Yazdır

ENVER PAŞA NASIL ÖLDÜ?

   Peşinen belirtmem gerekirse bizde tarih ‘Lenk’tir!
Evet, bizim tarihimiz topaldır.
 Uzak tarihimiz bir yana yakın tarihimiz bile topaldır bizim.
 Birilerinin yazarak bize dikte ettirdiği  tarihi okumak ve öğrendiğimiz ile yetinmek zorundayız.
Zorundayız MI? . Evet zorundayız, zorunda bırakıldık!
 
   Başka çare var mı?
   Elbet var!
  Unutulmaması gereken önemli husus şudur ki “ Uluslardan tarih bilincini alınız geriye sürü halinde kalabalıklar kalır” Bu kaçınılmaz kuraldır. O yüzdendir ki birileri özellikle bizim tarihimizi bilmemizi istemiyorlar.
 Bize uydurulmuş tarihleri okutuyorlar, mazisi pek de belli olmayan, kalabalık yığınlar haline getirmeye çalışıyorlar.
 Söz gelimi, neymiş efendim Türkler Anadolu’ya 1071 de gelmişlermiş!
 Orta Asya’dan yola çıkıp dıgıdık dıgıdık atlara binip çaba çaba Anadolu’ya gelmişiz.
 Bize bunu öğretiyorlar.
 Adında ‘milliyetçi’ kelimesi olan kurum ve kuruluşların liderleri dahi “Bin yıllık kardeşlik” masallarıyla milleti uyutuyorlar.
 1071’i baz alanlar ne hikmetse 1041’i, Dandanakan Savaşı’nı bile unutuyorlar!
 Ne 1071’i, hangi 1071?
 
    Bunlar Anadolu’daki mezar kemiklerindeki hablogurup incelemelerini bile tetkik etmek zahmetine katlanmıyorlar.
     Bilerek, utanmadan, sıkılmadan milletin gözünün içen baka baka yalan söyleyebilmek gibi bir üstün meziyetleri var!
   Bunlar, resmen ve alenen mitomani hastasıdırlar. Kendi ürettikleri yalanlara kendileri inanırlar ve toplumu da inandırmaya çalışırlar.
  Az biraz okumuşu ‘Tomris hatun’ der. İskit der de Herodot’un Tomris’den bahsettiğini bilmezden gelirler. Senin İskit dediğine Herodot Messaget diyor. ne haber?
 O da mı yalan?
 Yahu hani tarihin babası Herotot’tu?
       *
  Geçelim.
Dedim ya daha üzerinde yaşadığımız coğrafyadaki tarihimizi bile bilmiyoruz.
 Tarihimizi bilmemekliğimiz öncesinde tarihimizi yabancı kaynaklardan öğrenmek gibi bir sıkıntıyla başlıyor. Sonrasında bu sıkıntı katmerlenerek günümüze kadar uzanıyor.
  Bu sayıda arkadaşımız Dr. Osman Çataloluk’un Hunlar ve Gotlar yazısı bu açıdan meraklıları için bir kaynaktır.
  Kafası çalışanlara biz Türklerin doğulu mu, yoksa batılı mı olduklarını kısmen dahi olsa öğretmesi bakımından da hayli ilginçtir.
*
    Geçelim. Konumuz Enver paşa ve ötesinde türedi Enveri Türkçüler.
    Batı güdümlü,  bir takım Türkçüler Enver Yaşa’yı Evliya sevesine yüceltirler.
   Neymiş efendim? “Edirne kahramanıymış!”
   Neymiş efendim, “Büyük Türkçü komutanmış!”
  Yahu kardeşim Enver Paşa’nın Türklükle, Türkçülükle ne alakası var?
Bir kere tepeden tırnağa “İttihad-ı İslam”cı.
   Bunu bilmeyen var mı?
 Dahası ve daha beteri resmen ve alenen Almancı!
   Hem öyle böyle değil.
 Sizin bildiğiniz gibi ekmek parası uğruna Alamanyalara gidip, fötr şapkasının kenarına tavuk tüyü taktığı için ti’ye aldıklarımızdan da değil!
   Yeri gelmişken hadi biraz tarih karıştıralım.
 Ne dersiniz İttihat ve Terakki’den mi ele alalım, yoksa Enver Paşa’ya mı göz atalım?
 Cemiyet’in Emanuel Karasu önderliğinde İtalya’ya taşınması bir yana, İttihat ve Terakki üyelerine ödenen marklardan mı dem vuralım.
   Yoksa 1908 İttihat ve Terakki ile Ermeni Taşnak partisi’nin ittifak yaptığını mı izah edelim?
  Unutulmaması gereken mesele İttihat ve Terakki sayesinde meclise Taşnak 14 mebus sokmuştur. İşte İttihat ve Terakki Türkçülüğü başlangıcından itibaren budur!
  Peki, Enver, Cemal ve Talat Paşaların marifetiyle Alman müttefekliği karşısında Gazi mustafa kemal ne diyordu?
“Memleket kamilen bizim elimizden çıkarak bir Alman müstemlekesi haline gelmiş olacaktır.”
  Enveri Türkçüler Sarıkamış’ı nasıl izah edecekler?
  Bilenler bilirler Sarıkamış harekatı Alman ordularının elini rahatlatmak için yapılan bir harekattı.
 O kadar ki: Enver Paşa merkezi Erzurum’da bulunan 3. Ordu’ya harekat emri verdiğinde Ordu Komutanı Hasan İzzet paşa, Kolordu Komutanları Ziya ve Galip Paşalar (Pasiner) askerlerin harbe hazır olmadığını söyleyince komutanları görevden alan Enver Paşa, komutanlığı Alman Askeri Heyeti Başkanı ve merkezi İstanbul’da bulunan 1. Ordu Komutanı Liman Von Sanders’e teklif etmiştir. Hatıralarında yer aldığı üzre Sanders Paşa da diğer Türk Paşalar gibi ağır kış şartlarını ileri sürerek Enver Paşa’nın teklifini kabul etmeyip 3. Ordu Komutanlığını redetmiştir.(Süleyman Kocabaş Alman Kapanı/ Vatan Yayınları)
  
