Yazdır

CUMHURBAŞKANININ GAZETECİLERİ KENDİSİNİN DÜŞMANI MI?

Başlığı niye böyle koydum?

Beraber bir analiz için…

Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce Bey, “Sen 2001 yılında Pensilvanya’ya gidip Fetullah Gülen’den parti kurmak için icazet aldın,” dedi. Buna karşılık Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, “Bunun aslı astarı yok, ispatlamazsan namertsin,” diye cevap verdi. Buraya kadar güzel karşılıklı atışmalar devam ederken uçağa bindirip poz attırdığı bir gazeteci İnce’yi destekleyenlerin, Fetullah Gülen’in bir videosuna atıf yaptığını söyledi.

Gülen videoda: “Onunla çok sıkı münasebetim olduğu söylenemez. Parti kurmak istediği zaman yanıma geldi. Erbakan’dan ayrılmak istediğini söyledi. Hocayla vuruşmadan bu işi yapmasını tavsiye ettim. Türkiye’de askeri darbelerin birbirini takip etiğini, askerlerle de iyi geçinmesini önerdim.”

Sonra gazeteci arkadaş sazı eline alıyor akım derken .okum diyor resmen. Adam lise mezunu olduğundan Türkçesi kıt! Anlamıyor da! Sanırım ana dili de Türkçe değil. Olsa idi Türkçede tavsiye edilenin onaylanan olduğunu da bilirdi. Türkçesi kıt ki tavsiye edilip onaylamanın da icazet manasına geldiğini bilirdi. 

Hayır bilmiyor!

Niye mi?

Çünkü anlatılanın açık olmadığını iddia ediyor.

Lise mezunu işte…

Sonra diyor ki Fetullah Gülen o videonun devamında daha başka sözler de söylüyor:

“Yanımdan ayrıldıktan sonra asansöre biniyor, yanında bir arkadaşımız var ama o bunun farkında değil.” Yanındaki arkadaşlara, “İlk önce bunun hakkından gelmek lazım,” diyor. Zaten bir gün bile adımı andığına şahit olmadım. Seçimi kazanırken bile adımı anmadan, Pensilvanya'ya teşekkür ederim demekle yetindi...”

Sonra bu gazeteci arkadaş evlere şenlik bir yorum daha yapıyor: “Madem Fetullah Gülen’in sözlerini en büyük delil olarak kabul ediyoruz. O zaman Erdoğan hakkında söylediği, “Beni bitirme kararını o gün almıştı” sözlerini de delil olarak kabul edeceğiz.

Öyle ya! Fetullah Gülen, “Bu adam benimle hiç kol kola yürümedi, bana sevgi beslemedi,” diyorsa, o zaman “Erdoğan Gülen’i ihya eden isimdir,” iddiası da kendiliğinden çöpe gitmiş oluyor değil mi?

İşte öyle olmuyor!

Çünkü verilmek istenen mesaj sonda…

Ama dedik ya adam lise mezunu nerede o anlayış, o kavrayış, o zekâ…

Evet, Fethullah Gülen kendini sevmediğini söylüyor ama “seçimi kazanırken bile adımı anmadı,” demesi, “seçimi sanki kendi kazanmış gibi benim adımı anmadı,” anlamına geldiğini bile bilemiyor.

Dedik ya lise mezunu… 

Sonra güya Sayın Cumhurbaşkanını savunan zat inciler dökmeye devam ediyor: “Aslında Muharrem İnce'ye, “Biz Pensilvanya’ya beraber gittik ve Gülen’den icazet aldık,” diyen kişinin kim olduğunu ben çok iyi biliyorum. O isim, Abdullah Gül’den başkası değil.”

 

Kaynağı da bir güzel söylüyor. Gülen’in haftalık vaazlarının yayınlandığı hurkul.org isimli sitesinin editörü Osman Şimşek o günü şöyle anlatmış: “2000’li yılların başında AK Parti’nin kuruluş aşamasında, Erdoğan da Pennsylvania’ya gelmiş, yaşadığımız yeri görmüş, kahvemizi içmişti. Hatta o gün musluklarımız bozuktu, bizimle beraber bahçedeki hortumdan abdest almıştı. Yine aynı gün Abdullah Gül de teşrif etmiş, yaşantımıza şahit olmuş ve bizimle aynı safta namaza durmuştu.”

Arkadaş buradan da öyle bir yorum yapıyor ki al bir kaya nerene dayarsan daya…

Arkadaşın incileri şöyle: “Açıklamadaki ayrıntıya dikkat ettiniz mi? Erdoğan’ın Pensilvanya’ya geldiğini söyleyen Osman Şimşek, Erdoğan ile Gülen arasında bir görüşme yapılıp yapılmadığına değinmiyor.

Yahu bari acı kahve içtiği repliğini sakla! Erdoğan, Gül Fethullah ve diğer hazirun acı kahve içerken üç maymunu mu oynadı?

Sonra devam ediyor inci saçmaya; “Bahçedeki hortumdan abdest aldı ama Erdoğan’ın, Fetullah Gülen’in arkasında namaza durduğunu söylemiyor. Sadece Abdullah Gül’ün kendileriyle birlikte saf tuttuğunu açıklıyor.”

Arkadaş dedik ya lise mezunu diye. Cümle kurgusunu ve eklerin manaları nereye taşıdığının da farkında olamıyor haliyle…

Orada, cümlede bir –‘de’ eki geçiyor ya kardeşim. İşte o ‘de’ eki, “Gül ne yaptı ise diğerlerinin yaptığının aynısını yaptı,” anlamına gelmektedir. Yani hazirunun Fethullah’ın ardında namaz kıldığına Abdullah Gül’ün dahi namaz kıldığına işarettir!

Gazeteci arkadaşın son incisi ise hakikaten anlayışı zorlar tarzda; “Erdoğan, Gülen ile 2-3 kez görüştüğünü zaten konuşmalarında kabul ediyor. Bu görüşmelerden birinin Pensilvanya’da yapılıp yapılmadığını bilmiyorum. Ama şunu iyi biliyorum. Gerek Fetullah Gülen’in gerekse Osman Şimşek’in açıklamalarına baktığımızda, ortada bırakın bir icazet alma durumunu, yüz yüze bir görüşmenin gerçekleşip gerçekleşmediğine dair en ufak bir ayrıntı yok.”

Yanlışlar… Yanlışlar…Yanlışlar…

Sana o lise diplomasını….

Birinci cümle Sayın Erdoğan’ın kendi ağzından bir cümle. Yani özne Sayın Erdoğan’dır. Ama ikinci cümlede arkadaşın kendisidir özne. Bu görüşme nerede yapıldı ise ve kaseti var ise yapılmıştır demektir! Yapıldı ki sen kasetten yorum çıkarıyorsun be adam. Görüşme yapılmadıysa, ne demeye o zaman, o kaseti şahit tutarsın? Ayrıca birinci cümlede özne olan adamın yerine kendini koyup bilmiyorum da ne demek? Bilirse Sayın Erdoğan bilir onun reddetmediğini söylediğin görüşmeleri sen kimsin de bilmiyorum dersin, hem de birinci cümledeki özne adına!

 

Sayın Cumhurbaşkanım işiniz bu yancılarla zor ki zor…

Allah yardım ede size ne deyim…

Savunayım derken adamcağızı resmen icazetçi ettiler yahu!

Bütün bunlara rağmen…