Bu virüs belirli haplogurupları daha çok vuruyor!

Bu virüs belirli haplogurupları daha çok vuruyor!

Kovid-19 Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Özlü, “içinde bulunduğumuz 2-3 hafta çok kritik, virüsün etki süresini halkın davranışı belirleyecek, dişimizi sıkıp evde oturalım. Salgının yükselme eğilimde olduğu şu sürede evden çıkmayalım,” dedi. Benzer ifadeleri Mehmet Ceyhan Hoca da söyledi.

   Daha sonra Bilim Kurulu üyelerinin Çinli uzmanlarla görüş alış-verişinde bulunduğunu ve bilim kurulunun bu tavsiyelere uyarak görüşmeleri haftada 2-3 güne çıkaracaklarını belirttiler. Buna bağlı olarak da sosyal mesafe ve insan hareketlerinin kısıtlanmasını gördük. Sevgili Bakan’ın ve Bilim Kurulu’nun: “İnsan hareketlerinin kısıtlanması ne kadar önemlidir?” sorusuna cevap verdikleri makaleyi aradık ve bulduk!

   Daha doğrusu bu makale klinisyenlere açık bir eğitim ve yardımlaşma sitesinde yayınlanıyor (1). Ancak Sayın Bakanın ve Bilim Kurulu’nun bu makalenin tartışma kısmını iyi anlatamadığını düşünmekteyiz.

Neden mi?

Okuyalım da ne demek istediğimi anlatayım...

Makalenin Sonuçlarına Göre:

   a-  Eğer belirtiler (semptom) oldukça hafif seyrediyor ya da virüs hastalık belirtileri tam manasıyla başlamadan evvel yayıldı ise tespiti çok zordur. Bu durumda yayılma kaçınılmazdır!

   b-  Çin bu yayılmayı önlemek için çok yaygın, kesin ve kati tedbirler alınmıştır ki Wuhan şehrine giriş çıkışların yasaklanması ve şehirler arası seyahat kısıtlaması bu tedbirler arasındadır. Seyahat kısıtlaması hastalığın daha odaktan (ki bu Wuhan’dır) çevreye yayılmasının başlamadığı en erken evrede alındığında ancak kısmen yararlı olduğu görülmüştür. Fakat hastalık bütün ülkeye yayıldığı, karantinanın delindiği bir dönemde hiç bir etkisi yoktur. Bu sebeple Çin’de uygulanan seyahat yasağı tedbiri diğer ülkelerde COVID-19’un yayılmasının (spread) ve yerel geçişlerinin (local transmission) durdurulmasına ek bir tedbir olarak uygulanabilir.

   Ancak bunun sonuçlarının kestirilmesine imkânı yoktur!

   Bilim Kurulu’nun tavsiyelerini Sayın Bakan’ın Sayın Cumhurbaşkanı’na ilettiğini bizzat kendi ağzından duyduk. Sayın Cumhurbaşkanı da telekonferans usulü toplantısında ellerini yıkamayı beceremeyen bakanını, “Fatih beceremiyor!” diyerek payladı. Ancak Diyanet İşleri Başkanı efendinin bunlara uyduğuna dair elimizde en ufak bir nişane bile yoktur!

    Şubat ayında Umre’den gelen birinci gurup umrecileri sanki hiç bir şey yokmuş gibi bir aymazlıkla yurt içişinde salacaksınız. Sonra aklınız başınıza gelecek ya da işin vahametini anlayacaksınız ve ikinci gurup umrecileri gecenin bilmem kaçında gariban öğrencileri kapı dışarı edip umrecileri içeri boca edip yatıracaksınız. Sonra bu aymaz cahil takımı kapıları kırıp polisle cidalleşip bir otobüs kiralayarak yollara düşecek. Göz yummadığınızı göstermek için bu cahillerin yolunu kesip geri çevireceksiniz. Bu sefer de şoförleri muavinleri yallah yollayacaksınız. Bu karantinanın delinmesi değildir de nedir?

