Yazdır

AHMET ŞAFAK ÇAĞIMIZIN BARIŞ MANÇO’SUDUR

Günde en az 7-8 gazete alır, diğer kalan gazeteleri de siyasi bir ayrım gözetmeksizin, sosyal medya üzerinden takip ederdim...
 
Lâkin uzun bir süredir, bu anlayışıma, ara verdim.
 
Ne kadar doğru bir fikre sahip olursan ol, ne kadar tarafsız olursan ol, bizim gibi, iliklerine kadar biat kültürü işlemiş olan bir toplumda, herhangi bir taraf olup, senden olmayana karşı düşmanlık beslemediğin sürece, bir kıymet-i harbiyen bulunmamaktadır.
 
Herkesin düşüncesi paralelinde bir şey söyleyeceksin ki yazdıklarını ve söylediklerini dikkate alsınlar.
 
Bu bizim için bir anlam ifade eder mi? Tabii ki etmez...
 
Biz doğru bildiğimiz yolda, Ebu Zer misali, yalnızlığı tercih etmiş, bu uğurda çileye talip olmuş şahsiyetleriz.
 
Demiştim ya uzun bir süredir gazete almıyorum diye, sosyal medya üzerinde, bir de baktım ki şahsımın nezdinde; çağdaşlarımız arasında Türkiye’nin yetiştirmiş olduğu en kıymetli sanat, edebiyat ve fikir adamlarından biri olan Ahmet Şafak’ın, Hürriyet Gazetesi Kelebek Eki’nden, Tülay Demir Oktay ile röportaj haberini gördüm ve salı gününün gelmesini, büyük bir sabırsızlık ile bekledim.
 
Gün geldi çattı ve nihayet gazeteyi elime aldım.
 
Ahmet Şafak, kendi bulunmuş olduğu ideolojik grup içerisinde, fikri noktada, zirve konumundadır.
 
Türkiye dışında, dünyanın birçok ülkesinde kalabalıklara hitap edip, büyük konserlere imza atmaktadır.
 
Bildiğiniz üzere, son zamanlarda Veysel Mutlu adlı emekçi bir kardeşimizin pazar tezgahında Ahmet Şafak’ın “vay delikanlı gönlüm vay” adlı eserini yorumlaması ve neticesinde sosyal medyada patlama yaşaması sonucunda, tüm dikkatler birden, Ahmet Şafak’ın üzerine çevrildi.
 
Hâlbuki Ahmet Şafak bugün değil, bıyıklarımızın terlemeye başladığı günden bu yana, gönül makamımızın en üst makamındaki yerini almış bulunmaktadır.
 
Ahmet Şafak, geçmiş ve gelecek arasında bir köprüdür. Birden parlayıp, yarın sönüp gidecek olan, pop yıldızları ile herhangi bir benzerlik göstermez.
 
O, yazmış olduğu kitaplarla, yapmış olduğu bestelerle, geçmişe ayna, geleceğe ışık olup, gençliğimizin yolunu aydınlatmaktadır.
 
Peki kimdir Ahmet Şafak?
 
Aslen Karadenizli bir aileye mensup olan Ahmet Şafak, Vikipedi’deki bilgilere göre, 1 Ocak 1961 tarihinde İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Aynı zamanda evli ve üç çocuk babasıdır.
 
Çoğu kişi onun yazarlık yönünü bilmeyip, sanatçı yönünü bilmektedir.
 
Lâkin Ahmet Şafak, çıkarmış olduğu birçok müzik albümünün yanı sıra, bugüne kadar birçok fikri ve edebi esere de imza atmış bulunmaktadır. 
 
Sırası ile: 
 
1992 yılında, "Türk Asrına Girerken ( Dünya Türklüğü Uyanıyor)"
 
1993 yılında, "Kavramlara Dokunmak" 
 
1995 yılında, "Yükselen Milliyetçilik ve Liberal İhanet"
 
2007 yılında, "Kan Meclisi 1915" 2008 yılında, "Kurt 2015" 
 
2009 yılında, "Şöhret Sanatı Öldürdü Cinayeti Ben Gördüm" 
 
2012 yılında, "Küresel Gelişmeler Işığında Türkleşmek İslamlaşmak Çağdaşlaşmak" 
 
2012 yılında, "Ahmet Şafak Çizimleriyle Ömer Seyfettin Hikâyeleri"
 
2013 yılında, "Türk Olmak Sanatı"
 
2016 yılında, “Kurdun İntikamı” ve “Kurt Kapanı- Kod Adı Şarkıcı”
 
2018 yılında ise “Turukkuların Hayaleti”
adlı eserleri yayınlanmış bulunmaktadır. 
 
