“Balyoz Güvenlik Harekât Planı” ve FETÖ Yargılamaları

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Hasip Saygılı, “15 Temmuz yargılamalarında FETÖ’cü Subay Tipi” (KARAR gazetesi, 24 Ağustos 2017) başlığı ile kaleme aldığı yazısında, FETÖ’nün iğfal ettiği subay karakterini analiz etmiştir.

2010 yılında başlanan “Balyoz” davası, bilgisayardan çıktısı dahi alınmamış dijital “Balyoz Güvenlik Harekât Planı” denen bir çalışmaya dayandırılmıştı. Bu “Plan”ın yurt dışında (ABD’de) hazırlandığına dair pek çok emare mevcuttu. Aslında bu “Plan”ın, plana benzer tarafı olmadığı gibi uygulanabilirliği de yoktu, hapishanede üzerine 35 sayfa eleştiri yazmıştık. 

15 Temmuz 2016 günü Rusya Devlet Başkanı’nın danışmanı Aleksander Dugin’in konferansını dinlemek için Ankara’da idim. Fethullah müritlerinin henüz netleşmeyen darbe girişimi başlayınca Malatya’dan bir gazeteci arkadaş aradı ve düşüncelerimi sordu. Ona verdiğim cevapta özetle “Bu faaliyet de tıpkı ‘Balyoz Güvenlik Harekât Planı’na benziyor. Beceriksizce yapılıyor. Bir operasyon/harekât/darbe girişimi için karşı tarafın lider kadrosu birinci derecede önemlidir. Cumhurbaşkanı, Başbakan, İçişleri Bakanı, MİT Müsteşarı, Adalet Bakanı alınmadan bu işe başlanmış olması, işin fiyasko ile sonuçlanacağının göstergesi olduğunu” söyledim. Ayrıca halkı arkasına almamış bir darbenin başarı şansının olmadığını da vurgulamıştım.  

Bizler, “Balyoz” yargılamaları süresince göğsümüzü gere gere, suçsuz olduğumuzu kanıtlarıyla ispatlamaya çalıştık. Suçlamaları kabul etmedik.

FETÖ’cüler, “15 Temmuz”da, “Balyoz” yargılamaları süresince irdelenen “Balyoz Güvenlik Harekât Planı”nın değişik bir versiyonunu darbe planı olarak hayata geçirmeye/uygulamaya koydukları kanaatindeyim. Zira, iki plan arasında büyük benzerlikler olduğu hissedilebiliyor, bu benzerliklere “Görevlendirme listeleri” örnek olarak gösterilebilir. Muhtemeldir ki bu plan da yine ABD’de hazırlanmıştır.  

İçeriği itibariyle yetersiz olan bir planın, uygulamasının da hatalı olacağı kaçınılmazdır. Yaptığım ilk değerlendirmeyi bu esasa dayandırmıştım.

Gelelim son safhaya, yani yargılama safhasına; bizler bilmediğimiz, yapmadığımız, düşünmediğimiz bir olayı kabullenmedik. Oysa FETÖ üyeleri yine kopya çekip bizim yaptığımızı yapmaya çalışıyorlar, yani inkâr ediyorlar. Onların düşünmek istemedikleri konu, bu iki olay arasında kurgusal bağlantının haricinde hiçbir bağ olmadığıdır. Belki de artık söyledikleri yalana kendileri de inanıyorlar, belki de hapishanede ihtiyaç duyulan en önemli şeyin “umut” olmasından dolayı, umutlanabilmek için yalan söylüyorlar.  

Doç. Dr. Hasip Saygılı, “Kumpas davaları” ile hapse atılıp TSK sisteminden ilişiği kesilen general, amiral ve subaylar için: Bir de kumpas yargılamalarında savunmalarını dinlediğimiz subay ve generallerin dün tanık olduğumuz tarzda yalancılık, riyakârlık ve düşüklüklerine tanık olmadığımızı bir hakşinaslık olarak kaydetmemiz gerekir. Yüksek makamları işgal eden amirleri tarafından hakları yeterince savunulmamasına rağmen FETÖ’nün mahvettiği subay ve general kitlesinin yargılamalar esnasında gösterdiği vakar ve celadet not edilmelidir.” değerlendirmesine karşın,  

FETÖ tipi subayı şöyle tanımlamıştır: Özetleyecek olursak, Ahmet Gümüş’ün (15 Temmuz öncesi Hava Harp Okulu Dekanı havacı Kurmay Albay) şahsında mahkemede karakterini ve kendisini gizlemeyi artık içselleştirmiş olmasına rağmen pek kimseyi inandırma kabiliyeti kalmamış tipik bir FETÖ aparatı gördüğümüzü söylemeliyiz. Olayların merkezinde iken hiçbir şeyden haberdar olmadığını ve Fethullah Gülen’i tanımadığını ileri sürebilen, seri halde yalan söyleyebilen, işlemiş olduğu cürümleri dahi neredeyse başkalarına yıkan, kendileri ve mensup oldukları fesat şebekesi dışında dikkate aldığı bir değeri bulunmayan bedenlerle karşı karşıyayız…” 

Sonuç olarak, 15 Temmuz 12016 günü yürürlüğe konulup uygulanmaya çalışılan planın, “Balyoz Güvenlik Harekât Planı” kurgusunun esas alınarak hazırlandığı, devam eden yargılama aşamasında FETÖ sanıklarının, aynı kalıbın dışına çıkmayıp “Balyoz davası” sanıklarının savunma tarzlarını (kabullenmeme) taklit etmeye devam edecekleri değerlendirilmektedir.