   Yurt dışından ABD’den, Fas’tan, Tunus’tan, Çin’den velhasıl her yerden talebeleri getirip karantinaya alıyorsunuz. Çinli işçilerin gidiş gelişini neden sınırlayamadınız? Sınırlayamadınız ki Çinli işçi çalıştıran iş adamı mevta oldu. Test sonucu pozitif çıkmasına rağmen evde kalmayarak taksiyle Rize'ye kaçtığı ortaya çıkan K.E. adlı şahsın Fındıklı ilçesindeki evinde yakalanması da bunu ne kadar ciddiye aldıklarını göstermektedir. Şahsın temasa geçtiği herkese test yapılacak ve oturduğu bina da karantina altına alınacak. Adamın savunması ise evlere şenlik: “Ben sosyal sorumluluk sahibi bir adamum da!”

Bu iş savsaklandığı sürece can yakacak anlamıyor musun?

“Hayır anlamayrum.”

“Oyle mu?”

“He deyrum, da!”

“He, o zaman sen evinden çıkmayacasın, hasta olursan da gendü başına kalup, kendü başına iyileşecesun, iyileşemezsen de mezarunu kazaruk, oldu mi?”

 

   Bu arada Sayın Bakanın çalışmasını, davranışını kutlarız. Hatta Cumhurbaşkanının almadığı gazetecileri bile alıp saygıda kusur etmemesi AKP’de de adam gibi bir bakan varmış dedirtti. Şaka bir tarafa işin gerçeğidir budur. Bakan ve Bilim Kurulu işte bu yönüyle şükranları hak etmiştir hepsine saygımız vardır.

    Ancak Sayın Bakan’ın yayılmanın umrecilerle ilişkisiyle ilgili bir soruya, “Umreciler bunların küçük kısmı dışarıdan gelenler yani batıdan gelen dış temaslar daha fazla,” demesi hiç yakışık almadı.

   Neden mi? Çünkü DSÖ’ye bildirimlerinizde dış temasın (Ne Batının ne de Umrecilerin) adı bile geçmiyor! Sadece yerel bulaş (Local Transmission) bildiriminiz var. Peki, buna ne diyoruz? Burada Sayın Bakan’ın da Bilim Kurulu’nun da suçu olduğunu sanmıyorum. Sadece ve sadece Diyanet İşleri Başkanı Efendi’nin Sayın Cumhurbaşkanını iknada daha etkili olduğu açık demektir, o kadar!

   Bütün tedbirleri aldınız amenna kabul. Ama yerel virüsleri belirlemediniz, hala. Aldığınız tedbirlerin ne manası var o zaman?

Neden mi?

Bakın cevap nereden geliyor?

Milano Üniversitesi’nden Epidemiyoloji ve Tıbbi İstatistik Bölümü’nden Prof. Dr. Adriano Decarli ne diyor? “2019 yılı Ekim-Aralık ayları arasında Milano ve Lodi arası bölgede zatürre ve grip teşhisiyle hastaneye kaldırılanların sayısında ciddi artış olduğunu belirledik.

   Bu gün Milano ve Lodi İtalya’da Koronavirüsün en fazla can aldığı şehirler arasındadır. Hastane verilerine dayanarak yeni Koronavirüsün İtalya’da o dönemde yayılıp yayılmadığını tespit etmemiz gerek. Eğer o dönemde geldi ise neden uzun süre tespit edilemedi, yerli Koronavirüslerle temasa geçip yeni bir mutasyon mu oluşturdu, bunların anlaşılabilmesi için ölenlerin mezarlarının açılması gerekir, tespit edilse idi muhtemelen (salgının) ikinci dalgasını karşılamak için tedbirli olurduk,” diyor Prof. Decarli.

   Bir kesin delil daha vereyim!

   Bakan Koca, “Çin’den gelen 15 dk’da sonuç veren kitler çok fazla pozitif verdiğinden kullanmadan kaldırdık,” dedi. Bu bilen olmadığı için çok konuşulmadı hatta anlaşılmadı. Bilim kurulunun, özellikle kurul üyesi ve Virolog olduğunu söyleyen Prof. Hasöksüz bununla ilgili bilgi vermeli idi. Çünkü bu asıl onun konusudur.

   Kendisi aslında Virolog değil serologdur!

   Ne demek bu?

Virusun oluşturduğu ve aşı üretimi için kullanılan antijenleri üreten, miktar ve kalitesini tespit eden adamdır kendileri. Bu kitlerle ilgili konuşması gereken tek kişidir! Ne bakan yetkilidir ne de Cumhurbaşkanı mezundur bu konuşmayı yapmaya. Mustafa Yapmalıydı, ama yapmadı ya da yaptırmadınız. O zaman ona o konuşmayı yaptırmayan Bakana kızmalı ya da kafayı toprağın altına sokup saklanıyorsa Mustafa utanmalı!

