Yazdır

Matematiği Bozulan Toplum Krala Oy Verir

 Türkiye 24 Haziran 2018’de 16 yıldan beri başında olan birisini bir daha seçti. Seçim sonuçlarını farklı açıdan irdeleyeceğim.

Toplum mühendisliği dedikleri bir şey var. Toplumu bir yerlere kanalize etme,  kandırma demeyelim, “yanıltma ve yönlendirme sanatı” diyelim. Bu sanat toplumun matematiğini bozma sanatıdır. Asimetrik Psikolojik Harp Sanatı da diyebilirsiniz. Tıpkı çocuklarımızın 2005’den beri gördüğü matematik kitaplarındaki gibi, size gerçek sayılabilir olan objeler yerine kar tanelerini veya yağmur damlalarını saydırtarak başlarlar. Siz matematiksel düşünmeyi kaybeder hayallerle oyalanırsınız, nesnel düşünemez hale gelirsiniz.

Erdoğan’dan başka lider tanımayan bir kuşak 2018’de oy kullanmıştır, hedef böyle bir kuşak yetiştirmekti, o da oldu. Bu seçimde ilk kez oy kullananların nereye oy verdikleri mutlaka araştırılmalıdır. Matematiksiz eğitimin sonuçları açısından önemli ipuçları vereceğine inanıyorum. Burada genel olarak toplumu matematiksizleştirmeden söz edeceğim.

Toplumun matematiğiyle oynamaktan maksat gittikçe zulmü artan krala oy vermenizi sağlamaktır. Siz göremezsiniz bunu hazırlayanları; her baktığınız yerde var oldukları halde siz göremeyesiniz diye matematik belleğiniz silinmiştir. Hafızanızda mıdır, soracağım şimdi:

Referandum yasası 1988’de değişti, oy sayımı kuralı seçim yasasıyla aynı oldu, seçmen sayısını baz almak yerine katılan sayı baz alındı! Kanunsuzdu, hatırlamıyorsunuz bile. İtiraz eden olmadı, çünkü bir kere anayasayı delmekle bir şey olmaz dediler, onay verdiniz. Matematik hafızanız ilk böyle silindi. Bakın, o değişen referandum yasasıyla 30 yıl sonra bugün elimizle sandıktan kral çıkartıyoruz. Sanki İngiliz sirk gösterisindeyiz...

Aynı matematiksiz referandumla Anayasa değişti, o sayede gayet demokratik (!) şekilde krallık rejimine geçiyoruz. Kralı biz elimizle yaratıyoruz. Yazın hafızanıza, “Ben aday olmayacağım, benim oylarımı şuna verin” dedi bir partinin başındaki. Kendisine manevi bağlılık gösterenleri mürit olarak görüyor, toprak ağası gibi, ya da tarikat şeyhi gibi.

1968’de bizim kuşak “gerçek demokrasi”yi tarif ederken “özgür aklın önündeki engellerin kaldırılması” diye tarif ederdik, toprak ağalığına ve feodal gericiliğe karşı olmayı devrimci görev kabul ederdik. “Tam bağımsız gerçekten demokratik Türkiye” afişleri asardık, gerçek demokrasiye ulaşmak milletçe ulaşacağımız hedefti. Gerçek demokrasiyi anlatmak gittikçe zorlaştı, çünkü her darbede bu toplumun matematiğiyle bir kere daha oynandı.

Kralımız iki kereden fazla üst üste kral seçilemeyeceğini ilan etmişti, hatırlayan var mı? Ne kadar demokrat olduğunu düşünmüştük. O günden beri bir yolunu bulup hep kendisi seçildi, aslında her seferinde farklı yollarla seçtirildi ve biz bunları da demokrasi diye yuttuk.

Sayı saymayı unuttuk; üst üste kaçıncıdır onu başımıza çıkardığımızı bilmiyoruz.

Krallık rejimine geçiyoruz. Hatta şehir kralları rejimine geçişi de bu yolla yaptıracaklar. İşte, Menbiç’te ilk şehir devleti Türkiye+ABD ortaklığında inşa ediliyor ve bu yüzden kralın göreve devam etmesi lazımdı, omuzlarına alıp onu yükseltecek bir görevli gerekiyordu...  