    Mısır Seferi’ne ne dersiniz?
  Yine Enver Paşa’nın marifetiyle Mısır seferi Almanların harekat alanını rahatlatmak için yapılacak İngiltere ile Osmanlı’yı karşı karşıya getirip Osmanlı’yı tamamıyla Almanya’ya bağımlı hale getirecekti.
 Komutanlığını Cemal Paşa’nın yaptığı bu ordunun Kurmay başkanı da Alman General Von Kress’ti. Kres savaştan sonra yazdığı hatıralarında Mısır seferi ile zafer kazanılmayacağını, amacının Almanya’nın üzerindeki İngiliz yükünü hafifletmekten iaret olduğunu yazmıştı. (Kocabaş age)
 
 Alman destekli Turan!
 
   Buyrun buradan yakın..İtalya, Trablusgarp ve Bingazi ile Oniki Adayı bahşettikten ve İttihatçı reisler vasıtasıyla bütün İttihatçılara duyurulan “Rumeli’nin gelişmiş devletlerce taksimi önceden planlanmıştır. Zaten size Rumeli’nin bir faydası yoktur. Siz Anadolu’da kalıp büyük bir devlet halinde bulunmanız pek münasiptir. Buharaları, İranları, Türkistanları, Kafkasyaları yedeğinize alır, bir Turan devleti kurarsınız. İşte bu 80-100 milyonluk bir Asya Devleti olur.”    
   Bu sözleri Alman İmparatoru Wilhelm hazırlamıştır.
 Şimdi anladınız mı bazı Turancıların neden Anadolu’yu bırakıp Asya üzerinde yoğunlaşmalarını. Ve Anladınız mı Neden Anadolu’ya zaten 1071 de gelmiştiniz palavralarının perde arkasını?
*
     Neyse bu faslı da geçelim
 Sırası gelmişken Enver’in güdümlü hayalleri yerine Gazi Paşa’nın yaptığı hamlelere bir göz gezdirelim.
 
