Özelleştirerek yerli ve milli olunamaz (Tank-Palet)

Cumhuriyetin kendi tasarrufları ile kurduğu Askeri Tank Palet Fabrikası da özelleştirmeye çıkarıldı.

Gelin özelleştirmelerin ülke geleceği ile olan doğrudan ilişkisini anlamaya çalışalım.

Özelleştirme bir küreselleşme saldırısıdır. Çok uluslu şirketlerin milli pazarları ele geçirerek ulus devleti parçalama stratejisidir.

İç pazarınız çok uluslu emperyalist ellere geçmişse milli devletten söz edemezsiniz.

AKP iktidarı ülkeyi yönetmekte neden bu kadar zorlandığını hala anlayamadı. Yerli ve milli olacağım diye önüne bir program koydu. Lakin hiçbir zaman yerli ve milli olamadı. Olamayacağı da ortadadır. Özelleştirerek fabrikaları, yani o fabrikanın ürününün satıldığı pazarı satarak milli olunamaz.

Cumhuriyet döneminin kendi tasarruflarıyla ortaya koyduğu sermaye ve emek sayesinde kurduğu kitleri yabancılara satan AKP iktidarı, hala satmaya devam ediyor.

Hem satıyoruz hem borçlarımız artıyor. Bazı üretim olanaklarını eline geçiren yabancılar üretimi durduruyor. Fabrika alanını rant olarak kullanıyorlar. Yerli üretimin yerine de ürünü dışarıdan ithal ediyorlar. İthalat patlaması bundandır.

Özelleştirmeler olmadan önce sanayi ürünlerinin Gayri Safi Milli Hasıla içindeki payı %35 iken, özelleştirmelerden sonra bu pay %15’e düştü. Yani ithalatımız artıkça, borcumuz ve yabancılara olan bağımlılığımız da arttı.

Özelleştirmenin yabancılaştırmak olduğunu dünya âlem gördü ama AKP iktidarı özelleştirmelere devam ediyor.

Ulusal pazarlar yabancıların eline geçtikçe, yani milli devlet yetkileri yabancı ortaklı şirketlerin eline geçtikçe, yani ekonomi idaresi yabancılara geçtikçe, ülke yönetimi de zorlaştı. Siyaseten sizin iktidar olmanız, ekonomiyi yönettiğiniz anlamına gelmez.

Ekonomik karar vericiler yabacılar olunca, ülke iktidarına tam anlamı ile sahip çıkma işi de zorlaştı. AKP’nin yönetememesi önemli ölçüde bundandır.

Ulusal pazarları elinde tutanlar yani ekonomi idaresini elinde tutanlar ülke yönetimine de ortak olanlardır.

Stratejik üretim ve dağıtım kurumlarının özelleştirilmesinin yanlış olduğunu, bu durumun, milli devletin egemenlik alanını daralttığını söyleye geldik.

Buna en taze örnek enerjide ki özelleştirmedir. ABD’nin İran petrol yaptırımına devlet uymayacağım dedi. Lakin yabancı ortaklı petrol şirketi İran’dan petrol alımını durdurdu.

Stratejik olan, hele bir de doğrudan güvenlik ile alakalı ise, hepten mahsurludur. Güvenliği satıyorsunuz demektir.

Askeri alanların, askeri fabrikaların hep devlet elinde olması doğrudan güvenlik sorunudur. Yarın bir savaş sırasında yeniden el koymak ve üretime devlet eliyle devam etmek zaman alabilir.

AKP KİT’leri satıyor. Sattıkça kendine yeni bir yönetim ortağı almış oluyor. Yani eskiden kendisine ait olan bir kurumu başkalarına satarak, sattığı kurum üzerinden kendisinin başına karar ortakları yaratıyor.

Durum bu olunca yönetmek de zorlaşıyor. AKP’nin ülkeyi yönetememesindeki temel sorun da zaten budur.

Satarak milli olunamaz. Hem milliyim diyeceksin samanı bile dışarıdan ithal ettirecek bir yönetimin başında olacaksın. Demek ki gerçek yöneten AKP iktidarı değil, ekonomiyi idare edenlerdir. Onlar da samanı da ithal etmemizi gerektiren bir sistemi bize dayatıyorlar.

Bu satışlardan üreten özel sektörün fevkalade rahatsız olduğunu da biliyoruz.

Çünkü satışlar çok uluslu ortaklı şirketlere satılıyor. Yani yerli üreticiyi de doğrudan ilgilendiriyor. Büyük sermaye kazanıyor. Küçük ve orta ölçekli sermaye de kaybediyor.

Kaybeden sadece Türk halkı olmuyor. Ulusal pazarlar yabancılara gidince kazanan çok uluslu şirket, kaybeden hem devlet hem küçük sermaye oluyor.

Tank Palet Fabrikası da satılırsa, çok uluslu bir şirkete yeni bir Pazar daha sağlanmış olacaktır.