Yazdır

2018 CHP Seçim Bildirgesinde Muharrem İnce fotoğrafı yok

Muharrem İnce’siz CHP Seçim Kitapçığı

“CHP Seçim Bildirgesi 2018” adlı kitapçık (231 sayfa) şu anda elimde.

Muharrem İnce fotoğrafı arıyorum içinde, yok!

Önce resimli sayfalara baktım; üç tane Kılıçdaroğlu fotoğrafı, bir tane elinde bibergazı tabancasıyla belden yukarısı görünmeyen polis ve bir tane de AB bayraklarının arasında zor seçilen bir Türk bayrağı!  

Bayraklara bakıyorum (s.115);  perspektifsiz resim, belli ki kolaj, bayrakların belli bir sırası yok, ciddiyetsiz görüntü veriyor. Türk bayrağı en özensiz halde olanı; seçilmesi en zor, kör noktada, yıldızı yok edilmiş halde, direği yok, uçkuru yok, bir bölümü görüntüye girmemiş. Sevgili bayrağımız orta köşeye yukarıya sıkıştırılmış, acınacak halde...

Bayrağımızı bu halde görmek insanın içini acıtıyor. Bu kitapçık derhal kaldırılmalıdır.  

Resimdeki diğer bayraklar ise yine Avrupa ülkelerinin bayrakları olup onlara da gereken özen gösterilmemiştir.  Sanki hepsine karşı negatif bir imaj yaratılmaktadır.

Kitaptaki beş resimden biri polis fotoğrafıdır. Belden yukarısı yok, elinde biber gazı, postallarıyla yerdeki giysilerin üzerine basıyor. Böyle bir resim bir seçim bildirgesine girmemelidir. Resimle neyi söylemek istiyorsanız onu yazıyla söylemektir doğrusu.

CHP Çankaya şubesinden aldım bu kitapçığı. Kapıdan girdiğimde danışmaya yanaşırken görevli genç kızın üzerindeki Amerikan bayraklı gömleğe gözüm takıldı. Kimse uyarmamış kızımızı. Üstelik seçim döneminde olduğunun bilincinde değil. Çok üzülüyorum gençlerin bu hallerine.

Sonra kitapçığın içeriğine göz attım. AKP’nin bir kısmını geçirdiği Anayasa Taslağındaki başlıklara aynen rastladım; Tansu Çiller ile başlayan, AKP ile sürdürülen Dünya Bankası Projesi olan şu Anayasa... Sosyal devlet yapımızdan AKP’nin kaldıramadıklarını CHP eliyle kaldıracakları izlenimi verdi bana.

Maalesef kitapçıkta sosyal devlet şemsiyesini eğitimin üzerinden kaldırmaya devam edeceklerine dair ifadelere rastladım. AKP’nin bile cesaret edemediği, okulları MEB’dan kopartacak ve yerel yönetimlere devredecek olan programı CHP “ben yapacağım” diyor:

S.98. “Tüm eğitim kademelerinde okulların kendi bütçelerinin olacağı bir modele geçeceğiz.”

S.95. “Eğitimi tüm bileşenleri kapsayarak yeniden tasarlayacağız. Öğretmenleri, sendikaları, öğrencileri, velileri ve aile birliklerini katılımcı ve demokratik bir eğitim modelinde bir araya getireceğiz.”

Zaten AKP, Kültür Bakanlığını kaldıracağını ilan etti, yerine kuracakları bakanlığın adı Kültür ve Yaşam Boyu Öğrenme Bakanlığı olacak, söylediler. Yani, Milli Eğitim Bakanlığının yerine adı ve işlevi başka bir şey gelecek. Eğitim görevlerini yerel yönetimlere dağıttıktan sonra bu bakanlık sadece sertifika vermek üzere planlanmış olan “her yaşta gidilebilen kurslar” ile ilgilenecek. Hani bir zamanlar “şu okullar olmasa şu bakanlığı ne güzel yönetirdim” diye şaka yaparlardı ya. Şaka gerçekleşiyor. Adına da “devletin mali yükünü hafifletmek” diyorlar. Fakat bu toplumsal görevleri (toplumsal harcamaları) devlete yük sayan Dünya Bankasının prensleri/prensesleri sırtından atacak yük kalmayınca ortada devlet de kalmayacak, bunu bilmiyorlar. Aslında biliyorlar. Dünyayı şirketler yönetsin istiyorlar, okulları da şirket mantığıyla yönetelim istiyorlar.

CHP 2018 Seçim Bildirgesinden yukarıya aldığım eğitimle ilgili satırları aynen 2005 yılında AKP’nin “piyasaya göre eğitim modeline geçiyoruz” diyen sözcülerinden birebir dinlediğim için, konuyu yakından biliyorum. O zamanlar da eğitimle ilgili basın açıklamalarını çok ünlü bir otelden yaparlardı.

CHP Seçim Bildirgesinin basına açıklandığı yer de enteresan; JW Marriott Hotel

Sayın Kılıçdaroğlu Sarıgül ile orda buluşmuşlardı. Fakat Ankara’da bu otelin daha çok CİA bürosu olarak kullanıldığı konuşulur.  

            Kitapçıkta ayrıca “çağdaş laiklik” diye bir bölüm var.

Bu konuyu 2012 yılına ait köşe yazılarımda çokça anlattım, yinelemeyeceğim. Bunun camileri tarikatlara cemaatlere göre parçalamak demek olduğunu halkımız bilmez. Diyanet Başkanlığının kaldırılmasıdır, mali olarak da camilerin bağımsız olmasıdır, yani camiler de okullar da devlete yük olmayacak... Kilise modeli demektir.

AKP kadrolarında binlerce imam varken yapamadıkları bu işi şimdi CHP eliyle yaptırmak çok sinsi plandır. AKP’nin anayasada taslağında bu da vardı. Her tarikat ayrı dinmiş gibi ayrı camilerde namaz kılacak, kilise vergisi gibi cami vergisi verilecek, vergi vermeyen o camiden dini hizmet alamayacak. 

“Çağdaş laiklik” nedir diye bir kişi sormuyor. CHP Seçim Bildirgesinde ne işi var bu konunun?

            Şimdi CHP milletvekili adaylarına sormak gerek; siz bu seçim bildirgesi hazırlanmadan önce adaylık paralarını verdiniz ve adaylığınız kabul olundu.  Savunmayacağınız şeylerle dolu bu bildirge ile halkın karşısına nasıl çıkacaksınız?

Oldu bittiye getirildiğinizin hesabını sormayacak mısınız?  

Bu Seçim Bildirgesi size çelme takmak olmadı mı?

Sayın Muharrem İnce için de aynı şey söz konusu. Kendi fotoğrafı bile olmayan bu seçim bildirgesi kendisinin onayından geçmiş olamaz. Birisi bu kitapçığın hesabını vermeli.

En önemlisi CHP Altı Ok’a  dönmeli, yeni bildirge hazırlamaya hiç gerek yok.