    Zira kendisi Ohio’dan meşhur serolog Filistinli Hıristiyan ve Yahudi kocalı Linda Saif’in talebesidir.

    Demem o ki YEREL KORONAVİRÜS türlerini tespit etmemiş genetiğini anlayamamışsanız getirip sonuç almaya çalıştığınız kit sizi yanıltır, anlıyor musunuz? Kitin ne suçu var!

   İşte Decarli buna işaret ediyor.

   Bu bir...

   İkincisi...

   Koronavirüs dünyanın dört bir yanını etkilemeye devam ederken güzel haber de Mezun olduğum Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden geldi. Yetiştiğim bölüm olan Viroloji Anabilim Dalı Başkanı ve Ankara Üniversitesi Biyoteknoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Aykut Özkul’dan geldi. Aykut benden 3 dönem sonradır. Kendileri koronavirüse karşı (Kovid-19) serum, aşı ve ilaç üretmenin ilk adımı olan SARS-COV-2 virüsünün izolasyonunu başardıklarını açıkladı.

   Ben de diyorum ki bu kafa 1930’ların bilim seviyesinin kafası! Virüsü izole etmenin aşıya yönelik hiç bir manası yoktur! Birinci aşama virüsü tiplendirmen, yerelleri bulman alt tipleri ayırt etmen ve bunların dizi analizlerini yapmandır. Bunları bilmiyorsan bırak kalsın!

Neden?

Ben Viroloji üzerine Virus Genetikçisi ünvanımı koydum da ondan!

   İşte Decarli buna işaret ediyor, anladınız mı?

   Bu iki...

   Üçüncüsü...

   TRT başta her gün iç vaka ve dış vaka veriyor. Dışarıdakiler öldü bitti çok ağır, falan filan.. Peki, Mehmet Ceyhan hocanın çok sevdiği rakamlar ne diyor ona bakalım ben rakamlara daha çok güveniyorum. Geçen hafta itibarıyla;

COVID19 Rakamları

Ülke

Hasta Sayısı

Ölen Sayısı

İyileşen Sayısı

Oran Ölüm Hızı

Oran İyileşme

Hızı

İran

    62589

      3872

    27039

%   6.19

% 43.20

ABD

  387354

    12285

    20395

%   3.17

%   5.27

İtalya

  135586

    17127

    24392

% 12.63

% 17.99

İspanya

  140618

    13912

    43208

%   9.89

% 30.73

İngiltere

    55946

      6171

        325

% 11.03

%   0.58

Türkiye

    34109

        725

      1582

%   2.13

%   4.64

Çin

    82718

      3335

    77410

%   4.03

% 93.58

Rusya

      1836

            9

          66

%   0.5

%   3.60

Bosna

        354

            8

            5

%   2.5

%   1.41

Dünya

  664590

    30890

  142368

%   4.65

% 21.42

Kazakistan

Kırgızistan

Özbekistan

        750

          94

        145

            5

            0

            7

          14

          13

            2

%   0.67

%   0.01

%   4.82

%   1.87

% 13.83

%   1.38

 

   Bu tabloya göre İran’da ölüm oranı % 6.19’dur. Hastalıktan kurtulanların oranı ise % 43.20. İspanya’da ölüm oranı % 9.89, iyileşenlerin oranı % 30.73’tür. İngiltere’de ölüm hızı % 11.03, iyileşme hızı ise % 0.58’dir. Çin’de ölüm oranı % 4.03 iken iyileşme oranı % 91.64’tür. Bu sonuçlara göre en yüksek ölüm hızı İtalya’da (% 12.63) en yüksek iyileşme hızı ise Çin’dedir (% 93.58). Çin’in ölen sayısına bakarsak bunun Çin’i çok etkilemediğini görüyoruz. Ancak Türkiye’nin istatistikleri hiç de öyle yalaka medyanın abarttığı gibi de değil! Nitekim bu gün Türkiye hastalık sayısı bakımından 2. sıraya yerleşti. ABD ile yarışıyor.

   Tek sebebi saçma sapan karantina anlayışıdır. Çin karantinaya harfiyen uydu. Biz deldik! Fakat şimdi delinmeye başladık sonuçlar o yönde.

