Yazdır

Gazi Paşa'yı anmak!

     Evvel emirde şunu bilmek gerekir ki Atatürk'e ve sözüm ona, -ne demekse - Atatürkçülüğe en büyük zararı Atatürkçüler vermişlerdir.

Atatürk’ün ve Atatürkçülüğün yozlaşmasını sağlayabilmek için Atatürkçüler ellerinden geleni artlarına koymamışlardır.

   Kamyonetlerin arkalarına Atatürk büstleri konulmuş ve milletin Atatürk’e selam verilmesi istenilmiş, bunun da adına Atatürkçülük denilmiştir.

   Heyhat, tezata bak!

  Yakın tarihimizde hem Demokrat Parti kurucuları Atatürkçülük ile övünmüş, hem de CHP İnönü döneminde Atatürkçü olduğunu söylemiştir.

  Oysa bilinir ki CHP’nin 1945-1946 kongrelerinden sonra Atatürk ilkeleri ile hiçbir bağı kalmamış, mevcut olan bağlar bizzat İsmet Paşa tarafından koparılmıştır.

  Paşa’nın Atatürk husumetinin 1945’e kadar beklemeye tahammülü yoktur!

  Meseleyi bilenler tarafından malumdur.

  Öte yandan Menderes’in uyguladığı politikaların hiç birisinin Atatürk ile ilgisi ve alakası yoktur!

  Hangisinin ne menem Atatürkçü olduğunu sizlere bırakıyorum.

           *

    Lenin Propaganda Dersleri’nde şöyle der:

    “Bir kişinin ya da bir kavramın yok edilmesini istiyorsanız yozlaşmasını sağlamalısınız. Bunun için de sıklıkla bahsetmek yeterlidir.”

    Atatürkçü geçinenler Atatürk’e bilerek ve ya bilmeyerek zarar vermişlerdir.

         *

    2017 yılının 10 Kasımında sözüm ona Atatürk’ü anma törenlerinde Anadolu Türklüğü bir yana dünyayı şaşırtan birçok gelişme yaşanmıştır.

   Hayatları boyunca güttükleri siyasette Atatürk düşmanlığı yaparak nemalananlar Atatürk’ten dem vurmaya başladılar.

   Hayretler içerisinde takip ettim. Kurt bakışından, Sarışınlığından, aslan yeleli olduğundan bile bahsedenler vardı.

   Atatürk bu değildi. Hele daha düne kadar Atatürk’e ‘Tağut’ diyen sözde milliyetçilerin dahi bu günlerde Atatürk’e sığınmalarını anlamak mümkün değil.

   Gazi Paşa’ya  ‘Beton Kemal’ diyenler bu günlerde başımıza Atatürkçü kesildiler.

   “Milliyetçiliği ayaklar altına aldık” diyenler Atatürk söylemlerini paravan olarak kullanmaya başladılar.

 Siyasilerin ‘takiye’lerine inanmak mümkün değil.

 “Atatürk sövgüsü olmasa aç kalırız. Atatürk bizim geçim kapımız” diyen tarikat mensuplarını da bilirim!

Bu gün onlar dahi sözde Atatürkçü politika gütmeye başladılar.

   Akıl alası değil.

       *

   Yıllar önce bir üniversitenin Atatürk’ü anma programına katılmıştım. Program bitince -adı bende mahfuz-rektör bey etkinliklerin nasıl olduğunu sordu.

 “Berbat” dediğim zaman kendisinin ve şürekâsının suratlarını görmeliydiniz.

 Afallamışlardı.

Alay-u vala ile “Çok güzel “ dememi bekliyorlardı.

 “Rektör fal taşı gibi açılmış gözlerle “Neden?” sorusunu sorabildi.

Atatürk bu değil” dedim.

 “Atam sen kalk ben yatam”

İzindeyiz”

“Sarı saçlı kurt” söylemleri artık kimseyi tatmin etmiyor ”dedim.

"Siz ki koskoca bin üniversite rektörüsünüz. Ziraat Fakültelerinde Atatürk’ün tarım politikalarını öğretebiliyor musunuz?

“Siz Siyasal bilgiler Fakültelerinde Atatürk’ün iç ve dış politikasını öğretebiliyor musunuz?

 “Hangi profesörünüz çıktı da Atatürk’ün ekonomi politikasını millete anlattı?

Böyle üç beş şiirler, çaptan düşmüş üç beş şarkıcı türkücüyle Atatürk’ü anmak olmaz” dediğim zaman rektör, gözlerini önüne eğerek “

“Haklısınız” diyebildi.

         *

    Adı unvanı ve sıfatı ne olursa olsun, böylesi Atatürkçüler, daha doğrusu Atatürkçü geçinenler Atatürk’e en büyük zararı verdiler.

