Yazdır

MİLLİ BİRLİK VE BERABERLİK İÇİN...

 

(Bu yazı Noktasal bütünsel bir Arzudur! )

Arkadaşlar, bu kez de mantık ötesi, kabullenilmesi zor bir konuyu seçtim sizler için..

. Çünkü bu konu Türkiye ile ilgili elzem bir anlayış kazanımı sağlamak amacıyla yazılmıştır.

Bu nedenledir ki, okuması ve akla yatkın gelmesi kolay, fakat yapılması nefse ağır bir yük gibi gelecek bir konuya davet etmek için yazdım bu yazıyı...

Bu yazı Noktasal bir anlayışın, bütünsel arazlar halindeki derinliklerde herkes için bir kurtuluş ve değerlenme formülü vermektedir. Bu yazı bir Kuvayi Milliye (Milli Kuvvet) sağlayan Kurultay mantığını öğreten ve Kocaeli'nden uzanıp Çanakkale'de ortaya çıkan Milli Birliğin iradesini yeniden tesis etmek amaçlı bir çabadır!.. Bu çaba, aynı zamanda tüm liderliklerin zamane imtihanı ve Türkiye'nin yarasını saracak bir reçetedir.

En önce yazacaklarımı yazmadan önce, Türkiye'nin birlik ve beraberliği için, Türkiyemizin her türlü bölücü, yıkıcı, gerici, boşboğaz, bağnaz, cahil, Aptal, öngörüsüz, mezhepçi, etnik kimlikçi, alaycı, dalgacı, yalancı ve ikiyüzlü planları ve hain emelleri olan her durumsallıktan kurtulmasını ve arınmasını diliyoruz!..

Diyeceğim şey O ki; Birlik için herkesin çaba göstermesi gereken bir zamandayız. Ama hiç kimse ne yapacağını bilemiyor?!.. Bu konuda kafalar karma karışık!?.. Örneğin: En basiti, sosyal medyaya meraklı bir millet olarak, artık neyin yalan neyin gerçek ve doğru olduğunu ayıramıyor haldeyiz!.. Bir sürü bilgi kirliliği, yalan yanlış ve asılsız haberler servis ediliyor?!.. Herkes bi yerlerde bu devleti yıkmak için hain planlar yapıyor... Yapıyor mu yapmıyor mu onu da bilemiyoruz!?... Resmen at izi it izine karışmış!?..

Dolayısı ile hepimiz ne görüyorsak ve neyi okuyor isek, hemen destek veriyor, paylaşıyor, yorum yaparak savunuyor ya da tepki koyuyoruz!.. Sonra bir de bakıyoruz ki asılsız, yalan yanlış haber imiş okuduğumuz!?.. Oysa ki doğrunun ne olduğunu bileceksin ki onun için mücadele edecek ve taraf olacaksın, onu savunacak veya kınayacaksın!.. Ya da bayrağı eline alıp sokağa çıkacaksın!.. Ama öyle bir duruma geldik ki hergün yeni bir haber!?... Doğru mu yanlış mı şüpheli!?.. Ve bölücü hainler asla boş durmuyorlar!.. Bizleri yokuşa sürecekleri bütün hassas konuları kullanarak, bizi bize düşürmeye ve bölmeye gayret ediyorlar... Biz de farkında olmadan buna alet olabiliyoruz!.. Bununla ilgili gazetelerde kandırılıp dağa çıkan, Işide katılan, mafyaya düşen, fuhuş batağına itilen, uyuşturucu batağına çekilen ve sayısız örneklerle dolu konular ile muzdarip sonuçlar ortaya çıkıyor!.. Oysa ki onların hepsi bizim evladımız! Kız kardeşimiz! Annemiz! Babamız! Kardeşlerimiz değil midir?!.. Ufacık çocuk yurt dışına kaçmış neden?! Terör örgütüne katılıp, güya cihat edip kendini patlatıp cennete gidecek imiş!?..

Unutulmamalıdır ki, bizim ne sığınacak ne de gidebilecek başka bir devletimiz yoktur!.. Bizi Suriye gibi karıştırmaya çalışabilirler!.. Bu konuda gerekli önlemlerin ivediyyen sağlanması ve birliğin, Milli Kuvvet (ya da Kuvayi Milliye) olarak güvenli bir dayanışma ile tesis edilmesi gerekir!.. Çünkü bizi kabul edecek hiçbir devlet yoktur!.. Ki, olsa bile ne yazar ki?!..


Dolayısıyla, şu an sağlanması gereken ilk husus: Herkes ve tüm liderler parti taassubunu aşıp kenetlenmelidir. Milli Kuvvet halinde bağlantıda kalınması gereken bir dönemdeyiz çünkü... Bu da kurultay mantığıyla olabilecek birşeydir... Bu güce Milli güç, Milli Kuvvet ya da orijinal deyimiyle KUVAYİ MİLLİYE HAREKETİ demek daha doğru bir tariftir arkadaşlar!..