   Koronavirüsün (Kovid-19) merkezi haline gelen ve son güncellenen verilere göre 12 bin 907 can kaybının yaşandığı ABD’de ürküten bir gelişme yaşandı. New York Times’ın verdiği haberde, koronavirüs nedeniyle hayatını kaybeden bir kişinin 19 gün boyunca morgda bekletilen cesedinden örnekler alındığı ve test sonucunun pozitif çıktığı belirlendi.

   Aynı şekilde Hollanda Hıfzısıhha Enstitüsü diyebileceğimiz bir kuruluş olan RIVM’de ev ve hastanelerden ana isale hattına dökülen pis su borularından şehir arıtma tesisine gelen pis suda 43 gün sonra ve onca pisliğin içinden COVID19’u tespit ettiler.

   Yeni koronavirüs, dünya çapında sosyal mesafe önlemlerine yol açtı. Ancak MIT’de Doçent olan Lydia Bourouiba bunun yeterli olmadığını söylüyor. The Fluid Dynamics of Disease Transmission Laboratuarı’nda yıllarca öksürme ve hapşırma dinamiklerini araştıran Bourubia, öksürme ve hapşırmanın 8 mt (27 feet)’ye kadar gidebilen gaz bulutlarına neden olduğunu buldu. Araştırmasının, küresel COVID-19 salgını için çok önemli sonuçları olabileceğini söylemektedir. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) ve DSÖ tarafından ilan edilen önlemler üç feet uzaklıktır. Bourouiba, “DSÖ ve CDC tarafından şu anda koruyucu ekipman ihtiyacı konusunda, özellikle ön sağlık çalışanları için verilen kılavuz ilkelerin de acilen revize edilmesi gerekir, dünyada hali hazırda dolaşan 8 koronavirüs suşu var bunların hangisinin bizde daha evvel enfeksiyon yaptığını hangilerinin COVID19’la temasa geçtiğini bilmiyoruz. Bu sebeple sağlık çalışanları korunmak için öksüren veya hapşıran enfekte insanlardan daha uzak mesafede durmaları gerekir. Mevcut kılavuz talimatlarına göre virüsün bulaşma yöntemi olarak “büyük damlacıklar” gösterilirken bu büyük damlacıkların sadece belirli bir mesafeye gidebileceği söylenmektedir,” ” dedi. Geçen hafta Amerikan Tıp Derneği dergisinde yayınlanan makalesinde Bourouiba, “Hapşırma hızının saniyede 33 -100 feet’e ulaşabileceğini, şu anda kullanılan cerrahi ve N95 maskelerinin solunum emisyonlarının bu potansiyel özellikleri için test edilmediğinden bu maskelerin kullanılmasının uygun olmadığını,” söylemiştir. Damlacıkların, “sanal bir duvara çarpıp orada durduğunu düşünerek güvende olduğumuz” fikrinin hiç bir kanıta dayanmadığını ekledi. Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde, Bulaşıcı Hastalıklar Bölümü Profesörü olan Dr. Paul Pottinger, virüsün etkili olduğu mesafelerle ilgili net bir cevabın olmadığını söyledi.

   Sonuç olarak mesafe bilgimizde 1930 yılından kalmadır!

   SARSCoV-2 çok bulaşıcıdır ve geçiş yolları hala tartışmalıdır.

   SARSCoV-2 enfekte anneden doğumdan önce uterus yoluyla yavruya da bulaşabilir. 9 hamile kadın üzerinde yapılan bir çalışmada yeni doğmuş 4 bebekte SARS-CoV-2’ye karşı IgM antikorları tespit edilmiştir. Bu olağan üstü bir durumdur! Şöyle ki bilgilerimize göre anne karnından çıktıktan sonra bebek savunması 2,5 yaşına kadar yerleşir 4 yaşında ise olgunlaşırdı. Bu öyle demiyor! Anne karnındaki bebek antikor geliştiriyor. Bu savunmanın daha doğmadan aktifleştiğini göstermektedir ki virüsün ne kadar tehlikeli olduğunu anlatmaktadır. Buradan Ercüment Ovalı ve gurubuna bir ders var!

        Bir ders de Bakana ve Kuruluna...

   Ağzınızdan düşürmediğiniz “Sitokin Fırtınası” lafına dair.

   "COVID-19'da Sitokin Fırtınası," ne demek?

   COVID-19'da esas ölüm nedeni ARDS'dir.

