Yazdır

KÜRESEL TAHAKKÜM VE SÖMÜRÜ

Joomla
Joomla

Wordpress
Wordpress

   Efendiler ve kölelerin dünyasında ilk başlarda kölecilik şeklinde beliren bağımlılık, yeni zamanda modern sömürü anlayışına dönüşür.

Siz ne üretirseniz üretin, bağımlı üretim sistemi içinde üretimin getirisi batıya akar. Siz ise biraz daha fakirleşirsiniz. Halbuki yaşam için asıl olan değerleri medeniyet ve kültürü içerisinde var etmiş milletler, kendi kimlik değerlerinden uzaklaştırıldıkça, kaybettikleri sadece toprak, petrol, arkeoloji, edebiyat, musiki değil, iffet ve namuslarıdır. Yazılı ve görsel medya ile alaşağı edilen toplumsal ahlak yozlaşmasına misyoner okullarında batıcı kendi halkına yabancı, dünyanın nimetlerinden yararlanabilme, görevde yükselme adına köşe başlarını tutmuş sabatayist bürokrat ve politikacılara ve kompradorlara yamanan ahlaksızların dünyasında, adına yaşamak dediğimiz bu kavgada değerleri adına var olan herkese bin selam.

  1925’te Martinik’ te orta sınıf siyah bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Frantz Fanon Cezayir’ deki Fransız işgal ve sömürüsüne Yeryüzünün Lanetlilerinde şöyle seslenir: “ Bir insan olduğuma göre, peşine düştüğüm geçmişte, bütün bir insanlığın geçmişi olacaktır. Benim sahip çıkacağım devrim yada ayaklanmada sadece Saint Dominigue’ in ayaklanması değildir. İnsan onurunun yükseltildiği her zaman insanı insana kul yapmak isteyen eğilimlere kafa tutulduğu her yerde gönlüm bunu yapanların yanında yer alacaktır.”

  1961’ de Akdeniz Anemisinden öldüğünde 35 yaşındadır. Doktor olarak Cezayir halkına bu yeryüzü lanetlilerine karşı vermiş olduğu mücadele ile Ezilen Üçüncü Dünyanın sesi olmuştur.

  Peki biz kendimize dönersek bu bağımsızlık savaşında 1.000.000 Müslüman kardeşini kaybeden, acısını kendi içinde hisseden, Türk halkı olarak büyük acılar yaşarken ülkenin yöneticileri Fransa’yı küstürmemek adına bu onurlu bağımsızlığı tanımakta bile zorluk çekmişlerdir. İşte bu Fransa bugün Paris’ te Ermeni soykırım anıtlarını bir bir açarken bizim şimdiki yöneticilerimiz İstanbul’ da ki Fransız Sokağını Cezayir Sokağı yapmaktan korkmaktadırlar. Halbuki nede güzel sokak olurdu Cezayir menekşeleriyle. Kısaca bu Emperyal Amerikan, İngiliz, Fransız terörü 1800’ de Meksika topraklarında başladı. Teksas, Arizona, New Meksiko, Kaliforniya, Nevada, Utah, Wyoming İşgal edildiğinde.

  1776’da ABD 13 Eyalet 835.000 km iken bu işgallerle 52 Eyalet 9.370.000 km’ lik yüz ölçümüne sahip olmuştur.50 yılda tüm yerli halklar yok edilmiş, bu barbar saldırılar Dünya’ nın her yerine yayılmıştır. 1898 Küba, 1914 Haiti, 1931 El Salvador, 1912 Nikaragua, 1954 Guatemala, Jamaika, Kostarika, Etiyopya, Somali, Mozambik, Vietnam. İşgaller, CIA operasyonları, cuntalar ve ekonomik ambargolar. Ve yanı başımızda IRAK, AFGANİSTAN; Türkiye’deki üslerden lojistik destek ile 2.000.000 İnsan ölü, 7.000.000 İnsan sakat, Tecavüzler, İşkenceler ve mazlum milletlere kanıksattırılmış duygular. Toprağın altına yani petrole el konulurken üstüde talan edilmiş. Paha biçilmez el yazması eserler ve arkeolojik değerler bu küresel hırsızların müzelerini süslemektedir. Defolup giderlerken de geride mezhep ve ırk savaşlarını miras bıraktılar.

