Yazdır

DÜNYA VE BİZ (YAHUT BİZ VE DÜNYA)

Türkiye geniş bir coğrafyada çok yönlü problemlerle uğraşıyor.

                Papaz Amerika’ya uçuyor, konsolos Arabistan’a kaçıyor, Kaşıkçı uhrevî âleme doğru yola çıkıyor.

                Fener’in papazı imamla beraber Trabzon’da Müslüman mezarlığında duaya dururken; onun Lozan’da çizilen sınırlarını ve haddini aşan Ukrayna Ortodoks Kilisesi kararı yüzünden Ankara Moskova ile “papaz oluyor”.

                Moldova’da coğrafyamızın “Adriyatik’ten Çin Seddine kadar” alabildiğine genişlediğini ve bu vesileyle Gökoğuz Türkleri’nin de dinlerinin farklı ama soydaş olduklarını öğreniyoruz.

                (Uygur Türkleri, Çin Seddinin bu tarafında mı kalıyor, öte tarafında mı?)

                Ve Doğu Akdeniz’de “Barbaros”u Yunan donanması “taciz ediyor”. Giresun Fırkateyni Türk karasularında gerçekleşen bu tâcize hâd bildiriyor.

                “Papaz”da “bağımsızlık” madalyası verilen Yargı, “Andımız’da “vesayet” tahakkümüne sokuluyor.

                Ama Ortaylı bir adım daha ileri gidiyor, “Andımız herhalde geri gelecek. Öyle şeylere dokundurtmak ayıp. Kalkması yanlıştı ve küstahlıktı" diyor.

                “Doğru”, “çalışkan” ve üstelik TÜRK olmak kimin ağırına gidiyor?

                “Andımız”da yandaşlarına “ara gazı” veren, “Rahşan Affı”nın onulmaz kıskançlığını yaşayarak “Büskevit Affı”nın isim babası olmak isteyen Bahçeli;  DEDAŞ Genel Müdürü Karagüzel’in, elektrik sayaçlarını güvenlik ve gösterilen direnç nedeniyle okumakta büyük sıkıntı çektiklerini belirterek "Diyarbakır, Şanılurfa, Mardin, Şırnak, Siirt ve Batman'da 90 bin elektrik sayacını okuyamıyoruz" feryâdına hiç ses çıkaramıyor.

                Memleketin dahilinde devlet 6 ilde tam 90 bin kaçak elektriğe engel olamıyor.

                Çavuşoğlu Newyork’ta “tanımadığımız” Anastasiadis ile görüştükten sonra “Hiçbir alternatifi dışlamıyoruz” der demez Anastasiadis baklayı ağzından çıkarıyor;

                “Kıbrıs’ın kuzey ve güneyindeki yapılara dokunmadan –Gevşek Birleşme- adı verilen bir formülle AB çatısı altına girilecek” diyor.

                Ama “ufak bir” isteği var;

                “Maraş ve Omorfo iade edilecek”…

Bütün bunlar olurken gündemimizi gece gündüz son derece doğru bir kararla İş Bankası ve Şişe/cam işgal ediyor.

                Ve…

                En büyük problemimiz…

                Gece ve gündüz konuşuyor. 7/24 konuşuyor. Gündem oluyor, gündemi işgal ediyor, “Gündemi ben belirlerim” diyor.

                “Deli başkan” diyorlar.

                Anladınız siz onu.

Trump bir gün “Kaşıkçı konusunda Suudilere inanıyorum, çünkü İran konusunda onlara ihtiyacımız var” derken 6 saat sonra 1987’de Sovyetler ile imzalanmış olan Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşmasından çekileceğini açıklıyor.

                Bırakın Amerika’yı, dünyayı meşgul ediyor, dünyayı oyalıyor.

Ama “Siz ne derseniz deyin, orta Amerika, orta sınıf Amerikalılar yine seçecek” diyorlar.

                Neyse… Bırakın, boş verin bütün bunları da sahi neydi “Andımız”, “İş Bankası” ve “Şişe Cam”da son durum?