Seçim sonuçları belli olduğu saatlerde CNN izledim, bu ekrandakiler neye seviniyor, merak ettim. Akşam orada “İngilizlerin Kralyaratıcı (Kingmaker) diye bir deyimi var,  Bahçeli kral yaratan adam oldu” diyerek Bahçeli’nin rolünü minnetle itiraf ettiler. Atı alan Üsküdar’ı böyle geçti. Gayet demokratik görünüşle, fedakârca, Erdoğan’a partisinden daha fazla oy sağlayan o “artık oyların” kaynağı milliyetçi Devlet Bahçeli’ye bravo!

Kralyapıcımız Devlet Bahçeli üstelik bir atışla birden fazla kuş vurdu;  milletvekili olarak meclistedir ve daha güçlü olarak ipler elindedir. Unutmayalım, “kingmaker” oyunu bir İngiliz oyunudur. O sayede en aktif muhalif liderler, Meral Akşener ve Muharrem İnce meclise giremedi. Selahattin Demirtaş da girmedi ama doğunun feodal temsilcileri girdi. Onlar, ABD+AKP Menbiç’teki gibi Diyarbakır’da da bir şehir devlet kurarken HDP ile birlik olacaktır, çok açık. HDP’lileri meclise kim sokmuş olacak?

Şehir krallarını da milliyetçi değiller belki ama “kamucu/sosyal devletçi” sosyal demokratlar ve eski sosyalistler eliyle meclise sokuyor muyuz şimdi!

Yani, doğunun feodal kalıntılarını meclise sokmayı matematiksiz solculara yaptırdılar.

Üzgünüm, “bir oy İnce’ye bir oy HDP’ye” diyenlerin bir kısım 68’li eski sosyalist arkadaşımızdı, meclisin matematiğine baksınlar şimdi. AKP, HDP, MHP toplamıyla feodal krallıklar (yerel derebeylikler) hortlayacak. Daha neler geçecek bu meclisten, bilmiyor olamazlar.

HDP’yi meclise taşımasının karşılığında Muharrem İnce’ye yerel seçimlerde bir ödül verileceğini duyar gibi oluyorum. İstanbul Belediye Başkanlığı ona görünüyor, Meral Hanım da Belediye Başkan Yardımcılığı alır.

CNN televizyonu seçim sonuçlarını nasıl değerlendiriyor, lütfen izleyin. “Devlet memuru artık öyle masabaşı memuru olmayacak, nerde iş var oraya gönderilecek, biz nasıl seçim var yayında sürekli görevdeyiz, öyle olacak” dediler yayında. Yani, Tansu Çiller’in Dünya Bankasına taahhüt ettiği “kamuculuğun tasfiyesi” (GATS) gerçekleşecek. Eğitim ayağında söyleyelim, öğretmenin memur statüsü bitecek!

Kamucu Türk devleti böyle matematiksizleştirilerek, demokratik gösterilerek, kendi ipini kendi eliyle çekerken, son perdede artık krala da, onu kral yapan “kingmaker”lara da gerek kalmayacaktır. Son Türk devletini tarihten silmeyi planlayanlar umarım bu hayallerini gerçekleştiremeden kendileri tarihten silinirler.

Baştan konuşalım her şeyi. Tansu Çiller’in yaptığı anlaşmaları, Dünya Bankasına verdiği taahhütleri (GATS) halkımıza anlatalım, ders kitaplarından geometriyi ve matematiği yok edenleri konuşalım, matematiksel düşünmeyi başlatalım.

Onun için ısrarla öneriyorum çocuklarımızı eski matematik ve geometri kitaplarıyla eğitelim ve anneleri mevcut kitapları kullanmamaya davet edelim. Bu daveti yapan parti tüm anneleri arkasına alır ve bir sonraki erken seçimde kendini iktidarda bulur.

Ey Matematik, Ey Ulu Akıl, neredeysen artık çık gel!