Örneğin: Şu aşamada bütün partilerin il ve ilçe yöneticileri gidip birbirinin çayını içmeli, birbirleriyle tanışmalı ve birbirlerinin telefonunu almalı!.. Dünyanın türlü türlü hali var!.. Partisel yöntemlerde kıran kırana tartışsın ama ayrılırken öpüşerek, birbirini kucaklayarak ve sarılarak ayrılsınlar!.. Ayrı ve taraf oldukları konu bir yana, bir de Milli birlik ve dayanışma için yapmak zorunda oldukları ortak koordinasyonlar geliştirsinler!.. Hepimiz bu ülkenin evlatlarıyız. Bunun şüphesiz bir sağlamlıkla pekişmesi için bunlar artık gerekli!..

Çünkü Ülke, gerçekten bir felaketten geçiyor... Şu ana kadar olan oldu!.. Ama şu anda; ülkemizde ayrılık ve düşmanlık yaratmak hem de algı oyunları, ekonomik idtikrarsızlık ve bir yığın gizli bölücü hain planlar ile insanlar birbirine düşürülmeye çalışılıyor...

Her konuda, her kesimin mezhep, etnik yapı, parti ve muhtelif konular üzerinden gaza getirmeye çalışıyorlar... Evet tartışalım, yazışalım ama birbirimizi uyaralım, birbirimize destek olalım. Ama provakasyonlara gelmeyelim.

Tüm partilerin, partililerin partisizlerin bu konuda hassas olması ve kaynağı belli bilgileri dikkate alması ve böyle bir birlik içinde olmaları için çaba sarfetmeleri gerekiyor.

Örneğin: Kaynağı gazetelerden, dergilerden, onaylı yabancı basından izlemek, paylaşmak, yorum yapmak ve seviyeli bir şekilde tartışmak kültürümüzü arttırır iken; Basın Enformasyon Müdürlüğünden geçmemiş kaynaklara riayet etmemek en güzelidir. Tartışmak iyidir fakat hakaret ve dayatma kötü birşeydir. Bu tür suçları bilmeden işlemeyelim. Dikkat edelim...

Diyelim ki, şüphede kaldığınız bir olay olduğunda; Hangi partiye mensup iseniz, veya hangi gazete veya dergiyi okuyor iseniz acele etmeden takip edin... Kesin olmayan bir sonuç elde etmeden yorum yapmayın... Çünkü istenilen şey, kişilerin gaza gelmesi, provoke olması, hakaret, küfür ve kutuplaşma içine girmesidir.

Bu nedenle parti liderlerini ve katılmasanız dahi karşı parti liderlerini iyice dinleyin. Hiçbiri tesadüfen orada değillerdir çünkü!..
Bu bakış açısı Noktasal olduğu için hem sizi korur, hem geliştirir, hem de yanlış kaynaklardan gelen kirli bilgileri önler...

Herkesin görüşlerini açıklaması, yazması, tartışması, savunması, karşı tarafın fikrini değiştirmek için mücadele etmesi ve bunu bilimsel, kültürel ve ahlaklı bir şekilde yapması gerekir. Ne var ki bütünsel bakarak bunu yapmak bizi birliğe ve karşılıklı anlayışa sahip kılar...

Birgün gelince tüm zabit, kolluk kuvvetleri, tüm halk aynı gemide olduğu için onun kurtuluşu için birlik olmayı bilmelidir. Fakat bunu sadece biliyoruz demek yeterli değildir!.. Bunun pratiğine geçilmeli ve liderlerin bu "Milli seferberlik" olgusunu kuru laftan çıkararak, Kuvveden fiile geçirmesi için böyle bir yol haritasını tartışmalı, zorlamalı ve hatta tüm Parti liderlerini bu konuda ikna etmelidirler!..

Bunun pratiğiyle ilgili elimizde mükemmel bir örnek var. O da Atatürk'ün kongreler ve dernekler aracılığıyla başardığı milli mütabakattır. Bu aynı zamanda milli bir denge ve milli bir kardeşlik güvenini tesis etmiştir.

Çok partili hayata geçiş ise, herkesin farklı fikirler ve yöntemlerini partiler halinde mecliste temsil eden seçilmiş vekiller aracılığı ile bu Milli Şuuru ileriye taşımak idi... Yani farklı fikirlerin tıpkı beynimizdeki çatışması gibi, partilerin bir tek vücut olan Türkiye'nin ilerlemesi amacıyla en iyi fikri devreye sokmasıdır. Kim kendi bedenine zarar vermek ister ki!?...

Yani, Türk Milletinin bütün halkları ile bir arada Atatürk önderliğinde kurduğu çağdaş, laik, sosyal, demokrat Türkiye Cumhuriyetinde, bu şuur ve bilinçle yeniden özüne dönmesi için bugünlerde yeniden kardeşliğimizi tesis etmemiz ve bilinçli olarak uzaklaştırılmaya çalışıldığımız özümüze dönüş yapmamız gerekmektedir.

Tüm Milletimizin asil kanında bu zaten vardır. Fakat bu konu tartışılmalı ve parti liderleri dahil bu "Milli Seferberlik" olgusunun ilk aşaması fiilen uygulanmalıdır.

Bu Türkiye hepimizin Türkiyesidir. Hepimize iş düşüyor... Bu hepimizin birlik ve beraberlik ocağıdır... Kut alan elimizin ilk meşalesidir.