Yazdır

OKU!

Birşeyi asıl manasıyla kullanmadıktan sonra, o şey hiç konuşulmamış hükmünde olur aslında!..

Doğanın yüklediği farklı genetik kodların misyonları vardır. Kişi, aynı etkilere uzun süre muhatap kaldığında adapte oluyor veya üreme yoluyla soyaçekim oluşturan genetik değişime uğruyor. Aynı şey, yüksek korku, duygu ve/veya travmalarla da olabiliyor?!

 

Yani herkes aynı doğasal genin, parçalara ayrılmış taraflarıdır!.. Bunun derinliklerinde aynı kod yapısına giden ve aynileşen tek bir kod vardır aslında!.. O kod yüzeye doğru çıktıkça, bulunduğu yer, ortam, iklim, çevre ve/veya doğanın o kısmına düşen etkisi ile kıyafetleniyorlar?!..

 

Daha da ötesi, ışık genetiğine göre, sonsuz evrenin her bir parçası da aynı ışığın türlü türlü kıyafetlenmesi şeklindedirler. Onlar da kendi içinde, ilanihaye bu şekilde, alt dallara doğru açımlanmaya devam eder... Ki dünyadaki insanların, gen özelliğinin aslında aynı öze sahip olduğu halde, bazı kodların ileri - geri hareketler nedeniyle oluşan farklılık gibi...

Artık bilim var! Bütün insanlığı kapsayan bir ışık!.. Örneğin: Kültür isimleriyle kıyafetlenmiş Tinsellik ve yaşam biçimlerinden, Bilimsel yaşam biçimine geçmek en doğrusu!?.. Özüm ışık, yolum ışık, kültürüm ışık, ırkım ışık vs. demeli!..

Işıksal tekamül için çok yol katetmemiz gerekiyor!.. Çünkü, içinde o yaşadığınız müddetçe, içinde olduğumuz şeyi analiz edemeyiz. Böylece ona, sadece "Gerçek bu" deriz?!.. Oysa ki biz gerçeği yaşamıyoruz! Tamamen saçma bir hayal ve o hayalin kıstaslarında, "Gerçek" olarak tanımladığımız bir saçmalıkta yaşıyoruz!.. )

Bütün dediklerimi, ezici bilimsel dökümanlarla ispat edebilirim fakat, bunun şimdilik sunulmasının konuya odaklakmaya yönelik bir faydası yok!.. Kuantum ve ışık bilimini incelemeniz önemli!..

Çünkü yaşadığın ortamın kısıtlılık cehenneminde, en üst bilgiler dahi o kısıtlılığın bir parçası olduğundan dolayı, bütün üretmelerimiz, sadece o ateşe odun ve yakıt oluyor. Sadece alevleri arttırıyoruz!..

Bir de Cennet var!?.. Saçmalıklar sarmalından oluşan bu dünyanın ötesinde duruyor?!..

Peki çözüm ne?!

Çözüm, aptalların işini aptallara bırakmalı ama uyum sağlayarak! Sonra asıl işine dönüp çalışmalısın!.. Bence bütün konu bu!..

Kısıtlı ortamın dünyasını, bir çırpıda aradan çıkardığınızı görürsünüz!?.. Hepsinin kültürü, tarihi, savaş ve barışları, aksiyon filmlerinin halt ettiği çok biliyorlarmışcasına ürettikleri nemelazımlar vs. her ne varsa hepsinin bir bütün olarak öz genlerine ters hareketler olduğunu görürsünüz?!.. Bu tipolojiler bize göre değil! Hemen ikinci tipolojiye başlarız ve tam ortasında denge kurup ahenge hizmet ederiz.

Mesela, Tesla'nın ürettiği enerji ve ışığa hiç kimsenin itirazı var mı?...

O yüzden, Doğanın ürettiği ışığı görünce bırakın itirazı ona aşık olursunuz!..

Gerçek sonucu görebilenler, olayı en baştan görüp sonucuna kadar herşeyi yaşamışlar gibidir!?.. Bu dediğimi herkes yapabilir aslında!?..

Küme küme derinleşen fenomenler, en derinde, kökte buluşana değin, onlara herkes farklı millet, farklı kültür, farklı genetik vs. diyecek ve onların mensupları hep birbirlerine ile rekabet içinde olacaklardır?!..

