KORONA VE KIBRIS

Yazıya oturmak için (20 Mart sabahı) bilgisayarın başına geçtim ki ekrana

ÜÇ ŞEHİT haberi düştü, İdlib’ten.

ELLİ’yi geçti.

Kore ve Kıbrıs’tan sonra şehit sayısı bakımından en fazla karalar bağladığımız yer İdlib.

Ne yazayım?

Aydın Engin diyor ki;

“Suriye macerasını hemen bitirin. Geri adım attığınızı, tükürdüğünüzü yaladığınızı söyleyemeyeceklerdir. Onlara ‘Koronavirüs'e karşı halkımızın sağlığını mı, yoksa Suriye'de milyarlarca doları bombaya, tanka, uçak benzinine, füzeye, İHA'ya, SİHA'ya, mermiye, silaha, ÖSO uğursuzlarının maaşına harcamayı mı tercih edecektik? Tabii biz halkımızın sağlığını tercih ettik’ diye cevap verir anında susturursunuz”.

İnanın, bahsedilen o milyarlarca dolar sadece virüsle kavgamıza ilaç olmayacaktır.

Kıbrıs’ta Türkler yaşamaktadır ve son kurulan Türk devleti de oradadır.

Kıbrıs’taki âcil durumu Hüseyin Macit Yusuf yazıyor;

“KKTC'de alınan yerinde tedbirlerle koronavirüs kontrol altındadır ve  şu ana kadar sadece 7 vaka vardır; Hükümet 24 saat teyakkuzdadır ve KKTC dıştan gelenlere vatandaşları dışında kapatılmıştır. Koronavirüs illeti KKTC'de ortaya çıkar çıkmaz başta Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yardımcısı Oktay olmak  üzere tüm üst düzey yetkililer ne gerekirse yapmaya hazır olduklarını, Başbakan Tatar'a bildirmiştir. Önceki gün Anavatan'dan gerekli tıbbi alet ve ekipman gönderilmiştir. Anavatan'ın her zaman olduğu gibi bu kötü dönemde de yanımızda olması, imdadımıza yetişmesi yüreklerimize su serpmekte, moral vermektedir. Ülke virüsle uğraşırken hayat da devam etmektedir. Hükümet kamu sektörünün önemli bir bölümünü izinli saymış, özel sektörde çalışanlarla birlikte zorunlu olmadıkça evlerinde kalmalarını istemiştir. Bu durumda maaş ve ödeme alamayanlar için ekonomik sıkıntılar ortaya çıkmıştır. Aynı durumda olan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Avrupa Birliği fonlarından vatandaşlarına destek vermek amacıyla 700 milyon avroluk bir ekonomik paketi devreye koymuştur. KKTC'nin ortaya çıkan bu kriz için ayıracak kaynağı yoktur; gelirleri de düşmüştür. Ay sonu maaşların ödenip ödenmeyeceği belli değildir. Anavatan Türkiye'nin ivedi olarak bu konuda da desteği şarttır”. [i]

Bence Yusuf hiç endişe etmemelidir.

Tam 9 milyon Suriyeliye bakan Türkiye (Rakam Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi Sinirlioğlu’nun BM’deki konuşmasından alınmıştır) Kıbrıs’taki 300.000 kişilik Türk devletine mi el uzatmayacaktır?

Tersini düşünemiyorum. Kıbrıs Türkü hiç merak etmesin, 9 milyonun yanında 300.000 nedir ki? Her dar zamanda olduğu gibi bu sefer de anavatan, yavru vatanın yanındadır, yanında olacaktır.

Kıbrıs defterini açınca konu kolayına bitmiyor.

Meclis, Cumhurbaşkanlığı seçimini virüs nedeniyle 6 ay erteledi.

“Kıbrıslı” Akıncı, Rum yanlısı ve Türkiye karşıtı olup Kıbrıs Türkünün, Talât’tan sonra başına ge(tiri)len en kötü şeydir.

Yaklaşık 8 aylık süreyi seçim için kullanacaktır.

Tatar hükümeti işin başından beri en doğru ve kesin önlemleri almış, geliş gidişleri ânında kapatmış, gelen Kıbrıs Türk vatandaşlarını da 14 günlük karantinaya almıştır. Okulları ve daireleri tatil etmiş, dükkânları market, eczane, benzinlik hariç kapatmıştır.

Akıncı hep, herşeye karşı çıkmış, her toplantıdan çıkışta hükümeti eleştirmiştir.

Tatar’dan çok Anastasiadis’le fikir alış verişinde bulunmaktadır.

“Topal ördek” Akıncı’nın uzatılan sürede “Siliftar”daki makamında oturması anayasaya aykırıdır.

Yürürlükteki anayasanın 105’inci madde 1’inci fıkrası şöyledir;

“Cumhurbaşkanının hastalık veya yurt dışına çıkma gibi nedenlerle geçici olarak görevinden ayrılması halinde, görevine dönünceye kadar, herhangi bir nedenle Cumhurbaşkanlığının boşalması halinde de yenisi seçilinceye kadar, Cumhuriyet Meclisi Başkanı, Cumhurbaşkanlığına vekillik eder”.

Altı çizili satırları bir daha okur musunuz?

…virgül, “herhangi bir nedenle” diyor.

“Korona”, Anayasa yazılırken öngörülemeyen “herhangi bir neden”dir.

Hüseyin Macit Yusuf devam ediyor;

“Akıncı, Olağanüstü Durum İlan edilmemesi sonrasında Bakanlar  Kurulu toplantısından büyük bir sinirle çıkmış ve halkı paniğe ve dehşete sokacak sorumsuz açıklamalarda bulunmuştur. Akıncı'nın hükümeti yok sayarak mevcut krizde başrol kapmaya çalışması tamamen seçime yönelik bir davranıştır. Akıncı, Türkiye'ye saldırarak elde etmeye çalıştığı ancak beceremediğini bu kez koronavirüs krizini  kullanarak elde etmeye çalışmıştır. Cumhurbaşkanlığına aday olan Başbakan Tatar ve Yardımcısı Özersay'ın koronavirüsle mücadelede elde ettikleri haklı başarının oya dönüşmesi olasılığı, Akıncı'nın dengesini bozmuştur. Akıncı, önceki gün hükümetin sağlık sektörünün tüm paydaşlarının katılımıyla oluşturduğu Danışma Kurulu'na karşılık kendisinin de ayrı bir Sağlık Danışma Kurulu kurduğunu açıklamıştır. Akıncı'nın amacı, hükümetin aldığı, alacağı kararları tartışmaya açarak, alınan kararlara riayet edilmesini önlemek, halkı bölmek ve  hükümete olan güveni sarsarak çift başlılıkla kaos yaratmaktan başka birşey değildir. Bu tür oyunların bir cumhurbaşkanına yakışmadığını üzülerek belirtmek zorundayım…”

Yâni, doğru tercihler mantıklı uygulanırsa vatan kuzularını şehit vermemiz de sona erer, hem Türkiye hem Kıbrıs, Korona ve Akıncı’dan kurtulur.

 

 

 

Pin It