     Gazi Paşa önce Türkiyat Enstitüsü’nü kurmuştur.
   Enstitü’nün amacı önceliklere Türklere Türk tarihinin 1071 ve Ertuğrul Gazi hikayelerinden ibaret olmadığını anlatmaktır!
 
    Hemen ardından Türk Dili Encümeni’ni kurmuştur.
 Burada amaç Türk dilinin yabancı kelimelerden arındılmasıdır.    
   Daha da ötesi yeryüzündeki Türk halklarıyla bağlantının sürekli olabilmesi için Ortak bir Türkçe sözlük hazırlamaktır.
 
   Sonrasında Tarih Encümeni kurulmuştur. Tarih Encümeni’nin en büyük başarısı ise  5 Ciltten oluşan Türk Tarihinin Ana Hatları isimli eserdir. Eser basılmış fakat Gazi Paşa bir çok yerinde düzeltmelere gitmiştir. 2. baskı için ise ömrü vefa etmemiştir. İsmet paşa ise tamamıyla eseri ortadan kaldırıp Anadolu Türklüğüne Yunan ve Roma klasiklerini okutmayı tercih etmiştir!
 
   Devlet bütçesinin bile yapılamadığı o günlerde Gazi Paşa 200 bin lira gibi bir para harcayarak Etnoğrafya Müzesi’ni kurdurmuştur.
    Burada Gazi Paşa’nın taktiği  Sovyetlerle olan münasebetlerden dolayı doğrudan Azerbaycan üzerinden Asya Türklüğü ile temasa geçmeyerek İran ve Afganistan üzerinden strateji belirlemektir. Nitekim Afgan Kralı Emanullah Han’ı Etnoğrafya Müzesi’ne götürmüş ve orada “Suni sınırlara rağmen tarihimiz ortaktır” mesajını vermiştir. 
   Ha keza aynı sözleri İran Şahı Pehlevi’ye de bizzat söylemiştir.
 
   Bu bir Turan harekatı değil midir?
   Peki ya Sadabat Paktı’na ne diyeceksiniz?
 Sadabat Paktı’nı Turan harekatından soyutlamak mümkün müdür?
    Sadabat Paktı Doğu ile batı arasında bir denge unsuru olacak ve asıl önemlisi bir Türk Dünyası kurulmasının önünü açacaktır.
 
   Bizde lenk tarih yazarlarının gözden kaçırdıkları çok önemli bir mesele 
Gazi Paşa’nın Asya Türklüğü ile temas harekatını fark eden Sovyetler hemen Orta Asya’da Latin Alfabesi’ne geçtiler. Kril Alfabesine geçmeleri kendileri için sakıncalı olabilirdi. Rus milliyetçiliği olarak algılanma tehlikesi vardı. 
 
  Bunu fark eden Gazi Paşa 4 ay gibi kısa bür sürede Latin Alfabesine geçerek Asya Türklüğü ile temasın kesilmemesini amaçladı.
   Yıl 1928’dir. Karşı hamle olarak Sovyetler 1929 da Asya’da Kril alfabesi’ne geçişi emreylediler.
 
  Akıllı ve mantıklı Turancılık budur. 
   Dil-Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nden bahsetmiyorum. Onu da meraklıları araştırabilirler. 
   Evet Tarih ve Coğrafya Fakülteleri vardı ama, Gazi Paşa Dil Fakültesini de bünyeye katarak ortak bir dil oluşturmanın peşindedir. (Meraklısına dip not)
   Evet, Enveri Türkçülük ile Gazi Paşa Türkçülüğüne kısa bir bakış yeterli sanırım.
*
 Alman İmparatoru Wilhelm’in atının dizginlerini tutarak Türkçülük ne menem bir Türkçülüktür?
 Lenk tarih yazarları bir kaç satır öncesinde belirttiğim gibi Enver Paşa’yı Evliya seviyesine çıkartarak hem Türkçülüğü amacından saptırmakta hem de eksen kaymasını sağlamaktadırlar.
  
