A.B.D’yi Anadolu’da kurmak!

    Tanrı esirgesin. 
    Kâhin değilim, kehanette bulunmayı sevmem.

 Bütün bildiğim birilerinin ‘Puzzle’ dedikleri yap-boz oyunudur.

Severim. Küçük parçaları birleştirerek bütüne ulaşabilmenin verdiği hazzı hayata aktarmasını da bilirim.    

   “A.B.D’yi Anadolu’da kurmak!” da ne demek? diyecekler vardır bilirim.  

Onların akıllarının kıt, gözlerinin kör olduğunu  ve dimağlarının dumura uğratıldığını da bilirim!   

    Türkiye’nin nereye gittiğini bilmek için kâhin olmaya da kehanete de gerek yok.  

2003'te yazılan bir makalede: "Ortadoğu'da 22 ülkenin sınırları değişecek" denilmişti.
    Hatırlarsınız değil mi?
    Bu makale kim tarafından kaleme alınmıştı?   
   “Sınırları değişecek ülkeler arasında Türkiye’de dâhil” diye yazan ben miydim?

Hayır. 
   7 Ağustos 2003 yılında The Washington Post gazetesinde Condoleezza Rice tarafından kaleme alınmıştı.  

   Peki, o günden bu güne kadar olan gelişmeleri de mi hatırlamaz oldunuz?   

    Mısır, Irak, Suriye, o günlere kadar adını pek de kimsenin bilmediği Soros’un ortaya çıkışı, rengârenk devrimlerin ‘Demokrasi’ adına serseri mayın misali değişik coğrafyalarda patlamaları! 
Mısır ve Libya’da başlatılıp, Irak’dan sonra Suriye’de gelişen olaylar..  
   Türkiye’deki akıl almaz gelişmeler.  
   Türk insanını  abandone eden siyasi ve fikri saldırılar..  
   Siber dünyanın bu savaşa sokulması. 
   Us yanıltmalarının peşi sıra gelen akıl tutulmaları.
    Kaostan yeni düzen kurma arayışları.    
   Demokrasi havarisi kesilenlerin ülkeyi getirdikleri durum. 
   Bunları da mı görmüyorsunuz?   

   Türkiye’nin hudutlarının değiştirilmesinin gündemde olduğunu görmeyecek kadar kör müsünüz?      
   Burnumuzun dibinde Irak’taki Kürdistan’ı Ankara’ya kurdurtmadılar mı? 
   Şimdi,  Birleşik Kürdistan adı altında yürütülen faaliyetin en önemli bölümü gündemde: Suriye Kürdistan’ı.  

   Suriye Kürdistan’ı kurulacak ki Birleşik Kürdistan’ın Güney bölümü tamamlanmış olsun. 
    Olsun da sıra Kuzey’e gelsin.  Barzani sık sık “Asıl Kürdistan burası değil. Bizim hedefimiz Büyük Kürdistan” demiyor mu?    
    Rice’nin makalesinin analizini yapamadınız diyelim.  
   Peki, 20 küsur sene önce bu ülkede yayınlanan CIA Eski şeflerinden Graham E. Fuller’in “Yeni Türkiye Cumhuriyeti’ isimli kitabını da mı okumadınız yahu? 
    Okudunuz da Ankara’ya yüklenen yeni misyonun farkına mı varamadınız yoksa? 
   Hadi onu da anlamadınız.  
   Kalkınma Ajansları tarafından bu ülkeye yutturulan eyaletler sistemini nasıl fark edemediniz? 
   Siyasiler mi?

 Geçin onları bir kalemde.  

Bu ülkenin başına ne geldiyse onların yüzünden gelmedi mi?   “Büyükşehir’i alacağız” kavgalarının dümen suyunda kayıkçı kavgası yapıp bu millete ‘Bütünşehir Yasaları’nın eyaletler sistemine geçişin ara süreci olduğunu neden anlatmadılar? 
   Hadi iktidarı boş verin. 
   Ya adında ‘cumhuriyet’ gibi ulvi bir değere haiz olan siyasi partinin genel başkanından mı medet umdunuz yoksa? 
   Hay şaşayım sizin aklınıza! 
   Yahu bu Kılıcdaroğlu,  Soros’un kurduğu TESEV’in üyesi değil mi? Listeler çarşaf çarşaf yayınlandı da inkâr mı etti?  
    Bütünşehir meselesinde açıklama yapmayanların biri de partisinin adında ‘Milliyetçi’ gibi kudsi bir ifadenin yer aldığı Devlet Bahçeli. AK Parti iktidarının koltuk değneği görevini başarıyla yürüten, bu milliyetçi Devlet Bahçeli değil mi?     
    Bütün önemli yasalarda şeksiz şüphesiz iktidarı destekleyen bir milliyetçilik ne menem bir milliyetçilik ise eğer! 
   Dahası.. 
   Bahçeli’yi suçlamamak gerek!

