Yazdır

"BÖYLE BİR SEVMEK!"

Yazının başlığı nerden aklıma geldi bilinmez.

“Böyle bir sevmek”

Işıklar içre ışık olan Attila İlhan’ın çok sevdiğim şiirlerinden biridir.

 “Böyle Bir sevmek”

                                                              *

 

   “Böyle bir sevmek görülmemiştir”

   O şiirin ana şimendiferi bu mısradır.

   Diğer dizeler şimendiferin çektiği katarlardır.

                                                              *

   Sevda dediğin, sevgi dediğin türlü türlüdür. Kimini akıl alır.

   Kimi ise akıllara sezadır.

   Aşk ile maşuk bir ateşte yanarlar ki mantığın havsalasına sığdırmak gayri mümkün..

                                                              *

   Sevim Tural hanımefendiyi yakinen ilk kez 2018 Adana kitap Fuarı’nda tanıdım.

   Doğruyu söylemek gerekirse önceleri kim olduğunu bilmiyordum.

   Gayretkeşliği dikkatimi çekti. Nezaketi, ha keza..

   Simasına yıllar öncesinden aşinalığım vardı.

   Lakin sorup sorgulamadığım için nisyana malul olmuşum!

    İleri standındaki çocuklara olan ilgisi anne şefkati ölçüsündeydi..

    Standın dört bir tarafını kolluyor, ziyaretçilerle ilgileniyor, ihtiyaç hasıl olduğunda ise ‘İaşe’ sorumlusu gibi gayret sarf ediyordu.

   Galiba Kaya’ya (Ataberk) sordum..

   “Hanımefendi?”

   “Abi tanımadın mı Gökçe başkanın annesi Sevim hanım”

                                                                *

   Ula bu ihtiyarlık denilen meret kapıya konulacak türden değilmiş.

  Beyin kabul etmesine etmiyor amma velakin beden kocamışlığını hatırlatıyor.

   Beyin dediğin ise zaten böylesi tuzakları hınzırca kurmada pek maharetli davranıyor!  

   Nisyan ile malul olduğuma mı yanayım?

   Kocamışlığıma mı?

   Adana Kitap Fuarı boyunca her uğramamda aynı tavrı izledim.

  İşte o zaman düştü yadıma Attila İlhan’ın “Böyle bir sevmek “ şiiri.

                                              *

   Ben ne sevgiler görmüştüm!

   Ne anneler!

   Ne anneler görmüştüm ki çocukları domuz damlarında yatarken onlar zevk-ü sefa peşindeydiler.

   Ne anneler görmüştüm evlatları umurlarında bile değildiler!

  Onlar hayatlarının süfli ihtiyaçlarını gidermenin endişesindeydiler!

                                                              *

   Burada anlamakta zorlandığım bir şey vardı. Bu farklı bir sevgi türüydü.

                                                              *

   Bizzat kendisine sormalıydım.

   “Müsait bir zamanınızda biraz sohbet edebilir miyiz?”

   “Hay hay. Neden olmasın”

    Laf-ı güzafı oldum olası sevmem. Bodoslamadan mevzuya girdim.

   “Gökçe’nin annesi olmak nasıl bir şey?”

   Tebessüm etti. “Ben de bir anneyim. Her anne gibi evladımı seviyorum.” “Ama” dedim. “ Sizinki biraz farklı bir sevgi.. Sevgiden öne inanmışlık var bu sevdanın içinde.”

