Yazdır

Aziz ve mübarek Ramazan mı münafıkların reklam zamanı mı?

Aziz ve dahi mübarek Ramazan ayı yine geldi çattı.

Baba erenlerin dediğince “Mübarek ay bizi o kadar çok seviyor ki kavuşmak için her yıl 10 gün acele ediyor!

Şimdilerde  Müselman takımı Şaban ayının son günlerini yaşıyor.

Ve dahi bütün gücüyle insanları Ramazan ayına davet ediyor.

Ramazan ayı rahmet ayıdır. Oruç her dinde vardır.

Lakin bizimkisi kadar reklamı yapılan enderdir.

Bizimkiler reklamı severler.

 İbadetten çok, Reklamsever müselmanlar şimdiden basın bülteni dağıtmaya başladılar.

 “Ramazan çadırlarını kuruyoruz…”

“Hayırsever falanca iş adamı şu kadar bin kişiye iftar yemeği verecek”

..

Tövbe neuzibillah.

Benim bildiğim Müslüman dediğin hayrını gizli tutar.

 Övünmez.

 Reklamını yapmaz.

 ‘Hayır’ dediğine reklam girince şer olur. O da döner dolaşır özde değil sözde Müselmanın başına bela olur.

 İslam’ın yüce kitabı, kâinatın sırlarının insanlara sunulduğu, o yüceler yücesi kitap hayırların gizli olmasını istemez mi?

Yaptığınız hayırla yoksulun boynunu bükmeyin demez mi?

Dahası İsevilik dahi bütün dinler bunu emretmezler mi?

Yazık!

Vallahi de, billahi de tallahi de bunların tekmiline birden yazık.

 Hayırlarını bile reklama dönüştürerek kendilerinden ve daha da kötüsü dinden tiksinti yarattıklarının bile farkında değiller.

 İşte o yüzden bu münafıklara yazık.

Bunların Müslümanlığı dini bütün, Mü’min Müslümana atılan en büyük kazık.

                    Sosyal yardımlaşmanın temeli: İnfak ve zekat!

Yüce yaratıcı Kur’an-ı azimüşşan’da der ki: Gerçek Müslüman, sahip olduklarından bir bölümünü ihtiyacı olanlarla paylaşan insandır. İnfak, insan, hayvan, veya bitki bir muhtacın veya birkaç muhtacın ihtiyaçlarının giderilmesi..(Hadid-11)

Yani, yardım, sadece insana yönelik de değil, yaratılmış olanların tamamına yönelik olacak. Sadece belirli bir sürede değil, yaşantın boyunca olacak.

 Öyle Mekke müşriklerinin yaptığı gibi,  vurgunla, talanla, yalanla, dolanla kazandığının 40 da birini yoksul kısmına ‘Sus payı’ olarak vermekle de sınırlı olmayacak.

Zekat ise bambaşka bir konu.

Aklı olanın, müdrik olanın, ibret meziyetiyle donananın aslında yaşam tarzı.

Düşünün: “Hiçbir şeyiniz yoksa sevginizi, muhabbetinizi güzel bir sözünüzü de infak/ veya zekât olarak verebilirsiniz.” (Bakara 263)

Şimdi bir iftar sofrası reklamlarının kabalığını düşünün bir de sözün ve tebessümün dahi infak veyahut zekat olabileceğini belirten nezahete, nezakete ve sosyal inceliği..

   Yüce yaratıcının son kitabı yardımlaşmayı sadece insanlar arasında da sınırlamıyor. Hayvanın veya bitkinin ihtiyacının giderilmesini dahi infak ve zekata dahil ediyor.

                              Zimem defterlerine ne oldu?

Oysa biz Türklerin ne güzel adetleri, töreleri vardı.

 Sadece Ramazan Ayı’nda değil. Hayır işlemek isteyen bir Müslüman bir başka Müslüman kardeşinin borç defterini dürer atardı da kimsenin haberi bile olmazdı.

Bu uygulamaya da ‘Zimem Defteri uygulaması”, ya da halk arasında kısaca “Zimemi yırtmak” denilirdi.

 Hayır işleyecek olan hiç bilmediği bir mahallenin bakkalına gider. Veresiye defterini çıkarttırır, yapacağı hayır kadar borcu olanın borç sayfasını açtırır, borcu öder ve sayfayı da yırtıp çöpe attırırdı.