 “Kahrolsun komonizm”den ibaret bir milliyetçiliğin hedefi belli değil miydi?  
  “Amerika müttefikimizdir. Birlikte hareket edeceğiz” vaadini veren bir milliyetçiliğin ülkeyi getirdiği konum budur işte. 

 

Kürdistan zaten  fiilen var! 

 

 Ol bu meselede ciltler dolusu kitaplar yazmak pek ala mümkün.

Yazılmış olanı da yazılacak olanı da var.  Lakin, münderecat meselesi.   
   İmdi kimse kimseyi kandırmasın. Sokaktaki cahil dediğiniz vatandaş bile biliyor ki bu ülkede fiiliyatta bir Kürdistan var. 
   İktidarıyla, muhalefetiyle bu ülkeyi yönetenlerin sıkıntıları o Kürdistan’ı nasıl resmiyete dökecekleridir. 
   Görecekseniz: Önümüzdeki süreçte “Olmadı” diyecekler.  “ Şu kadar yıldan beri silahlı mücadele verdik. Şehit verdik, gazi aldık ama bu işi çözemedik” diyecekler. Dahası “milyarlarca dolar kaybımız var. Telafisi mümkündür” deyip, “demokratik hakları verelim de bari analar ağlamasın” diyecekler.
   
 Nereden mi biliyorum?  

Sözün başında dedim ya cici beyler ve bayanlar, Türkiye’ye çizilen yol haritası belli.  
   
   Sadece Rice’ın yazdıklarına, Fuller’in kitabına ve Kalkınma Ajansları’nın icraatlarına bakmanız yeterli.   
   Hadi diyelim ki beyninize USA mikroçip’ini yerleştirdiler, üstünü de İslam ile kamufle ettiler de farkına varamadınız da dünü unuttunuz.  
   Yahu son bir haftaya baksanıza..

Sözüm ona, Kürdistan lideri Nakşi Barzani ne diyor? “ Selahattin Demirtaş ve HDP milletvekilleri serbest bırakılsın”   Dahası “Barzani Güneydoğu’daki vatandaşların ‘Evet’ demeleri için çalışacağını söyledi.” (26 Şubat tarihli gazeteler)
    Aynı tarihli gazetelerden öğrendiğimize göre ABD ne yapıyormuş?  
   PKK’nin yan kolu PYD’ye, yani doğrudan doğruya PKK’ya 38 milyon dolarlık silah aktarıyormuş!          
   Peki, Ankara ne diyormuş? 
   Ne diyeceği var mı?
    Barzani Ankara’ya geliyor Atatürk Havaalanı’nda göndere Kürdistan bayrağı çekiliyor.  
   ABD’li general geliyor, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Genel Kurmay Başkanı’nı İncirlik’de ağırlıyor!  Kürdistan meselesi büyük oyunun ilk aşamasıdır.  Dahası da var.  

   Dahası;
   Anadolu Birleşik Devletler’
   
   “Hadi canım sen de” dediğinizi duyar gibiyim. 
   Karadeniz’de Pontus çıkışlarına,
   Ege’de sirtaki eşliğindeki Yunan kıpırtılarına, İyon hikayelerine, İzmir’in eyalet olarak AB’ye dahil edilmesi ifşaatına hiç dikkat etmediniz mi? 
 Televizyon ekranlarından yayınlatılan ‘Payitahtı İstanbul’ filmlerine! 
   Kanal projeleri ile ‘Şehr’i Asitane’yi’ eyalet statüsüne getirme faaliyetlerine!
   Öte yandan el altından yürütülen Çerkez milliyetçiliği faaliyetleri de dikkatinizi çekmedi mi?

   Benden bu kadar!
   Daha ne demeliyim yahu? 
   Sözün bittiği yerdeyiz.
   Aklınızı başınıza alın.
Sonra aklınızı toparlayacak başınız gövdenizde kalmayacak!