Yazdır

Türk Sözü ‘Abdulkerim Mahdum’ özel sayısı üzerine..“Bütün Türkler bir ordu”..

Güzel Türkistan senge ne boldu
Sebep vakitsiz güllerning soldu
Çemenler berbad kuşlar her feryad
Hemmesi mahsun bolmaz mı dil şad
Bilmem ne içün kuşlar uçmaz bahçeleringde
Birligimizning teprenmes tagı
Ümdimizning sönmez çıragı
Birleş ey halkım kelkendür çagı
Bezensin imdi Türkistan bağı
Kozgal halkım yeter şunca cevrü cefalar”
*
   Bu güzel Türkistan ağıtını
ilk dinlediğim vakitler henüz çok gençtim.
   Türkistan ve Türk dünyası ile ilk önemli bilgileri uçmakta huzur
bulası İsa Yusuf Alptekin beğin İstanbul Laleli’deki ofisinde öğrenmiştim.’Beyaz Saray’ Apartmanı mı neydi adı? 
*
   Bir avuç delikanlıydıko zamanlar.
   Kimler vardı?
   Nisyanın maluliyetinde dağarcığımızı bir yoklayalım bakalım..
   ‘Kaşgarlı’ namdar İsmail Cengiz vardı, arada bir karşılaşmak
nasip olur.
   Rasim Ekşi vardı.. 30 yıldan beridir görmem.
   Erol Cihangir vardı..Bir yıl önce bir vesileyle telefon ile konuştuk o kadar.
   Hatırlayabildiğim bunlar..
*
   Bu röportajın her aşamasında
güzel Türkistan ağıdı kulaklarımda çınladı.
   Türkistan’a ne olmuştu da
gülleri solmuştu?
   Neden bahçelerinde kuşlar
uçmaz olmuş, ahalinin tamamı mahsun kalmıştı?
   Birliğe ne olmuştu?
   Halkın birleşme zamanı gelmemiş miydi?
   Türkistan Türklüğünün çektiği cevr-i cefalar daha ne kadar sürecekti?
*
   Birlik bozulunca dirlik de bozulmuştu.
   Şu ya da bu nedeni sıralamak
bahaneler üretmekten başka bir şey değil.
   Rus işgali diyenler çıkabilir,
   Sovyet istilası diyenler çıkabilir..
   Ne olmuşsa olmuştur.
   Başkalarını suçlamanın anlamı yoktur.
   Suçlu asıl biziz.
   Biz birliğimizi koruyamadık, birlik heder olunca dirlik de yer ile yeksan oldu.
    Küçük çaptaki direnişlerle
ayakta durmaya çalıştık. Yetmedi, yetmezdi de.
*
    İnsan ömrü misali zaman
aşımına uğradı herşey. Bir
garip, bir acayip atalete düştük. Şartlarla yetinmeyi ‘tevekkül’ kabul eyledik!
   Türkistan, Azerbaycan,
   Anadolu, Balkanlar.. Hiç birinin kıymetini bilmedik, bilemedik.
   Kopuzu ya da sazı alıp elimize ağıtlar düzerek acıyı bal
eyledik.
*
   “Su uyur düşman uyumaz”
dediler..
   Masal belledik!
   Gün oldu devran döndü..
   Rus yıkıldı, Sovyetler kuruldu.. Koca Osmanlı çöktü..
   5o küsur devlet birden kuruldu.
   Arap çöllerinin kızgın ateşlerinde yandık, Sarıkamış’ın
zemheri ayazında donduk.
   Balkanlar’ı elimizden uçurduk..
   Devlet_i Aliye’yi üç kıtadan
Anadolu topraklarına ancak
sığdırdık.
   Sovyetler çöktü.
   Türk dünyası irkildi.. Şimdilik
kendine gelmenin hafakanlarla
karabasanlarının girdabına girdi..Rus devlet bürokrasisinden kurtulup, kapitalizm denilen ahtapotun acımasız kollarının cenderesinde yaşam mücadelesi vermede..
*
   Anadolu Türklüğü bocalama
sürecinde..
   Cumhuriyet? Akıbetinin merakı ve telaşı içinde..
  Hasılı kelam Türk dünyası
bir akıl almaz herc-ü merc’in
içinde..
   Emperyalizm akıl almaz oyunlarıyla dünya egemenliği
peşinde..
  Gayri devletler değil..
   Şirketler dünyanın efendisi
olma endişesinde..
*
Pesimizme geçit yok!
*
   Çok karamsar bir tablo
mu çizdim?
Hayır!
    Sadece gerçekleri farklı
bir üslup ile dile getirdim.
Karamsarlık ve pesimize
bizim dünyamızda yer yok.
    Olmamalı. Bireyinya da toplumun karamsar olması emperyalizm ve işbirlikçilerinin tezgahı değil mi?
   Bizler onların tezgahında
dokunacak kumaş değiliz.
   Öyle olmadığımızı da göstermeliyiz.
*
Türk dünyası ve Gazi Paşa
*
Mevzuu Türk olur da Atatürk’süz olur mu?
   Siz bakmayın bir takım
siyasi çevrelerin Başbuğ
arayışlarına..
   Türk dünyasının son başbuğu
Gazi Paşa’dır.
   Türkçülük adı altında faaliyet
göstermekte olan ‘Enveri’
takımının abesle iştigal
ederek kafa karıştırmalarına
da aldırmayın.
   Türklük meselelerinde
akıl kalpten önce gelmelidir.
   Düştüğümüz atalet ve daldığımız gaflet uykusu Türk
dünyasını hallaç pamuğu
gibi atmıştır.
 