‘Hayır’ dediğin, İslam’a uygun kimseyi incitmeden, refüze etmeden, onurunu, gururunu incitmeden böyle yapılırdı.

 Hayatını ahlaksızlıkla geçirmiş, insanlıktan nasibini almamış bilumum yaratık Ramazan ayını fırsat bilerek “yoksulu doyurdum” yalanıyla hem reklamını yapıyor, hem de güya toplum gözünde günahlarından arınmış oluyor.

Bunları sütunlarına taşıyan şuursuz birkaç paçavra gazete ise bu mahlukatın reklamını yaptığı için nasipleniyor.

 Fitne ve fesat çarkı aslında özetle böyle dönüyor!

Yani bu haberi gönderen de, yayınlayan da fitneye alet oluyor.

                                Sadaka kumbaraları..

    Şimdilerde sözde Müslümanların icat ettiği bir uygulama daha var.

 Müselman geçinen iş adamlarının bazıları işyerlerinin orasına burasına sözde “Sadaka kumbarası” koymuşlar üzerine de ne idüğü belirsiz bir Arapça yazı yapıştırmışlar.

 Ayıptır, ayıp. Sözde sadaka toplayarak Müslüman kardeşlerinin hayatlarını kolaylaştırıyorlar.

 Lanet olası, kahrolası münafıklar!

 Üç kuruşluk malı on beş kuruşa satmaktan utanmıyorlar, Müselman geçinip sözde sadaka kumbarası koyuyorlar. Sonra imanlı ve dahi vicdanlı insanların fedakârlık yaparak o kumbaralara attıklarını bile hasılata eklemekten de utanmıyorlar.

 Oysa eskiden mahallelerin belirli yerlerinde demirden ‘Sadaka sandıkları’ olurdu.

 Üstelik bu sandıkların öyle kilitli, zincirli falan da değildiler.

 Sadaka sandığına yardım yapmak isteyen kimseye görünmeden açar içine yapacağı yardımı koyardı.

 Akşamın alacakaranlığında ise ihtiyacı olan o sandıktan ihtiyacı olanı alır, kalanı bir başka ihtiyacı olana bırakırdı.

 Yani varsılı varsıllığının, yoksullu yoksulluğunun adabını bilirdi.

Yoksul olan o günkü ihtiyacı olanı alırdı. Öyle sandığın içindeki toptan cukkalayıp gitmez, utanır, ar bellerdi. Dahası Allah’ı inciteceğinden üzülür ve bir başka yoksulun rızkına, nafakasına tenezzül etmezdi.

Hayırdan çok reklam sever, abuk sabuk türbanlı ve dahi fabrikasyon sakallı zamane müselmanları türedi türeyeli ne varsıl varlığını bildi, ne yoksul yoksulluğun erdemini!

 

           Aidiyeti sadece bir dinemi

          Ayet mi, sure mi, hadis mi?

 

   Dedim ya yardım yapan yardımını saklayacak. İsevilikte de İslamiyet’te de temel kural bu.

İnanmayana kanıt mı?

“Yoksullara yardım.

“Dikkat edin! Yapmanız gereken doğru işleri” gösteriş için insanların gözü önünde yapmayın. Öyle yaparsanız göklerdeki babanızdan ödül alamazsınız.”

..

“Bu nedenle birisine sadaka vereceğiniz zaman bunu ilan etmek için önünüzde borazan çaldırmayın. İkiyüzlü kişiler, insanların övgüsünü kazanmak için havralarda ve sokaklarda böyle yaparlar. Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır.

..

“Siz sadaka verdiğiniz zaman, sol eliniz, sağ elinizin ne yaptığını bilmesin. Öyle ki, verdiğiniz sadaka gizli kalsın.” İncil. Matta 6. Bölüm-2

 

                                     Kıyamet alameti ahmaklar!

İmdi sadede gelelim. Anlatabildim mi ey gafiller.

İftar çadırı kurdurup yoksulu doyurduğunu söyleyen kıyamet habercisi ahmaklar, böylesi gösterişle şeytandan haber taşıyan ulaklar, belki içinizden birkaçı bu satırları okur da yaptığının hiçbir dine sığmadığını anlar. İnşallah.