İsmet İnönü'nün yapmadıklarına karşılık.

l945 yılında bastırıyordu İngiltere,bizden yana Almanya'a karşı 2. dünya harbine girin!

Bahane yapıldı: Şu kadar teçhizat ve silah verin, dedi; İsmet İnönü ve Mareşal Fevzi Çakmak'ın İstekleri karşılanamayacak kadar çoktu. İngiltere Başbakanı ve Savaş Bakanı ile müttefikleri "İstenilenleri verip, bitirinceye kadar bu savaş biter" dediler.

Adamlar biliyordu, çünkü; Savaşa isteksizdik.

Ama ne vakit, Almanya'nın savaşı kaybedeceği anlaşıldı, işte o zaman, Almanya'ya karşı, İngiltere'ye karşı harp ilan ettik.

Bu gün kü, Yöneticilere dönelim: Rusya ile anlaşmaya geçildi:

S-400 füzeleri verin, denildi. Hay, hay dediler: "Veriyoruz." Lakin, ABD'nin dayatması ile karşılaşıldı. Bizden F-34 istemiştiniz ya... Üstelik her iki ülke'de parasını aldıkları halde "Vermiyoruz." dediler. "Israr ederseniz, istediklerimiz yaparsınız".

Nedir onlar?

Kanal İstanbul'u yapacaksınız. Peki neden?

"Her yere terörü soktum, bir Karadeniz'e giremedim de, ondan!

Hay hay dendi. Aksine olarak;

F-35'i hem de ücretsiz verin diyemediler,

Kanal İstanbul yapımı için karşılıksız olarak sermaye de verin diyemediler.

Ayrıca, Suriye Rejimini ortadan kaldırmaya yönelik olarak Obama zamanında kurulması önerilen ve oluşturulan 40.000 kişilik Afgan, Çerkez, Özbek, Uygur vb.gibi Orta Asya kökenli insanlardan oluşan Özgür Suriye Ordusunun her bir askeri için ödenen 300,- ABD doları da, bize ödeyeceksiniz, diyemediler.

Diyemezlerdi. Çünkü vermeyeceklerini de biliyorlardı.

Fakat buna rağmen, Rusya'ya karşı savaşın, Suriye'de dediler!

Ama önce, hayır Suriye'ye biz PKK'yı silahlandırıncaya kadar giremezsin, diyorladı, bir sene öncesine kadar.. Üstelik;

"Barış Pınarı" harekatı ile Suriye'ye girince de, "Mal varlığını soruştururuz" dediler. Yine,

"Ben alacağmı aldım, sorununu git Rusya ile mutabakat yaparak" çöz, dediler.

Suriye ile dokuz yıldır karşı karşıya getiremediler di, getirdiler.

Yalnız başına bıraktılar diyeceğim, ama bırakmıyorlar...

Şimdi, Rusya'nın hamisi Suriye'nin resmi ordusu ve silahlandırdığı PKK' nın askeri gücü PGY ile savaştırıyorlar.

Peki, bir şey daha var:

Suriye'nin enerji üretim kaynaklarını elinde bulunduran Fırat'ın her iki yanındaki petrol bölgesine neden sokturmuyorlar?

Şayet o bölgeye Türk Silahlı Kuvvetleri girmeye kalkılsınt; hem Rusya'yı ve hem de ABD'yi, Türkiye'nin karşısında birlikte savaşırken buluruz !?!

Bunda şaşılacak bir şey yok...

Çünkü, şu anda da her iki ülkenin silahlarına karşı savaşıyoruz.. Bu demektir ki, ne tuhaf ki, ülkeye karşı zımnen savaşmaktayız.

Şaşırmayın: PKK'nın elindeki silahlar ABD'nin. Rusya'nın elindekiler de zaten kendilerinin. Şu halde, iki Ülke ile savaşmaktayız.

Peki, bu savaşın sonunda, ne kazanacağız? Terörist bir devleti yıkmış olacağız. Aynı ABD'nin Irak Başkanı Saddam Hüseyin'i devirdiği gibi. Sonra da, sınır değiştirme sırası Türkiye'ye gelecek. Ve, PKK'yı kovalarken, PKK'ya komşu edileceğiz.

Oyun kurucu ve proje sahibi olamadığımız sürece hep böyle olacak. O nedenle 100 yıllık dış politika projeler yapmaktan başka çare yok.

Zira, karşımızda Lozan Anlaşmasını kabul etmeyen, "Sizi Sevr Anlaşması şartlarına döndürmek istiyoruz bir devlet var: ABD.

Yazan: M. Hüseyin Uslu

Pin It