   SARS-CoV-2 enfeksiyonu erken evrelerinde Hastaneye kabul edilen 41 hastadan altısı ARDS'den (acute respiratory distress syndrome) ölmüştür.

   ARDS, SARS-CoV, SARS-CoV-2 ve MERS-CoV enfeksiyonları için yaygın immünopatolojik bir durumdur. ARDS'nin temel sebebi de vücuda giren patojene (virüse) karşı savunmamızın ölümcül seviyede kontrol edilemeyen bütün vücut çapında (sistemik) büyük miktarlarda kimyasal (enflamatuar sitokin) sentezi ve salgısıdır. pro-enflamatuar sitokinler (IFN-a, IFN-g, IL-1b, IL-6, IL-12, IL-18, IL-33, TNF-a, TGFb, vb.) ve kemokinler (CCL2, CCL3, CCL5 , CXCL8,CXCL9, CXCL10, vb.) enfeksiyonda bağışıklık hücreleri tarafından salgılanır (3).

    Bu durumda hastalarda aniden daha semptomların 3. gününden itibaren dehşet sitokin salınımı başlıyor ve kandaki seviyesi olağan üstü boyutlara çıkıyor. Bu durum savunma sisteminin sağlamlığına mı yoksa çökmüşlüğüne mi delalet eder?

     Avustralya’dan Dr. Irani Thevarajan ve arkadaşları, COVID-19’lu hastaların takibi için kan gurupları bilgisini IFITM3-rs12252-C/C allellinin araştırmışlar (4). Sebep bundan sonraki salgınlarda alınacak tedbirlerin ve izlenecek yolun tespiti için çok değerli bilgiler vermesi sebebiyledir. Çinlilerde A kan gurubu % 36 civarında ve bunların tamamı IFITM3-rs12252-C/C allellini taşıyor. Bu allel de en yüksek ölüm gurubundan. Çinin hemen karantinaya geçmesinin temel sebebi bunu görmesi bence! IFITM3-rs12252-C/C allelli ACE II ile özdeş! En çok A gurubunda, sonra AB Rh+, ardından BRh+ en az da 0 gurubunda bulunuyor. Türkiye’de kan gurupları dağılımı A Rh + % 37, A Rh - % 7, B Rh + % 14, B Rh - % 2, AB Rh + % 5, AB Rh - % 1, 0 Rh + % 30, 0 Rh - % 4 şeklindedir. Türkiye’de ACE II durumu ise 250 hastada yaptığım bir araştırmaya göre ACE II oranı tüm kan guruplarında % 18’dir. ACE I ise % 8 oranında. Dünya’da 550 Milyon kişinin bu hastalığa yakalanacağı ve 50 Milyon kişinin öleceği tahmin ediliyorsa bunun % 8-18’i Türkiye’den demektir! Bu dünya nüfusu oranıyla 10000 kişi demektir. En çok A gurubunu ardından G haplogurubunu vuracak!  Ölüm hızında kimler yakın bir bakalım: Özbekistan, Çin, ABD 3-4 arası bu gurup bir birine en yakın daha doğrusu Çin genetiğine yakın.

   ABD’de en çok nereyi vurdu?

   New York’u, New York’ta da Bronx’a yakın Çin Mahallesinden yayılma var. Yani Çinliden. İtal’ya da Çinliden ve İraniden. Hollandada en büyük yıkım Malezya-Endonezya-Çin gurubundan. İngiltere’de Çin gurubunda. Bu bizim dediğimizi doğruluyorsa C ve G haplogurupları daha çok vuruyor demektir.

   Kimler mi bunlar 1. Sıra Çin, 2. Sıra İraniler, Yani?

Ermeniler, Gürcüler, Kürtlerin Sorani gurubu, Çerkezlerin % 50’si...

Sayın Cumhurbaşkanı ve yanındaki yöresindeki 46 Gürcüyü iyi koruyun!

   Tavsiye ederim.

      *

   SARS-CoV’ün bağlanma proteininin (spike) temas ucu (reseptör bağlanma alanı, RBD), özgün olarak konakçı reseptörü anjiyotensin dönüştürücü enzim 2’yi (ACE2) tanır. Bu bakımdan konağın SARS-CoV enfeksiyonuna duyarlılığı viral RBD ile konakçı ACE2 arasındaki çekime (afiniteye) bağlıdır.

   Virüsün ACE2’ye bağlanırken en çok kullandığı 6 aminoasit belirlenmiştir.

