Yazdır

KUDÜS BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİDİR TRUMP, YANLIŞ ÜZERİNE YANLIŞ YAPMAYA DEVAM EDİYOR

      Geçtiğimiz hafta ABD Başkanı Donald Trump’ın, tüm dünya kamuoyunun tepkisine rağmen ABD Büyükelçiliği’ni Tel Aviv’den Kudüs’e taşımak suretiyle, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak ilan etmesi dünya gündeminin ilk sırasına oturdu.

İktidara geldiği günden yana kendi inancından olmayanlara özellikle de Müslümanlara karşı tavır sergileyen Trump, bu son girişimiyle yanlış üzerine yanlış yapmış oldu. Bu gelişmelerden önce ABD, bölgesinde İslam ülkeleri ile ilgili bazı oyunlarını gerçekleştirdi. Trump’ın,  BOP (Büyük Ortadoğu Projesi)  kapsamında hareket ettiği gerçeğini göz ardı etmememiz gerekir. Bugün ortaya çıkan bu durum, dün Libya’da, Mısır’da; bugün Suriye’de, Irak’ta hatta Suudi Arabistan’da olduğu gibi iktidarın zorla değiştirilmesinin ABD’nin aslında uzun zamandır planladığının göstergesidir.

Kudüs bizim için çok önemli bir konudur. Herkes söylüyor, bir de ben söyleyeyim: “Kudüs, Peygamber Efendimiz’in miraca çıktığı, Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa’nın bulunduğu yerdir. Bu bilgiyle dahi, Mescid-i Aksa’nın İslam dünyası için ne ifade ettiği ortadır.

TÜRKİYE, TEPKİLERİ YÖNLENDİRECEK ÜLKE KONUMUNDA

Türkiye, ‘Arap Baharı’ da denilen dönemin başlangıcında, BOP eş başkanlığını dahi addedilen bir görev olarak algıladı, topluma da böyle algılattı. Ama şükür ki, hatadan çabuk dönüldü.  Bugün Türkiye Trump’ın Kudüs konusunda yapmış olduğu açıklamayı kınadı ve bu konuda liderlik yapacağına dair ifadeler kullandı. İktidar ve muhalefet partilerinin Kudüs konusunda yaptıkları açıklamalar bizleri sevindirdi. 

MESCİD-İ AKSA ZİYARETİMİZDEN…

Yıllar önce dönemin Ceyhan eski Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü Başkanım ile bir Kudüs ziyaretimiz olmuştu. O dönemin Kudüs Konsolosu hanımefendi bir ekip görevlendirerek Kudüs’ün önemli bölgelerini bize gezdirmişti. İkindi vakti sıralarında Mescid-i Aksa’ya ziyarete gitmiştik. İçeriye girdiğimizde ikindi ezanı okunuyordu. İnsanlar abdest alıp, abdestlerini tazeleyerek camiye girmeye başladıklarında, arkamızdan gelen biri sırtımıza dokunarak Türkçe  “Hoş geldiniz, şeref verdiniz” dedi. Döndük baktık ama tanımadığımız bir insan. “ Hoş bulduk, buyurun” dedikten sonra eliyle bir binayı göstererek, “Namazdan sonra bekliyorum, buyurun, bir kahvemi için lütfen” dedi. Biz de” Tamam” dedik. Ne olduğunu tam anlayamadan o şaşkınlıkla namaza geçtik. İkindi namazını Kıble Camii’de eda ettikten sonra Hüseyin Başkanım  ile birlikte bize gösterilen binaya geçtik.  Bir kahve içelim deyip sohbete başladığımızda bizi davet eden kişinin Kurtuluş Savaşı’ndan önce, Sina Çölü mücadelesinde Balkanlar’dan Anadolu’ya; Anadolu’dan da söz konusu mücadele için Filistin’e geçen bir ailenin çocuğu olduğunu öğrendik.