Kurultay Gazetesi, İlkhaber Gazetesi, Tercüman Gazetesi ve Ortadoğu Gazetesi başta olmak üzere çeşitli gazetelerde de geçmişte köşe yazarlığı ve gazetecilik yapmış bulunmaktadır.
 
“Sarıkamış” isimli şarkısıyla, “2005 Yılı Kral Tv Müzik Ödülleri Özgün Müzik Kategorisi’nde “En İyi Erkek Solist” ödülü almıştır.
 
Ayrıca, aşağıda ismini zikredeceğim dizi ve filmlerde rol almıştır:
 
Avcı (Kanal D)- (2001)
Rabia (Kanal 7)- (2003)
Kıyan Tepesi Efsanesi (Film)- (2004)
 
Velhasıl-ı kelâm Ahmet Şafak, hayatı kaleme alınacak bir mütefekkirdir. Ona karşı göstermiş olduğumuz sevginin ve saygının temelinde de bu derinlik yatmaktadır.
 
Bu arada, röportajda çok kıymetli bir şarkısı, yani eseri olan “Memleket Meselesi” hakkında şu cümleleri kullanarak, bugüne kadar bilmediğimiz bir sırrını açıklamaktadır bizlere Ahmet Şafak:
 
“MEMLEKET MESELESİ”Nİ ASLINDA DEVLET BAHÇELİ’YE İTHAF ETTİĞİMİ KİMSE BİLMEZ”
 
  • TDO: Ahmet Bey, nedir bu “Memleket Meselesi”?
 
  • AŞ: Siz birine çok büyük hürmet duyarsınız, onun toplum için, millet için kıymetini bilirsiniz. Bu sevgiyi anlatmayı, bu değerin tarihe mâl olmasını istersiniz. Ben tarihe geçmesi için o değerin şarkısını yaptım. “Olamam çok sevsem de bir aşkın kölesi, senin derdin aşk benimki memleket meselesi” dedim. Benim çok hürmet ettiğim, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bekası konusundaki görüşlerini, hassasiyetlerini ve Türk siyasetine getirdiği bilge tavrı hakikaten çok kıymetli bulduğum Devlet Bahçeli’ye ithaf ettiğim bir eser aslında. Bunu da kimse bilmez.”
 
Bir de Ahmet Şafak’ı, Ahmet Şafak yapan “Yalnız Kurt” adlı şarkısının bir hikâyesi var ki hüzün ve onur iç içe geçmektedir:
 
 
“EVİMİZİN DAMI AKARDI ALTINA LEĞEN KOYARDIK”
 
  • TDO: “Yalnız Kurt” benim de en sevdiğim şarkılardan. Hikayesi nedir?
 
- AŞ: Yalnız Kurt” kalabalıklar içinde hedefleriyle ve insanlığa ait güzel düşünceleriyle yaşayan, biraz da hüzünlü birinin hikayesi. Özgürlüğüne düşkün, buna rağmen topluma karşı sorumluluk hissi duyan biri...
 
  • TDO: Nasıl doğdu bu şarkı?
 
- AŞ: Yalnız Kurt”u yazdığım dönemde işsizdim. Birkaç kapıdan geri çevrilmiştim. Evliydim de... Bir gün yine kötü bir iş görüşmesinden sonra eve döndüm.
Oturduğum evin damı akardı. Odaya girdim, eşim akan yerin altına bir leğen koymuş. Bizim gecekondu kültüründen gelenler bilir, leğen evin en önemli aksesuvarlarındandır.
 
Neyse... Damdan sular akıyor. Yine bir kapı yüzüme kapanmış. Oturdum, ertesi günü düşünüyorum. İş yok, eve ekmek getiremiyorum neticede. Hayallerim var hayata dair, ideallerim var. İlk söz o hissiyatla bir klişe olarak ağzımdan çıktı: Biz böyle görmedik, haram bilmedik, eğilmedik, bükülmedik...”
 
Yazının Dibi; Ahmet Şafak sanat dünyasında çağımızın Barış Manço’sudur.