   Ayrıca, 442, 472, 479, 480 ve 487 pozisyonlarındaki bu özgün aminoasitler Misk Kedisinde, yarasada ve köpekte de var. Ancak Misk Kedisi’nde ACE2’ye viral bağlanmayı şevklendiren 100 aynı pozisyon incelendiğinde insan ACE2’sine viral bağlanmayı % 100 arttırdığı anlaşılmıştır. Daha önemlisi, insan-ACE2’sini tercih eden tüm bu aminoasitler tek bir spike proteininin temas noktası (RBD) içinde toplandığında süper afinite kazanmış süper bağlanma yapabilecek ve süper enfeksiyon geliştirecek ve bir anda insanın akciğerindeki bütün hücreleri viral girişe açık hale getirerek savunma sistemini çökertecek özelliklerin simüle edilmesi laboratucar denemelerinin ve hayvan deneylerinin yapılabilir hale geldiğini işaret etmektedir. Bu görev kazanma verisi yapısal tahminleri doğrulamak için güçlü destekleyici kanıtlar sağlamıştır. Bütün bunlar, gelecekteki SARS-CoV veya SARS benzeri viral suşların reseptör kullanımı ve konakçı hücre enfektivitesini tahmin etmeyi ve spike proteinlerinin sekanslarına ve orijinalin SARS-CoVRBD/ACE2 kompleksinin bilinen atomik yapılarına dayanarak olası hayvan kökenlerini ve hayvan modellerini belirlemeyi hedefleyenlerin işine çok yarar. Burada, 2019-nCoV RBD'nin yeni açıklanan dizisine dayanarak, reseptör kullanımını yönlendirebilir ve 2019-nCoV’un muhtemel konakçı yelpazesini genişletip daraltabiliriz. Yeni bakış açısı budur (5).

Yani aşının da önemi yok!

   Son olarak Sen Irak’lıya, İran’lıya, İtalyan’a, İspanyol’a, İngiliz’e ev sattın bunlar Nisan’dan itibaren sökün edip gelmeyecekler mi? Burada olanlar da dostlarını çağırmayacak mı? Önlemin ne bunun için?

   'KARANTİNAYI DELDİR' başka tarafını deldirme!

   Ülkenin dedik yahu...

   Bu virus İnsandan hayvana hayvandan da insana bulaşıyor!

Bu virus HAVADA ASILI KALIYOOORRRR!

Hade bakalım önleminiz ne olacak?

Kaynak:

   1-  The Effect of Human Mobility and Control Measures on the COVID-19 Epidemic in China” Yazarları Moritz U., Kramer G., Chia Hung Yang, Bernardo Gutierrez...Open COVID-19 data working Group.

  2-   https://www.usatoday.com/story/news/health/2020/03/30/coronavirus-social-distancing-mit-researcher-lydia-bourouiba-27-feet/5091526002/

   3-  Xiaowei Li, Manman Geng, Yizhao Peng, Liesu Meng, Shemin Lu. 2020. Molecular immune pathogenesis and diagnosis of COVID-19. Journal of Pharmaceutical Analysis. journal homepage: www.elsevier.com/locate/jpa

   4-  Irani Thevarajan, Thi H. O. Nguyen, Marios Koutsakos, Julian Druce, Leon Caly, Carolien E. van de Sandt, Xiaoxiao Jia, Suellen Nicholson, Mike Catton, Benjamin Cowie, Steven Y. C. Tong, Sharon R. Lewin and Katherine Kedzierska. Hastanın iyileşmesinden önce sürece eşlik eden bağışıklık yanıtlarının genişliği: Şiddetli olmayan COVID-19'a ait bir olgu sunumu (Breadth of concomitant immune responses prior to patient recovery: a case report of non-severe COVID-19). Nature Medicine www.nature.com/naturemedicine. https://doi.org/10.1038/s41591-020-0819-2.

    5-   Angiotensin Converting Enzyme Gene Polymorphism and It’s Association to Bipolar Affective Disorder in Turkish Patients. Neurol Psychiatr and Brain Res. 2003. 10. 129-132.

5-        Kristian G. Andersen, Andrew Rambaut, W. Ian Lipkin, Edward C. Holmes and Robert F. Garry. The proximal origin of SARS-CoV-2. 2020. Published: xx xx xxxx

https://doi.org/10.1038/s41591-020-0820-9

 

    

 

                 

Pin It