kanunu'nda değişiklik yapılmış (2005) ve bu bağlamda "terör tanımı" değiştirilerek, Fethullah Gülen’in beratı sağlanmıştır (2007).

   * Fethullahcılar, ülke yönetimi konusunda AKP ile görüş ayrılığına düşmüş, 2013 yılı sonlarında (17-25 Aralık) ortakları AKP’nin yumuşak karnına (hırsızlık ve rüşvet) operasyon yapmıştır.  

   * 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 yılları Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararları ile darbe girişiminde bulunan general ve amirallerin büyük bir bölümü bu dönemde general-amiral yapılmıştır.

   * Fethullahcı Terör Örgütü 15 Temmuz 2016 günü darbe girişiminde bulunmuştur.   

 

Sonuç olarak;

- Devletin en etkin istihbarat kurumu (MİT) 17 Kasım 1996 tarihli raporu ile bu adamın (Fethullah Gülen) masum olmadığını, gizli emellerinin olduğunu ortaya koymuş ve devleti yönetenleri uyarmıştır. - Dolayısıyla ilk MİT raporunun hazırlandığı 1996, Cumhuriyet Savcılarınca soruşturmaya başlandığı 1999, mahkemeye verildiği 2000 ve Milli Güvenlik Kurulu’nda bir eylem kararının alındığı 25 Haziran 2004 tarihleri, gittikçe yükselen tehlikeyi ikaz eden dört ayrı milattır.

- Buna rağmen Fethullah Gülen ile ortaklık yapmak ve hele hele 25 Haziran 2004 tarihli Milli Güvenlik Kurulu kararından sonra yapılan her türlü alış veriş suç niteliğindedir.

- Bununla birlikte özellikle 2009-2012 arası dönemde bazı akademisyen, gazeteci, emniyet müdürü ve asker tarafından “Fethullah Gülen Cemaati”nin çok tehlikeli bir oyunun figüranı olduğunu ortaya koyan kitaplar yayınlanarak halk ve hükümet bilgilendirilmeye çalışılmıştır. 

- Dolayısıyla şahısların ve hükümetlerin 1996 yılına kadar Fethullah’la olan ilişkileri, özellikle 2004 yılından sonra ortaya konulan ilişkiler ile eşit ağırlıklı değildir.

- 2004 yılı sonrasının aşağılayıcılık ve suç oluşturma katsayısı diğerlerinin asgari yüz katıdır.