Yazdır

Ceren Öğretmen eğitim şehididir!

      Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesinde görevi başında öldürülen Araştırma Görevlisi Ceren Damar öğretmen kızımızın cenaze törenine Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül katıldı.

İstifa etmeleri gerekirken cenazeye gittiler.

İstifa etmeleri gerekir. Çünkü suç ortamının yaratılmasında bilerek veya bilmeyerek ikisinin de dahli vardır.

Ceren öğretmeni öldüren bıçaklar 2005 yılından itibaren ders kitaplarına girdi. Kitaplar kesik baş kesik kol bacak resimleriyle dolduruldu. Bu kitaplarla suça bulaşmış nesiller yetişir, Adalet Bakanlığı daha fazla hapishane açmak zorunda kalır. Bu ders kitaplarının sonuçlarını adliyede cinayet dosyalarında artış olarak görürüz, dedim. Bu kitaplara davalar açtım, yetkilileri uyardım, eleştirdim, dinletemedim.

 “Bu ders kitapları çocuklarımızı insan ruhlu değil canavar ruhlu yapar” dediğim için mevcut Talim Terbiye Başkanı A.Durmuş tarafından kendisine hakaret ettiğim iddiasıyla hakkımda suç duyurusu yaptı, bana dava açtı. Dava 25 Aralık’ta sonuçlandı, beraat ettim.

Bu karar hukuk adına güzel, ancak;

Bu eğitim sisteminde ders kitapları canavar yetiştirmeye devam ediyor.

Bakın şu cinayete; katil öğrenci silah sıkıyor, yetmiyor yanında sürekli taşıdığı bıçağını defalarca gencecik Ceren öğretmene saplıyor! Neymiş, kopya çekmesine engel olmuş. 

Özel Hukuk Fakültesi okuyan bir genç kopya çekerek hukukçu olmak istiyorsa ve buna engel olmak isteyen öğretmenin kaderi silahla ve bıçakla ölüm oluyorsa...

Pazar Fen Lisesinde arkadaşının boğazını keserek işlenen cinayet vakası üzerine yazdığım yazıda “Bu kitaplar çocuklarımızı cani ruhlu eğitiyor” demekti suçum. Beraat ettim, ama cinayetler devam ediyor!

Toplumda hem Eğitimi hem de Adaleti tesis etmekten en üst düzeyde sorumlu olanlar istifa etmek yerine yarattıkları sistemin kurbanlarının cenazesine katılarak kendilerini affettireceklerini düşünüyorlarsa çok yanılıyorlar. Bu bozuk eğitim sisteminin mimarları göreve devam ettiği ve ders kitapları böyle yazılmaya devam ettiği sürece okullarda daha fazla cinayet vakası göreceğimiz açıktır.

.......

 

2005 yılında ilkokul kitaplarına giren kasap bıçakları...

2005 yılında Ziya Selçuk tarafından onay verilmiş, beş yıl boyunca yeni basımları yapılarak 2010 yılına kadar kullanılmış İlkokul 1.Sınıf Matematik (MEB basımı, Melek Ay, Risalet Bülbül, Rabiye Ersayar yazarlı) ders kitabından bir sayfada masaların üzerinde kasap bıçakları varsa...

Sınıfta kasap bıçakları ile Matematik eğitimi!

 

Sh.162-163 de, iki tam sayfaya yayılan sınırsız büyüklükte bir sınıf ortamında masalarda ve çocukların ellerinde kasap bıçakları var. Görselde çocuklar bütün olan karpuzu, pastayı, yufkayı, vb nesneleri kendi başlarına iki parçaya ayırırken görülüyorlar.

Sınıfa bu kadar büyük bıçak asla getirilemez. Bu görsele bakıp çocuk evde kendi başına denemeye kalkarsa o da kötü sonuçlar yaratabilir. Çocuk kendine ve arkadaşına zarar verecek şekilde risk taşıyan deneyler eğitimin konusu değildir, olamaz. Psikolojik olarak da çocuk kendini bıçak ile eğitim ortamında hayal etmemelidir.

   Bu görselde, sınıfta öğretmenden uzakta kontrolsüz kendi başlarına koskocaman bıçaklar ellerinde veya önlerinde, bıçakla başbaşa çocuklar görülüyor. Bıçak gibi şiddet malzemesi içeren böyle bir görsel aslında suç kapsamında olmalıdır.  