“DİN VE TÜRKLÜK MÜCADELESİ VAR”

Ceyhanlı olduğumuzu söylediğimizde, kendisinin de Ceyhanlı olduğunu ifade etti. Dedelerinin dedesini Balkanlar’dan göç ederek Ceyhan Hamitbey Bucağı Köyü’ne iskan ettirilir. “Din ve Türklük mücadelesi var” diyerek ailesini bırakarak Filistin’e geçer. Savaş esnasında yaralanır, savaş sonrasında da  Anadolu’ya dönemez. Orada Filistinli bir hanımla evlenir ve kalır. Yıllar sonra babası ve dedesi Türkiye’ye gelirler. Türkiye’de kendisi ile ilgili bir araştırma yaptığında ise, kendisinin ‘öldü haberinin’ geldiğini öğrenir. Hikayenin başlangıcındaki merak duygusu yerini hüzüne bırakmıştı

DOĞUŞ KİLİSESİ MÜSLÜMAN TÜRK AİLEYE EMANET …

Daha sonra Ortodoksların ve Katoliklerin Kudüs’te Doğuş Kilisesi’nin anahtarının yine Kudüs’te yaşayan bir Müslüman Türk ailesine emanet edildiğini öğrendik. Bunun hikayesini de şöyle anlattılar: “Uzun yıllar bu anahtara sahip olmak için birbirleriyle mücadele eden Ortodoks ve Katolikler çok kan aktıktan sonra ‘bu soruna nasıl bulabiliriz’ diye yaptıkları barış meclisinde çok güvendikleri bir Müslüman Türk ailesine anahtarı teslim etme kararı almışlar. O günden bu güne Doğuş Kilisesi’nin anahtarı bir Müslüman Türk’e emanet edilmiş. Müslüman Türk, her sabah namazına gelerek kiliseyi açıyor, akşam yatsı namazından sonra da kilitleyerek kapatıyormuş. Bu hikayeler sonucunda bir kere daha net olarak anladık ki; Kudüs’te, kutsal topraklarda Müslüman ve Müslüman Türklerin her zaman var olduğunu ve var olacağını; Müslüman Türklere verilen önem ve değerin ne olduğunu anladık. Bir günlük gezi programımızda yapılan diğer ziyaretlerin hiç bu kadar etkili değildi. 

ZEYTİN DAĞI: YAHUDİLERİN CENNETİ

Ayrıca Mescid-i Aksa’nın karşısındaki Zeytin Dağı’nın Yahudilerin kutsal mekanı olduğunu,  eteklerinden zirveye kadar olan bölgenin ise  ‘Yahudi Mezarlığı’ olduğu bilgisini edindik. Yahudiler kıyamet sonrası sırat köprüsünün Zeytin Dağı ve Mescid-i Aksa arasında kurulacağına,  Zeytin Dağı’nın cennet tarafında kalacağına ve söz konusu mezarlığa gömülenlerin otomatikman cennette uyanacağına inanıyorlardı. Mezarlıkların hazır ve boş olduğunu gördüğümüzde şaşkınlığımız daha da arttı. Buranın Yahudiler için olan anlam ve önemini,  bir mezar yerinin İstanbul Bebek’teki dubleks daire fiyatından daha pahalı olması ile daha net anlatabiliriz sanırım.

TRUMP,  CEVABINI YAKINDA ALACAKTIR

Bugün iktidara bile nasıl geldiği tartışılan Trump gibi bir kendini bilmezin Müslümanların ve Türklerin bu kadar yoğun olarak anıldığı, Hıristiyan, Yahudi ve Müslümanlar için bu kadar kutsallık içeren bir konuda,  dünya kamuoyunu karşısına alarak böyle bir açıklama yapması da bizim esef ve şaşkınlıkla izlediğimiz bir olay olmuştur. Cevabını da yakında alacaktır, diye düşünüyoruz. İnşallah atılan bu adımdan geri dönerler diye düşünüyoruz. Belki bu son olayla İslam Dünyası’nın karşısında duran Yahudiler ve Hıristiyanlar olayın ciddiyetini anlarlar ve bu işten vazgeçerler, diye düşünüyoruz.KUDÜS BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİDİR

TRUMP, YANLIŞ ÜZERİNE YANLIŞ YAPMAYA DEVAM EDİYOR

Geçtiğimiz hafta ABD Başkanı Donald Trump’ın, tüm dünya kamuoyunun tepkisine rağmen ABD Büyükelçiliği’ni Tel Aviv’den Kudüs’e taşımak suretiyle, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak ilan etmesi dünya gündeminin ilk sırasına oturdu. İktidara geldiği günden yana kendi inancından olmayanlara özellikle de Müslümanlara karşı tavır sergileyen Trump, bu son girişimiyle yanlış üzerine yanlış yapmış oldu. Bu gelişmelerden önce ABD, bölgesinde İslam ülkeleri ile ilgili bazı oyunlarını gerçekleştirdi. Trump’ın,  BOP (Büyük Ortadoğu Projesi)  kapsamında hareket ettiği gerçeğini göz ardı etmememiz gerekir. Bugün ortaya çıkan bu durum, dün Libya’da, Mısır’da; bugün Suriye’de, Irak’ta hatta Suudi Arabistan’da olduğu gibi iktidarın zorla değiştirilmesinin ABD’nin aslında uzun zamandır planladığının göstergesidir.

Kudüs bizim için çok önemli bir konudur. Herkes söylüyor, bir de ben söyleyeyim: “Kudüs, Peygamber Efendimiz’in miraca çıktığı, Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa’nın bulunduğu yerdir. Bu bilgiyle dahi, Mescid-i Aksa’nın İslam dünyası için ne ifade ettiği ortadır.

TÜRKİYE, TEPKİLERİ YÖNLENDİRECEK ÜLKE KONUMUNDA

Türkiye, ‘Arap Baharı’ da denilen dönemin başlangıcında, BOP eş başkanlığını dahi addedilen bir görev olarak algıladı, topluma da böyle algılattı. Ama şükür ki, hatadan çabuk dönüldü.  Bugün Türkiye Trump’ın Kudüs konusunda yapmış olduğu açıklamayı kınadı ve bu konuda liderlik yapacağına dair ifadeler kullandı. İktidar ve muhalefet partilerinin Kudüs konusunda yaptıkları açıklamalar bizleri sevindirdi. 

MESCİD-İ AKSA ZİYARETİMİZDEN…

Yıllar önce dönemin Ceyhan eski Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü Başkanım ile bir Kudüs ziyaretimiz olmuştu. O dönemin Kudüs Konsolosu hanımefendi bir ekip görevlendirerek Kudüs’ün önemli bölgelerini bize gezdirmişti. İkindi vakti sıralarında Mescid-i Aksa’ya ziyarete gitmiştik. İçeriye girdiğimizde ikindi ezanı okunuyordu. İnsanlar abdest alıp, abdestlerini tazeleyerek camiye girmeye başladıklarında, arkamızdan gelen biri sırtımıza dokunarak Türkçe  “Hoş geldiniz, şeref verdiniz” dedi. Döndük baktık ama tanımadığımız bir insan. “ Hoş bulduk, buyurun” dedikten sonra eliyle bir binayı göstererek, “Namazdan sonra bekliyorum, buyurun, bir kahvemi için lütfen” dedi. Biz de” Tamam” dedik. Ne olduğunu tam anlayamadan o şaşkınlıkla namaza geçtik. İkindi namazını Kıble Camii’de eda ettikten sonra Hüseyin Başkanım  ile birlikte bize gösterilen binaya geçtik.  Bir kahve içelim deyip sohbete başladığımızda bizi davet eden kişinin Kurtuluş Savaşı’ndan önce, Sina Çölü mücadelesinde Balkanlar’dan Anadolu’ya; Anadolu’dan da söz konusu mücadele için Filistin’e geçen bir ailenin çocuğu olduğunu öğrendik.