   Enver Paşa ile ilgili basılan kitaplardan öğrendiğimiz kadarıyla Rusların üzerine intihar saldırısı yapmış, mitralyözlerin ve tüfeklerin açtığı eteşle vurularak şehit olmuştur.
 Ruslar hırslarını alamamışlar ve Derviş isimli atını da vurarak kinlerini ancak soğutmuşlardır.
    Sahi öyle mi?
 Bu sahne her okurun ve dahası her Türk’ün gözlerini yaşartmak için yeterlidir!
   Ama gerçekler hiç de öyle değil.
 Dostumuz Osman Çataloluk ile birlikte yaptığımız bir röportajda tüyler ürpertici blgilere ulaştık.
 
   Afganistan hudutları içerisinde yaşamakta olan Türkmenlerin siyasi ve dini lideri Abdulkerim Mahdm Enver Paşa’nın Ruslar tarafından değil, kendisine çok yakın bir isim olan İbrahim Lakay tarafından öldürüldüğünü söylediği zaman şaşırdık.
 
   Abdulkerim Mahdum gelişmelere kendisinin birinci dereceden tanık olduğunu belirterek “bu bilgileri Enver Paşa’nın yanında olan ve ekibinin omurgasını oluşturan önemli isimlerden biri olan AlbayRamazan begden aldığını” söyledi.
    Abdulkerim Mahdum olayı Albay Ramazan’dan intikalen aktarıyor.
 Albay Ramazan zaten Enver Paşa ile Abdulkerim Mahdum’un babası Halife Kızılayak ile temasta. Abdulkerim Mahdum, “Enver paşa’nın sağ kolu olan Albay Ramazan babama bir mektup getirmişti. Fakat mektup geldiği zaman Enver Paşa’nın öldürülmüş olduğunu anladık” dedi.
     Abdulkerim Mahdum’un söylediği bir şey daha var. Enver Paşa’nın bu kadar yakınında olan İbrahim Lakay Moğol asıllı.  İddianın ilginç tarafı şu ki İbrahim Lakay’ın her an bir şeyler yapacağını hisseden Emir Buhari Enver Paşa’ya takviye kuvvet gönderiyor.
 Yani Enver Paşa savunmasız bir şekilde bayram namazını kılarken İbrahim Lakay’ın adamı ya da adamları tarafından ensesinden vurularak öldürülüyor. Peki sonrasında ne oluyor?
 İbrahim Lakay Sovyetler’den çıkarak Afganistan’a gidiyor. Ve süreç içerisinde Afanistan hükümetine  karşı silahlı mücadele başlatıyor.
Anlaşılan o ki moğol asıllı İbrahim Lakay rusların elemanı. çünkü Enver paşa’nın çevresinde 6 bin kişilik bir kuvvet var. Ancak bu kuvvetkler de olay günü Lakay’ın askerleri tarafından kuşatılmış durumdalar.
 
   Enver Paşa’nın mektubunu Halife Kızılayak’a getiren Albay Ramazan ise Türkiye’ye dönmüyor orada kalıyor. 
   Abdulkerim Mahdum’un babası Halif Kızılayak Albay Ramazan’ı evlendiriyor. Fakat çocukları olmadığı için Albay Ramazan hayata bir kez daha küsüyor ve orada ölüyor.
 
   Abdulkerim Mahdum kendisine bisiklet kullanmasını, motorsiklet kullanmasını öğretenin Albay Ramazan olduğunu de belirterek iddiasını  teyit ediyor.
*
   Evet, hasılı kelam Enver Paşa atının üzerinde Ruslarla savaşırken değil, bayram namazını kılarken öldürülmüş oluyor.
   Mesele bu.
 
    Bir intihar komandosunun çılgınca intihar taarruzu esnasında değil, tevekkeliyetle bayram namazını kılarken Ruslar hesabına çalışan bir Moğol tarafından öldürülmüş oluyor.
     Gerisi bizim ‘lenk’ düşünmeyen tarihçilere kalıyor.
    Meraklısı için kaynak:
http://www.sozgazetesi.org/index.php/video-haberler/6594-enver-pasa-nas-l-oelduerueldue