Yazdır

24 HAZİRAN SONRASI TÜRK MİLLETİNİN BEKLENTİLERİ

Seçimler yaklaştı. Türkiye, seçim arifesinde, bir yön arayışında.  

Daha önce de belirttiğimiz üzere, Balkan Türkleri’nin kurmuş olduğu STK’lar siyasi partilere eşit mesafede, siyaset üstü, milli bir yapı konumundadır.

TÜRKİYENİN YANINDAYIZ

Bununla birlikte ülke yönetimine etkin katılım için üyelerimizin kendilerine yakın gördükleri siyasi partilere üye olmaları da gerekmektedir ki; Türkiye’nin geleceğinde bizim de bir imzamız olsun. Balkan Türkü’nün olduğu yerde siyasetin sağı, solu yoktur. Orada Türklük vardır Müslümanlık vardır. Dolayısıyla 24 Haziran seçimlerinde, Balkan - Rumeli kökenli veya camiamıza hizmeti geçmiş her partiden, her adayın arkasında duracağız. Yani biz, Türkiye’nin yanındayız.

TERCİHİMİZ, ATAMIZIN YOLUNDA İLERLEMEK

Türkiye’nin huzura, barışmaya ihtiyacı var. Mevcut siyasi iklim ortamında ‘ötekileştirmeden’, ayrıştırmadan bir dil kullanılmalı, ‘biz ve onlar’ söylemi bir kenara bırakılmalıdır. Akdeniz Balkan Türkleri Federasyonu olarak bizim de en büyük dileğimiz,  ülkemizin demokrasi sınavından kırgınlık ve küslük olmadan çıkmasıdır.  Ülkemizin bekasıyla ilgili böylesine kritik bir dönemde bizim tavrımız ve tercihimiz, elbette ki Cumhuriyetimizin temel değerlerinden, demokrasiden ve sevgili Atamızın belirlediği yoldan yürümekten yana olacaktır.

‘BEN, SEN, O YOK BİZ VARIZ’

Bugün ülkemiz, bulunduğu coğrafyanın hassasiyeti gereği zorlu problemlerle uğraşmaktadır. Milletimiz başta komşularımız olmak üzere, sorun yaşadığımız devletlerle bir uzlaşma zeminin temin edilmesini istemektedir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de vurguladığı gibi ‘ Yurtta sulh, cihanda sulh’ ilkesi taviz vermeksizin tekrar hayata geçirilmelidir.

AYRIŞTIRAN DEĞİL BİRLEŞTİREN SÖYLEMLER

Sunni ve Türk olarak bulunduğumuz coğrafyanın kırılganlıklarını bilerek; yüz yıllardır süren kardeşler arasındaki din ve aşiret kavgaları sona erdirilmeli. Bunu her zaman kullanan emperyalist güçlerin eline böyle bir fırsat bir daha verilmemeli. Kedi sınırlarımız içindeki ayrılık tohumlarını tek tek sökerken bölge ülkeleriyle de iş birliği yapılarak güçlü bir ekonomik – kalkınma işbirliği içerisinde olmalı.

TÜKETEN DEĞİL, ÜRETEN TÜRKİYE

Yapılan seçim anketleri de göstermektedir ki, halkımızın en önemli beklentisi ekonominin acil olarak düzeltilmesi, kaynakların düzgün ve etkin olarak kullanılmasıdır. Dış müdahalelere bağlı hale de gelen ekonomimizde, Türk lirasının yaşadığı değer kaybına bağlı olarak insanlarımızın satın alma gücü düşmüş, üretim maliyetleri artmıştır. Milletimiz artık ‘tüketen’ değil, ‘üreten bir Türkiye’ istemektedir ki;  istihdam ve gelir artsın. Elde edilen gelir de adilce paylaşılmalı, gençlerimize iş alanları açılmalıdır.

TARIM VE HAYVANCILIK YAPILANDIRILMALI

Allah’ın bir lütfu olarak, bu kadar verimli topraklar üzerinde kurulan ülkemiz, tarım ve hayvancılık konularında ithalata dayalı bir yapıyı asla hak etmemektedir. Yeni kurulacak sistemde tarım ve hayvancılık politikaları yeniden yapılandırılmalı; köylü ve çiftçinin üretimine destek verecek politikalar geliştirilmelidir.

BİLİMSEL, LAİK VE EŞİT EĞİTİM

20 yıllık öğretmenlik hayatımda Atatürk’ün koymuş olduğu ilkeleri ön planda tutarak, Türk milli eğitimin amaçlarına uygun olarak, toplum için yararlı vatandaşlar yetiştirmenin gayesiyle çalıştım. Türk çocuklarının Türk milletinin geleceği olduğunu ve hepsinin eşit koşullarda, aynı eğitimi almaları gerektiğini birçok kereler ifade ettik. Buradaki gayemiz ise, aynı eğitimi almış olan çocuklarımız ile muasır medeniyetler seviyesine daha çabuk çıkacağımıza duyduğumuz inancımızdır. Dolayısıyla sürekli değiştirilen, revize edilen milli eğitim sistemi siyasi bir alan olmaktan çıkarılmalıdır. Atamızın da belirttiği gibi inançlı, zeki ve çevik olması gereken Türk gençliği, çağımızın şartlarına uygun yetiştirilmeli, kendine uygun hedefler koyabilen bireyler haline gelmelidir. Eğitim bilimsel, laik, eşitlikçi ve demokratik bir hale dönüşmelidir.

BALKAN TÜRKLERİNİN DE SORUNLARI ÇÖZÜLMELİ

Balkan, Rumeli Türkleri olarak, 24 Haziran sonrası ise camiamızın sorunlarının çözülmesi için daha somut adımlar atılmasını bekliyoruz. Dünyanın değişik bölgelerinden gelen Türklerin, mültecilere tanınan denk haklardan yararlandırılması, insani yaşam standartlarının yükseltilmesi için gerekli çalışmaların tamamlanması gerekmektedir. Bu konuda yetkili makamlarımızın yaşanan sorunlara çözüm bulması en önemli talebimizdir. Birçok siyaset, iş, bilim, din adamı, sanatçı ve sporcularda dâhil olmak üzere birçok dalda çok üst seviyede yetişmiş insanımız var. Ancak bugüne bakıldığında nüfusumuzun oldukça fazla olmasına rağmen seçim döneminde çok arzu ettiğimiz halde maalesef siyasi sürece katkımız olamıyor. Bizim mücadelemiz bu ülkenin kalkınması adına elimizden gelenin en iyisini yapmaktır.

24 Haziran’dan sonra 30 milyon civarında Balkan Türkü’nün yaşadığı Türkiye’nin siyasi iklimi ne olursa olsun, ülkemiz ve halkımız için en hayırlısı olsun.

 

Turan için harcanan emek, inşallah boşa gitmeyecek

Ne Mutlu Türküm Diyene