  Şu tespit ve teşhise bakın:
“Biz Balkanlar’ı niçin kaybettik biliyor musunuz? Bunun tek sebebi vardır. Bu da İslav araştırma cemiyetlerinin kurduğu dil kurumlarıdır.
Bizim içimizdeki insanların milli bilinçlerini uyandırdığı zaman. 
biz Balkanlar’da Trakya hudutlarına çekildik.. Türk birliğinin bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile bir gün gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapatacağım. Türk birliğine inanıyorum. Yarının tarihi yeni fasıllarını Türk birliği ile açacak , dünya sükununu bu fasıllar içinde bulacaktır. Türklüğün varlığı bu köhne alemde yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek o zaman görülecek.”
 (Atatürk’ün Sofrası, İsmet
Bozdağ, s.138)
 
    Hangi Türk bu fikir ve görüşe
itiraz edebilir?
    İtiraz eden ve karşı çıkan
emin olunuz ki gayr-i Türktür.
 
   Biraz da Azerbaycan Türklüğü ile ilgili görüşlerine göz
atalım mı?
 
   “Azerbaycan Türklerinin
dertleri kendi dertlerimiz
ve sevinçleri kendi sevinçlerimiz gibi olduğu için, onların muratlarına nail olmaları hür ve müstakil olarak yaşamaları
bizi pek ziyade sevindirir.”
(Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri cilt:2,s.21)
 
   Bir devlet adamına yakışan
şu öngörü karşısında hangi Türk evladı esas duruşta bulunmaz?
 
   ‘‘Bugün Sovyetler Birliği
dostumuzdur, müttefikimizdir.
Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse
bugünden kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya
yeni bir dengeye ulaşabilir. İste o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir,
özü bir kardeşlerimiz vardır.
Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir.
Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprüleri sağlam tutarak. Dil bir
köprüdür.. İnanç bir köprüdür...
Tarih bir köprüdür.. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimiz içinde bütünleşmeliyiz.
    Onların bize yaklaşmasını beklememeliyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekir.”
29 Ekim 1933, ÇankayaKöşkü
*
   Ya Rus Sefiri’ne karşı
söylediklerine ne diyeceksiniz?
 
   “Sefir Hazretleri,
Bugün bize meserretli bir bayram yaşattığınızdan dolayı T.B.M.M. ve Hükümeti ve şahsım namına teşekkür ederim. Bu bayram gününün benim için mesut bir ciheti daha vardır ki oda müstakil Azerbaycan Şura Hükümeti’nin sancağını çekmek şerefini bana bahşetmiş olmasıdır.
(Atatürk, Azerbaycan bayrağını
bizzat elleriyle göndere
çekmiştir)
    Aziz arkadaşlarım Abilof
Hazretleri; bugün Azerbaycan’ın istiklalini temsil eden bayrağı çekerken ellerim bir takım hissiyat ve teessürat ile müteharrik olduğunu duyuyorum. Filhakika bayrağı çeken
benim ellerimdi. Fakat ellerimi
tahrik eden bugünkü bayramda manen müşterek olan bütün Türkiye halkının hakiki ve samimi kardeşlik hissiyatı
idi..SSefir hazretleri; Azerbaycan sancağının Türkiye sancağının yanında Türkiye semasında temevvücünü görmek bütün milletimiz için büyük bir bayramdır. Bize böyle bir bayram günü yaşattığınızdan dolayı samimi teşekküratımı tekrar ederim
(Atatürk’ün Söylev ve Demeçlericilt 2, s.23-24)
*
   İşte asıl mesele buradadır.
   Bu röportajın her aşamasında Gazi Paşa’ya bir kez daha saygı duydum.
   Afganistan Sefiri olarak
görevlendirdiği Mahmut
Şevket Esendal’ın Türkistan
Türklüğü ile olan temaslarını
bırakın Türkçülüğü, kendisine ‘Türk’ diyebilen her kes okumalıdır, okumak zorundadır.
   Esendal, Mustafa Kemal’in
ilmek ilmek dokuduğu Türk birliği ülküsünün çok önemli bir safhasıdır. Bakın, Gazi Paşa’nın ülkeye getirterek yetiştirdiği
önemli isimlerden biri olan
M. Rıza Bekin ne diyor?
     “Atatürk’ün nutkundan
devamlı parçalar okurdu.
Doğu Türkistan’a ve Türklüğe
faydalı olacakların
ancak, Türkiye’de yetişebileceklerini söylerdi bizlere.”
*
    Abdulkerim Mahdum
özel sayısını çıkarmak gibi
bir görevi bizlere bahşeden
Tanrı’ya şükürler olsun.
    Abdulkerim Mahdum bu
gün Tokat ilinde yaşamaktadır.
Gazi Paşa’nın davetine icabet eden çok önemli isimlerden biridir.
    Türk dünyasının bütünlüğü
için ömrünü vakfetmiştir.
   Türk bütünlüğü bir davettir
   Türk olan herkesin davete
icabet etmesi elzemdir.
 
   Büyük Türkçü Gökalp’in
dediğince:
“Bütün Türkler bir ordu
Katılmayan alçaktır.”