“DİN VE TÜRKLÜK MÜCADELESİ VAR”

Ceyhanlı olduğumuzu söylediğimizde, kendisinin de Ceyhanlı olduğunu ifade etti. Dedelerinin dedesini Balkanlar’dan göç ederek Ceyhan Hamitbey Bucağı Köyü’ne iskan ettirilir. “Din ve Türklük mücadelesi var” diyerek ailesini bırakarak Filistin’e geçer. Savaş esnasında yaralanır, savaş sonrasında da  Anadolu’ya dönemez. Orada Filistinli bir hanımla evlenir ve kalır. Yıllar sonra babası ve dedesi Türkiye’ye gelirler. Türkiye’de kendisi ile ilgili bir araştırma yaptığında ise, kendisinin ‘öldü haberinin’ geldiğini öğrenir. Hikayenin başlangıcındaki merak duygusu yerini hüzüne bırakmıştı

DOĞUŞ KİLİSESİ MÜSLÜMAN TÜRK AİLEYE EMANET …

Daha sonra Ortodoksların ve Katoliklerin Kudüs’te Doğuş Kilisesi’nin anahtarının yine Kudüs’te yaşayan bir Müslüman Türk ailesine emanet edildiğini öğrendik. Bunun hikayesini de şöyle anlattılar: “Uzun yıllar bu anahtara sahip olmak için birbirleriyle mücadele eden Ortodoks ve Katolikler çok kan aktıktan sonra ‘bu soruna nasıl bulabiliriz’ diye yaptıkları barış meclisinde çok güvendikleri bir Müslüman Türk ailesine anahtarı teslim etme kararı almışlar. O günden bu güne Doğuş Kilisesi’nin anahtarı bir Müslüman Türk’e emanet edilmiş. Müslüman Türk, her sabah namazına gelerek kiliseyi açıyor, akşam yatsı namazından sonra da kilitleyerek kapatıyormuş. Bu hikayeler sonucunda bir kere daha net olarak anladık ki; Kudüs’te, kutsal topraklarda Müslüman ve Müslüman Türklerin her zaman var olduğunu ve var olacağını; Müslüman Türklere verilen önem ve değerin ne olduğunu anladık. Bir günlük gezi programımızda yapılan diğer ziyaretlerin hiç bu kadar etkili değildi. 

ZEYTİN DAĞI: YAHUDİLERİN CENNETİ

Ayrıca Mescid-i Aksa’nın karşısındaki Zeytin Dağı’nın Yahudilerin kutsal mekanı olduğunu,  eteklerinden zirveye kadar olan bölgenin ise  ‘Yahudi Mezarlığı’ olduğu bilgisini edindik. Yahudiler kıyamet sonrası sırat köprüsünün Zeytin Dağı ve Mescid-i Aksa arasında kurulacağına,  Zeytin Dağı’nın cennet tarafında kalacağına ve söz konusu mezarlığa gömülenlerin otomatikman cennette uyanacağına inanıyorlardı. Mezarlıkların hazır ve boş olduğunu gördüğümüzde şaşkınlığımız daha da arttı. Buranın Yahudiler için olan anlam ve önemini,  bir mezar yerinin İstanbul Bebek’teki dubleks daire fiyatından daha pahalı olması ile daha net anlatabiliriz sanırım.

TRUMP,  CEVABINI YAKINDA ALACAKTIR

Bugün iktidara bile nasıl geldiği tartışılan Trump gibi bir kendini bilmezin Müslümanların ve Türklerin bu kadar yoğun olarak anıldığı, Hıristiyan, Yahudi ve Müslümanlar için bu kadar kutsallık içeren bir konuda,  dünya kamuoyunu karşısına alarak böyle bir açıklama yapması da bizim esef ve şaşkınlıkla izlediğimiz bir olay olmuştur. Cevabını da yakında alacaktır, diye düşünüyoruz. İnşallah atılan bu adımdan geri dönerler diye düşünüyoruz. Belki bu son olayla İslam Dünyası’nın karşısında duran Yahudiler ve Hıristiyanlar olayın ciddiyetini anlarlar ve bu işten vazgeçerler, diye düşünüyoruz.