Yazdır

MÜSLÜM BABA FİLMİ’NDE HİLAL BIYIK OPERASYONU!

 

Hayatın meşgalesinden dolayı, uzun süredir sinemaya gidemiyordum. 

 

Ta ki Müslüm Gürses’in hayatı film yapılıp, vizyona girene kadar. 

 

Müslüm Gürses, lise ve üniversite çağlarımda, vazgeçilmezlerim arasındadır.

 

Tabii ki bir dönem cemaat ve tarikat zihniyeti ile fazla içli dışlı olduğumuzdan ve bu yapılarda devamlı bir şekilde suni bir düşman, yani İslam düşmanı üretimi yapıldığından, Müslüm Gürses’in “açılsın meyhaneler, yıkılsın minareler” diye bir esere imza attığını düşünerek, ona gönülden buğz edip, sevgimi de saygımı da rafa kaldırmıştım. 

 

Bizim değerlerimize alenen söven bir adama sevgi besleyebilecek kadar, gönül ehli değildik...

 

Hatta bu konudan dolayı, kadim dostum, Ağabey’im Popstar yarışmasından Bayhan Gürhan ile uzun uzun tartışmalara da imza attığımız olmuştur. Şahsıma bu konuda ne anlattıysa o vakitler, fayda etmemiştir. 

 

Velhasıl, aradan geçen zaman ile birlikte, bakış açılarımız genişleyip, evrenselleşti ve neticesinde, Müslüm Gürses’in yasaklandı denilen bu eserinin, aslında hiç olmadığına kanaat getirdik. Çünkü içerisinde bulunmuş olduğumuz yapılar, kendileri gibi inanmayan herkese karşı, cephe alıp, bir şekilde savaş açıyorlardı. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun ki bizi bu İslam ve insanlık dışı bakış açılarından sıyırdı, aldı. Hem biz değil miydik “Allah’ım sen bizi senin yolunda gidenlerin yoluna ilet, senin yolundan sapmışların, sapıkların değil.” diye günde beş vakit dua eden...

 

Neyse, sinemaya gittik.

 

Zerrin Tekindor, Ayça Bingöl, Timuçin Esen, Erkan Can, Şahin Kendirci ve Erkan Avcı, oynadıkları rolün hakkını ziyadesi ile vermişler.

 

Film bitene kadar, boğazımız düğüm düğüm oldu. 

 

Lâkin filmin başından sonuna kadar dikkatimi çeken bir şey vardı... Müslüm Gürses’in gerçek hayat hikâyesinin uyarlandığı bir filmde, Müslüm Gürses’in annesini ve kız kardeşini öldüren, hayatta tutunduğu tek dalı olan erkek kardeşi Ahmet’in de ölümüne sebep olan babasının, bıyıklarının “hilal” şeklinde oluşuydu. 

 

Müslüm Gürses’i, annesini ve kardeşlerini kemer ile döven, hiç ayık dolaşmayan, sanat ve aile düşmanı bir adamı, nasıl olur da hilal bıyıklı yapmışlardır?

 

Bu yapılan, kasıtlı yapılmış olan bir algı yönetimidir. 

 

Bu yapılmış olan Ülkücüler’i; karısını ve kızını öldürecek kadar zalim olarak gösterip, halkın bilinçaltına tecavüz etmektir.

 

Bu yapılmış olan, bu ülkenin 2. Kurtuluş Savaşı’nı vermiş olan yiğitlere karşı açılmış olan bir savaştır. 

 

Bu yapılmış olan, gaflet değilse, ihanettir!

 

Evet, her hilal bıyıklı olan Ülkücü değildir; lâkin halkın genel algısı bu yöndedir ve bu yapılan bilinçli bir şekilde yapılmış olan, bilinçaltı bir operasyondur.

 

Biz de ne bekliyoruz ki zaten?

 

Son zamanların popüler roman yazarı Hakan Günday, filmin senaristleri arasındaymış.

 

Bu yapılmış olan, bir zamanlar Ülkü Ocakları’nın düzenlemiş olduğu gecelerde sahne almış olan Müslüm Gürses’in hatırasına da büyük bir saygısızlıktır.

 

Tüm oyuncu kadrosunu tenzih eder, Ülkücü Hareket’in Hakan Günday’a gerekli tepkiyi demokratik yollarla dile getirmesini temenni ederim. 

 

Dizi-film ve sinemalarda vatan hainlerinin baştacı, vatanseverlerin ise katil olarak gösterilmesine bir son verilmesi, en büyük arzumuzdur. 

 

Sevgi ve saygı dilinin hâkim olduğu, kimsenin düşüncesinden dolayı yargılanmadığı, fikirlerin silah ile susturulmaya çalışılmadığı, mutlu yarınlara gebe olan bir Türkiye özlemi ile...

 

Selâm, sevgi ve muhabbet.

 

Not: bu yazı herhangi bir siyasi parti taraftarının değil, vicdan sahibi bir kalemin isyanıdır!