“Evet” dedi. “Ben hayatım boyunca muhtelif derneklere gittim. Ülkemin gidişatından hoşnut değildim. Türkçesi arayış içindeydim. Zamanın imbiğinde süzülürken düşüncelerim, bir de baktım ki aradığım şey benim yanımda. Gökçe’nin fikirlerini kabul ettim. Onları benimsedim. Onları aramakta olduğumu fark ettim. Ve ben o andan itibaren Gökçe’nin davasına inandım. Evet, ben Mustafa Kemal’in askeriydim. O kışlanın Türk Solu olduğunu, İleri olduğunu yüreğimde hissettim. Bu anne sevgisinden de öte.. Memleketin bütün insanları evladım tabii. Ancak biz Gökçe ile görüşebildiğimiz dakikaları, hatta saniyeleri bile İleri ve Türk Solu’nun bütün gençleriyle paylaşmayı öğrendik. Aile olmanın gereği buydu zaten. O zaman gereği icra eylemeliydik”

                                                              *

   İşte dışarıdan görünmeyen ama hissettiren sevgi buydu. Bir annenin evladı sevmesinden çok daha ötelerde evladına inanması, evladının davasına inanmasıydı sevgiyi pekiştiren”

                                                              *

  Tutuklanmasını anlatıyor Sevim Tural “Başını eğdiler fotoğraf çektirdiler. Öyle bastırmakla o başın eğilmeyeceğini bilemediler”gke sevim tural

                                                              *

   Peki Gökçe Fırat’ın tutuklanmasını nasıl yorumluyor: “Ülkemiz bölünmesin parçalanmasın, insanımız insanca yaşasın diye çocukluğunu verdi, gençliğini verdi. Şimdi Anayasayı ortadan  kaldırmak, darbeci olmakla suçlanıyor, yargılanıyor. İşte bunun için burnumun direği sızlıyor.”   ...

   “Üretilen suç: darbeye teşebbüs, üstelik iki kez ağırlaştırılmış müebbetle yargılanacaklar..” ...

   Gökçe’nin savunmasından bir alıntı: “Suçsuzum demeyi geçtim. Alakasızım”

                                                              *

   Bizde “Sevgi gönlü açar da gözü köreltir” derler.

  Acaba bir anne olduğu için mi Sevim Tural’ın gözleri körelmişti?  

   Hayır. Sanmıyorum.

   Sıradan ana-oğul ilişkisinde bu belki öyle olabilir.  

  Bakın ne diyor Sevim Tural: “Gökçe’ye yapılan suçlamalar doğru olsaydı; oğlum benim canım da olsa yanında olmaz karşısında olurdum”

                                                              *

   Mesele burda, bu fasılda..

   Oğlunun her türlü haltı yemesine rağmen suçunu bir türlü kabullenmeyerek sersem sepelek sevgi gösterileriyle psikolojik mastürbasyon yapanları da bilirim..

   Onlar için evlatları daim masumdurlar. Ya birilerinin tezgahına kurban gitmişlerdir ya tezgaha düşürülmüşlerdir! Katil bile olsa evladı, anne indinde, nezdinde ve yüreğinde masumdur!  

   Çünkü o bir annedir!

   Ancak Sevim Tural “eğer hakikaten Gökçe devlete ihanet içerisinde olsaydı yanında olmaz karşısında olurdum”

   Evet demek ki yetmiyor sadece “Böyle bir sevmek” demek!

   Önemli olan bir davayı olduğu gibi çilesiyle kabullenmek! İşte asıl sevgi bence bu demek.

   Oğul olmasının ötesinde, evladını davanın lideri olduğunu kabullenmek ve behemehal gereğini şeksiz, şüphesiz yapabilmek.

                                                              *

   Neyse, okurlar kusura bakmasınlar.

   Haddimi aştım..

   Sevgi dolu, saygı dolu, dava dolu konuya bulaştım. Böylesine bir sevgi karsısında şapkam olmadığı için çıkaramadım!

   Neyleyim elimden gelen buydu, ben de yazmaya çalıştım.

   Ey okur, sürç-ü lisan eylediysem affola!

   Sığındım insafına..

sevim reha ren

 

   Fotoğraflar:                           

  1. Sevim Tural Türk Solu hareketinin lideri,. oğlu Gökçe Fırat ile birlikte..

    2. Sevim Tural hanımefendi ile Adana Kitap Fuarında söyleşide..