AKP’nin 2023, 2053, 2071 Hedefleri

Cumhurbaşkanı Malazgirt’te yaptığı konuşmada “2023, 2053 gibi 2071’i de kendimize ufuk çizgisi bir kızıl elma olarak belirledik.” dedi.

(Hürriyet Gazetesi, 27 Ağustos 2017)

   Türkiye Cumhuriyeti Devletinin belirlenmiş hedefi: “Çağdaş medeniyet seviyesinin üzerine çıkmaktır.” Bu hedef sonsuza kadar devam edecek bir hedeftir. Bu hedef dönemsel olarak incelenerek görülebilir gelecek için ara hedefler belirlenmesi gerekir: 5 yıllık, 10 yıllık süreler gibi...

   30 Eylül 2012 tarihinde AKP tarafından yayınlanan “AK PARTİ 2023 SİYASİ VİZYONU” adlı kitapçıkta 2023 hedefinden bahsedilmektedir. Bu makul bir tarihtir. Yani yaklaşık 13 yıl sonrasının hedeflerinden söz ediliyor. Buna karşın “2053, 2071” gibi hedefler, karşılığı olmayan sözlerdir. Zira “Çağdaş medeniyet seviyesinin üzerine çıkmak” ifadesi bu tarihler için yapılmak istenen hayalleri de karşılamaktadır.

   AKP iktidarının “Çağdaş medeniyet seviyesinin üzerine çıkma” hedefini benimsediği de şüphelidir. “Çağdaş medeniyet seviyesi” hedefinin içinde sadece ekonomik veriler değil,  eğitim, bilim, spor, sanat, yaşam tarzı, hayata bakış gibi değerlerin de anlaşılması gerekir. Kitapçıkta “Cumhuriyetimizin 100. yılı için başlıca hedeflerimiz şunlardır” diye sunulan “2023 hedefleri” şunlardır:   

   • “Gayri Safi Yurtiçi Hasıla büyüklüğü bakımından dünyanın ilk 10 ekonomisi içinde yer almak.

   • Enflasyon ve faiz oranlarını kalıcı biçimde düşük ve tek haneli rakamlara indirmek.

   • İhracatımızı 500 milyar dolara ulaştırmak.

   • Kişi başına milli gelirimizi 25 bin dolara yükseltmek.

   • En az 2 trilyon dolarlık bir ekonomi büyüklüğüne ulaşmak.

   • İşsizlik oranını yüzde 5’e indirmek, istihdam oranını da en az yüzde 50’ye yükseltmek.” (s.54)

   • “Cumhuriyetin 100.yılında, 50 yaşın altında %100’lük okur-yazarlık oranına ulaşmış, genç nüfusunun tamamı asgari lise eğitimi görmüş ve talep eden herkese yükseköğretim imkânı temin etmiş bir ülke olmayı hedefliyoruz.” (s.47)

   • “Refah artırıcı politikaların uygulanmasında aileyi esas alacak ve 2023 yılına kadar yoksulluk sınırının altında tek bir aile kalmamasını sağlayacağız.”  (s.35)

   AKP’nin 2023 yılı için yukarıda koyduğu hedefler için bugünün verileri irdelendiğimizde hiç birisinin gerçekleşme olasılığı görülmemektedir. 

   - 2002 yılında dünyanın 17’nci ülkesi iken bugün 18’nci sıraya gerilemiş vaziyetteyiz. 15 yılda bir basamak geriye götürülmüş bir hükümetin önümüzdeki 7 yılda anılan hedefe (ilk 10 ekonomi) ulaşabilmesi mümkün görülmemektedir.  

   - Ağustos 2017 itibariyle enflasyon iki haneli (10,2), faiz yüzde 11,61’dir. Yani öngörülen kalıcı tek haneli rakamlar yerine çift haneli rakamlarda seyretmektedir. Daha da kötüsü çift haneli rakamlarda kalıcı olma riski mevcuttur.  

   - İhracatımız (2016 yılı) 142 milyar 610 milyon dolardır. Türkiye’nin bugün içerisine düşürüldüğü uluslararası yalnızlık ve kavga ortamı dikkate alındığında bu rakamın 7 yıl sonra yaklaşık üç buçuk kat artması mümkün değildir.  

   - Kişi başına ortalama milli gelirimiz yaklaşık 10.461 dolardır (2017 yılı). 2012 yılında kişi başına milli gelir yaklaşık 12 bin dolar iken bugün 10 bin dolara gerilemiştir. Dolayısıyla bu kalemde de hedefe ulaşabilmek net bir ifadeyle mümkün değildir.

   - İşsizlik oranı (2016 yılı) yüzde 10,9, istihdam oranı yüzde % 46,3’dir. İşsizlik, öngörülen rakamın iki katındadır. Özellikle gençler arasındaki işsizlik oranı yüzde 20’ler civarındadır. Mevcut anlayışla, söylenen hedefe ulaşması hayalin ötesindedir.

   - Türkiye’nin ekonomik büyüklüğü (2016 yılı) 735,716 milyar dolardır. Öngörülen iki milyon (eski para ile iki trilyon) dolara ulaşabilmesi için yaklaşık iki buçuk kat büyüme gerekmektedir. Mümkün değildir.

  - 2025 yılında yüzde 100 okur yazar olma hedefimize ulaşabiliriz, ancak hükümetin özellikle kız çocuklarımıza yönelik uyguladığı erken evlenme, evinde kocasına hizmet etme, dört çocuk doğurma gibi teşvik nitelikli yaklaşımları nedeniyle “genç nüfusunun tamamı asgari lise eğitimi görmüş ve talep eden herkese yükseköğretim imkânı temin etmiş bir ülke” hedefi kendi içinde çelişkilidir. Bu nedenle 7 yıl sonra gerçekleşmesi mümkün değildir.     

   - “2023 yılına kadar yoksulluk sınırının altında tek bir aile kalmamasını sağlayacağız.” denmesine karşılık bugün Türkiye’de her 8 kişiden birisi sosyal yardım almaktadır. Bakanlık verilerine göre bu rakam 10 milyon 610 bin kişidir. Bir torba makarnaya, çaya, şekere, yağa alıştırılarak oy deposu haline getirilmiş bu insanların, yoksulluk sınırının üzerine çekilmesi hem AKP’nin oy beklentisi, hem de ekonomik veriler itibariyle söz konusu değildir. 

    Sonuç olarak, 15 yıldır iktidar olan AKP hükümeti 2012 yılında 13 yıl sonra için belirlediği hedeflerine ulaşması mümkün görülmemektedir. Dolayısıyla “2023, 2053 gibi 2071’i de kendimize ufuk çizgisi bir kızıl elma olarak belirledik.” gibi sözler, pratikte karşılığı olmayan hamaset yüklü sözlerdir. Bu söz, hükümetin kendi yeteneğinin (neyi yapıp, neyi yapamayacağının) dahi farkında olmadığını göstermektedir. Ülke insanımız gerçekleşmesi mümkün olmayan vaatlerle kandırılmaya devam etmektedir.