      Samimi Atatürk düşmanlığını da anlarım. Onlar Atatürk’e karşı olduklarını resmen ve alenen söylerler ve tavırlarını fütursuzca sergilerler.

     Lakin Atatürkçü geçinip de bilerek ya da bilmeyerek Atatürk’e kötülük yapanları bir türlü aklım almaz.

    Milliyetçiliği ayaklar altına aldıklarını söyleyerek iftihar edenlerin Atatürk’ten bahsetmelerini aklımın almadığı gibi.

       *

    O Atatürk ki milliyetçiliğini her fırsatta cihana haykırmıştır.

    Sadece haykırmakla kalmamış milliyetçiliğin gereği yapmıştır.

    O Atatürk ki, Orhun  kitabelerinden bu güne kadar ilk kez Nutuk ile milletine hesap veren lider olarak  milliyetçiliğin gereğini yapmıştır.

       *

   Hangi ilim ve bilim erbabı geçinen, Türk çocuklarına Türk seçim sistemini ve Atatürk’ün Dernekler ve Muhtarlar Kanununun iç yüzünü anlatabilmiştir.

  Yedi asil ve yedi yedek üyenin özelliğini kim kime anlatmıştır?

Merak ediyorum.

Sahi, siz biliyor musunuz?

         *

 

     Gazi Paşa’yı anmak öyle hamasi demeçler vermekle olmaz.

      Bakın devletin en etkili ve yetkili organlarından biri çıkmış ne diyor?

     “ Cumhuriyetimizi demokrasi ile biz taçlandırdık”

       Hoppalaaa!

    Öteki de diyor ki “Biz sosyal demokratlar Atatürk’ü severiz

   Bir Hopaaala da bunlara..

  Yahu hiç mi Nutuk’u okumadınız?

  Siz ki kendinizi allame-i cihan yerine koyarsınız da Gazi Paşa’yı cahil mi sanırsınız?

   O Gazi Paşa ki yeni kurulan, rejimi Cumhuriyet olan Türk devletinin ilkeleri arasına Cumhuriyetçiliği koydu da ‘demokratlığı’ neden koymadı sanırsınız?

  Yoksa Gazi Paşa demokratlığın ve demokrasinin ne olduğunu bilmiyor muydu?

   Ha?

  Gazi Paşa’ya kök söktürenler o demokratlarla, sosyal demokratlar değil miydiler?

 Dahası taaa Osmanlı döneminde tüzüğünde sosyal demokrat ibaresini ilk kullanan siyasi partinin “Taşnak” partisi olduğunu da mı hiç okumadınız?

       *

 Gök Tanrım.

 Görklü Tanrım.

Sen aklımıza mukayyet olmamızı sala.

 Ülkücüsü, türkücüsü, şeriatçısı, İslam birliğini ve kardeşliğini savunan ümmetçisi ve dahi bilumum sağcısı ve solcusu bu gün başımıza Atatürkçü kesildi.

Bırakın asılsız nutuklar çekmeyi..

Onu bile beceremiyorsunuz.

 Atatürk’ten bahsetmek suratınızın şeklini değiştiriyor.

          *

    Atatürk’ü anlamak için nutuk çekmek yerine Nutuk’u bir kere okumuş olsanız gam çekmezdim.

 Nutuk’u okumuş olsaydınız –belki- Gazi Paşa’nın ne demek istediğini anlar ve  gereğini yapardınız.

         *

    Aklıma basit bir fıkra geldi.

   Fıkra bu ya  bizim siyaset adamlarından biri Amerika’ya gitmiş.

   ABD Başkanı teknolojik gelişimden bahsederek 15 saniyede 250 metre gidebilen robot yaptıklarını söylemiş.

Bizim siyasetçi  “ O da bir şey mi” demiş. Biz 5 saniyede 5oo metre koşan insan yetiştirdik.

 ABD başkanı afallamış, ama bizim siyasetçinin söylediğini de aklının bir kenarına yazmış!

Zamanı gelmiş ABD başkanı bizimkine “ 5 saniyede 500 metre koşan insanı görebilmek için Türkiye’ye geleceğini ”söylemiş.

Bizim siyasetçi de paniklemiş. Danışmanlarını toplamış. Çözüm aramış.

 Derken biri akıl vermiş.

“Kolay efendim” demiş.

 Siyasetçi sevinmiş. Nasıl yani demiş?

“Efendim başkanı Anıtkabir’e götürelim.”

“Eeee”

“O zaman, Atatürk bizim ahvalimizi görünce kalkmaya çalışır. İşte o zaman siz o mesafeyi değil beş saniyede bir saniyede bile koşarsınız”

         *

Evet, fıkra bu kadar basit ama anlatmaya çalıştığı gerçek o kadar dehşetli.

Şimdiki Atatürkçülerin halini –ahvalini anlatmak için de yeterli.