Ancak, en sonuçta; Bizim taş devrine, Çakmaktaş ailesinin çizgi filmini izlerken güldüğümüz gibi, gelecek dönemin insanları da; Dün kü ve bugün kü içeriklere öyle bakacaklar ve sanıldığı gibi de, bir kültür ötekilere baskın gelip sulhu, düzeni felan da sağlamayacaktır!?.. Her neyse! Herkesin bu konuda bi sürü hayalleri ve hesapları vardır şimdi!..

Aslunda tam aksine, yatay ve dikey olarak gelişen tekamül, derinleşmeyi sağlayacak ve bu evrilmenin sonucunda genler değişime uğrayacak ve coğrafya, yaşam ve kültür biçimleri birbirine benzeşecek! Bu değişimler, resesif duyguların baskın fiziksel öne çıkımını tersine çevirecek!.. (Ne dediğimi kaç kişi anlıyor acaba?! )

Yani kısaca, doğa bildiğini okuyacak ve onda işleyen gizli ışıklar, kendi programını tamamlayacak, şimdiden bunda yol almak gerekiyor... Buna doğayla uyum, ahenk ve programıyla bütünleşmek adı verilir. Yolu kısaltmış oluruz en azından ;:))

Burada tek söyleyebileceğim şey, geleceğin aptallar listesinde yer alacak bütün tarihsel kahramanlar, sadece doğa ve ışık tarafından kullanılan donkişot figürasyonları olacaklardır!..

Onlardan, sadece doğa ve ışığı kavramış, derin ve tüm insanlığa yönelik hareketler sergileyenler sonsuzlaşacaktır. Geriye kalanlar olmasaydı da olurdu denileceğini görür ve duyar gibiyim?!..

Dünya, son kafatasçılık, kültür donkişotluğu, din fanatizmi, manifostik felsefe ve genetik kodlardaki enerjilerini salıveren her türlü bayağılığını arttırarak yaşıyor!..

O yüzdendir ki, kendi yaktığı kazanda kaynayanların bu dünyasında çok da akıl aramayınız!.. Akıl olsa, kendi yaktıkları kazanda olurlar mıydı hiç?!.. )

25 yıldır Noktasal eğitim veririm. Hep aynı şeyi söylüyorum. Bu dünyanın, bu anlattığımı bilimsel olarak uygulaması ve bu söylediğimle ilgili bilimsel bir yol haritası oluşturabilmesi için önce genetik, sonra da ışık mühendisliğine ihtiyacımız var diye!..

Gelecek 20 yıl içinde bu dediklerim oturmaya başlayacaktır. Oluşum henüz embriyo şeklinde... Bu dil hakkıyla kendini ortaya koyduğunda, dinler, felsefeler ve bilimler tek bir potada eriyerek "Noktasal Bakışa" yükselecek ve hepsi ortak çalışmalar yapacaklardır!.. Başka da yöntemi olan buyursun!.. (O kadar basit bir şey sanmayın! Bu bilgelik bütün zamanı kapsar... Zamanın sahibi her kim ise ondan öne veya arkaya geçemezsiniz!.. Sonsuz boyut ve içiçelik içerir! )

Şimdi size arada bir verdiğim bir tüyoyu tekrar edeyim. İnsanların birleştiremediği bütünleşmeyi, tam 10 yıl içinde yavaş yavaş hızlanacak iklim değişikleri, tabi afetler ve genetik bayağı dışavurumların getireceği aşırı bencil duygular ve korku getirecek!..

İnsanların yapamadığını, doğa ve ışık devreye girip (yine onların yetersiz kaldığı yerde) onları işleyerek ve yine onların elleriyle yapacak!.. İlerleyen tekamülde, yaratılışa müdahale edilebilecek, bozuk gen yapısı bitirilecek ve ışık mühendisliği ile 'ışık' kavranacak ve doğa öteki olmaktan çıkacak ve bazı materyaller ömrünü tüketerek başkalaşım geçirecek?! Örneğin: En basitinden, kullandığınız bakır kabloların başkalaşım geçirdiğini ve iletkenliğini yitirdiğini bir düşünün?! )

Yapamadığımızı doğa üstleniyor! Doğayı bütün FİZİKSEL, SİSTEMSEL ve RUHSAL derinliğiyle okumalı!..

Kur'an'da İlk ayet boşuna değil, 
"OKU!"...OKU!..