Çocuk Koruma Kanununa bu yönde hükümler eklenmelidir. Adalet Bakanlığının alacağı tedbirler içerisinde başat konu bu olmalıyken, ders kitaplarında cinsiyetçiliğe kadar araştırılmakta, ancak çocuğu suç işlemeye hazırlayan görsellere ve metinlere hiç bakılmamaktadır.  

Kitapta yer alan yukarıdaki sayfa ile Atatürk’e ve manevi mirasına doğrudan saygısızlık yapılan sayfalar birlikte değerlendirildiğinde bu kitabın Milli Eğitimin Temel Kanununa aykırı şekilde hazırlandığı görülür. Bu yönde suçlar işlendiğini tespit ettiğim 22 adet ders kitabına dair sorumluları hakkında soruşturma açılmasını talep etmek hakkımı kullanarak 17 Aralık 2018’de ilk dilekçeyi verdim. Benzer şekilde suç duyurusu dilekçesini herkes gibi Ceren Damar öğretmenimizin aile yakınları da savcılığa verebilir.

........

 

Bu ders kitaplarının mucidi Ziya Selçuk...

Bu Matematik kitabını onaylayan ve basan Talim Terbiye Başkanı Ziya Selçuk “yeni neslin ders kitapları” konulu kamuoyuna açık bir TV semineri vermişti (2005).  Elbette ders kitaplarına cinayet bıçakları koyacağız dememişti, müfredatı hafifleteceğiz, “görsel öğrenme” materyalleri kullanacağız, artık ders kitaplarında daha fazla resimler olacak, demişti.

Kim hatırlıyor?

2005 yılından itibaren beş yıl boyunca okullara dağıtılan, “yeni neslin ilk ders kitabı” olan yukarıdaki Matematik kitabından sorumlu olanları, Talim Terbiye Kurulu Başkanlarını, İlköğretim Genel Müdürlerini ve Milli Eğitim Bakanlarını kim hatırlıyor?

Ceren Damar öğretmenimizin cenaze törenine katılan Milli Eğitim Bakanı bu kitapların sonuçlarını kaç yıl sonra göreceğini biliyor olmalıydı. Gerçi kendisi öğretmen değildir, rehberlikçidir, kökenden öğretmen (öğretmen okullu) değildir, yani köklü pedagojik donanıma sahip değildir. Bunu şunun için açıyorum, eskinin rehber müfettişleri gibi eğitim almamıştır. Eskiden ilkokul öğretmeni olarak en az üç yıl fiilen çalıştıktan sonra yazılı ve sözlü sınavla girilen Gazi Eğitim Enstitüsü Pedagoji Bölümü vardı, orada ilkokullara müfettiş yetiştirilirdi. Yani öğretmen kökenli, deneyimli ve üstüne pedagoji eğitimi almak gerekiyordu. O sistem tümden değişti, artık düz liseden çıkıp gidilen “rehberlik ve psikolojik danışmanlık” programları var. Bakan Bey o şekilde okudu, herhangi bir branşta öğretmenlik hiç yapmadı.

Özetle Ziya Selçuk öğretmen değildir. Dünya Bankasından gelen SPAN adlı eğitim danışmanlık şirketinin özel yayınevleriyle yaptığı yeni neslin ders kitaplarını hazırlama (Temel Eğitime Destek Materyaller, 2004) toplantılarını hazırladığı için aldığı teşekkür, işte şimdi sonuçlarını yaşadığımız şu ders kitaplarını hazırlama teşekkürüdür.

Ceren Damar öğretmenin ruhu onun uykularını kaçırmaktadır, onun için cenazesine katılmış olması da muhtemeldir, Adalet Bakanı da. İstifaya davet ediyorum, ama istifa etmeyi düşünebilirler mi, sanmıyorum.

Çankaya Üniversitesi öğretmenleri kendi başlarına benzer bir olayın gelmemesi için ağlamayı bırakıp sorunun kaynağına insinler, çözüm üretsinler. Yoksa her gün bu karabasanla derse girecekler.

Ceren öğretmenimiz eğitim şehididir.

Görevini doğru düzgün yaparken öldürüldü.

Katil bellidir, onu suça sürükleyen ortamın mimarları vardır ve görevlerini doğru düzgün yapmamışlardır, istifa etmelidirler.

Ceren kızımızın ailesinin, özellikle “kan gütmeyeceğiz” diyen eşinin, öğretmen arkadaşlarının ve öğrencilerinin başı sağ olsun, hepimizin başımız sağ olsun.