Bu terör ve tahakküm artık silahlı ve ekonomik vesaire gibi işgalden zihni işgale geçmiştir. Norveç’te bir manyak bir adayı basıp 70 kişiyi öldürdüğünde Türk televizyonları üç gün canlı yayın yaptılar.70.000 Libya’ lının öldüğü yere bir gideniniz oldu mu? Libya müstakil bir devlet iken Birleşmiş Milletler kararı dahi olmadan Fransa güç bende deyip bu mazlum halka niye saldırır?

Bizim Başbakanımız Berlin’de gurbetçilere seslenirken ‘’ Fransa’nın, NATO’nun, Libya’ da ne işi var? Biz buna izin vermeyiz, NATO ile bu savaşın içinde olmayız dediğinde içimiz sevinç dolarken üç gün sonra dönüşünde İzmir NATO üssü olmuş, Libya talan edilmiş, bizlerinde içi kan ağlamıştır. Bu yaşadığımız kaçıncı U dönüşüdür. Bundan yaklaşık bir ay önce CNN’de dış işleri bakanını izliyordum cümleler aynen şöyle “ Yani Suriye’ye bu kardeşlerimize kayıtsız mı kalalım. Bunlar bizim soy kardeşlerimiz, din kardeşlerimiz. Bu harita yapılırken elindeki kalemle şu kalem şöyle oynayıverse Halep, Hama, Humus,    Kerkük, Musul bizde olacaktı.”diyor. Sayın dış işleri bakanı bu haritayı dünyanın her yerinde olduğu gibi İngilizler kendi kalemleriyle çizdiler, sizin kaleminizle değil en küçük ayrıntı göz ardı edilmeden köylere varana kadar petrol bölgelerini kendilerinde tutmak adına çizilmiş sınırlar. Siz o kalemi çocuk çiziktirmesi mi sanıyorsunuz Allah aşkına. Lütfen Bizi Aptal yerine koymayın. Bu ülkenin balık hafızalı olmayan, düşünen, akıl eden insanlarının var olduğunu unutmayın. Yani sizce Libya’daki 70.000 Müslüman kardeşimiz daha az mı kardeşimizdi. Ayrıca her gün kabile savaşlarında 10-15 kişinin ölümü haber bile olmuyor. Öldürülen Amerikalıya, İngiliz e , Fransız a, Öldürüldü diyemeyen bir medya. Ölen Amerikalının Dalağımı patladı, Kalp krizi mi geçirdi, damdan mı düştü? Kısacası biz bu kadar edilgen iken kendi bölünmüşlüğümüzle soy kütüğü secer-i terakime derdine düşerken biz biraz ülkücü Türküz biraz da Müslüman biraz da sosyalist Türküz  biraz ulusalcıyız biraz da liberal biraz da kominist birazda kürt biraz zaza biraz da Çerkeziz biraz Keldani biraz Nasturiyiz biraz da Arap Alevisiyiz yani Nusayri, Yezidiyiz, Dürziyiz birazda Sünni birazda Şia bir de bunların kendi içindeki bölünmüşlükleri. Sizce sahi biz kaç yüz cemaatiz?

  Kısacası bu küresel terörü  tahakküm ve sömürüyü finansal ve silah ticaretiyle besleyen dünyanın en büyük silah ithalatçısı; bir ülkeye tabanca mermisi bile atmayan, kardeşlerinin öldürülüşüne destek olan Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri Arap baharının sizlere geç kalmaması dileğiyle…

Beyhude gamlanma divane gönül!
Cümle alemin rızkını veren vardır.
Yaptığın hatayı görmüyor sanma.
Kalpte gizli en derin sırları bilen vardır.

 

Mal-ı emlakım var deyu güvenme!
Arkam var deyu dayanma!
Sırt üstü insanı yere vuran vardır.

 

Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil.
Çektiğim elemi bir ben birde Allah’ım bilir.

                                                       FUZULİ