Yazdır

Gazetecilik mi dediniz?

   Hay maşallah sürüsüne bereket..
   Eline sopa alıp sallasan gazeteciye değecek.. Memlekette ne kadar gazeteci varmış da bizim haberimiz yokmuş!
   Meğer ipini koparan gazeteci olmuş.
 Türkçe nanay, dilbilgisi şınanay yavrum şınanay.
 Kelime hazinesi?
Yok be yavrum ne arar
Ne gereği var bunların. Bastırırsın parayı olursun gazatacı!
 Seçim zamanı pazarlarsın kendini, hangisi kazanırsa kazansın fark etmez.  Basın bürosunun birine serersin mitilini..
 Sonra? Sonrası sorulur mu yahu?
 El altından gazete kurdurup abone falan işlerini ayarlarsın.
 Destekleme reklamları verirsin. İlave sayfalar yaptırırsın.
 Dahası kime ne verdiysen içinden komisyonunu daha ATM başında alırsın!
Komisyon alamadığına ilan reklam verecek kadar da ahmak olmayasın sakın!
 Amanın haa..
Bakın imdi şu yazdığım yazıya..
*
 
   Ne bekliyordum ki?
Mübarekler Annibale Capele mi olacaklardı?
 Sahi bu gazatacılar Capele’yi bilirler mi?
Hadi canım sen de adam Türkçe bilmiyor.. Capele’yi bilecek.
 Vakt-i zamanı geldiği zaman cıyak cıyak bağırıyorlar ya hani “Basında sansüüüür  “ diye..
   Neyse..
  Gazeteciliğin ilk çıktığı yer olan İtalya’dandır Capele.. Benim kahramanlarımdan biridir.Gazetelerin babası sayılan haber mektuplarını izinsiz basıp yaydığı için bu işi yapan ilk gazetecilere ‘menanti’ denilir..
 Aman haa iyi okuyun  validenizin yaptığı mantıyla falan karıştırmayın! Mantı falan değil, menanti..
  ‘Menanti’ tehdit edici demek. 1587 de Annibale Capele yazdıklarıyla Roma Prenslerini ve Papayı rahatsız ettiği için elleri kesilmişti..
 Bilinen ilk gazeteci cezası bu..
Tarih baba böyle kaydetmiş.
O gün bu gün iktidarı elinde bulunduran erk açık edilmiş haberleri sevmiyor, ehh bunları açık edenleri de sevecek değiller ya!
  Gazeteci dediğin de genellikle Don Kişot gibi gölgelerle savaşarak gitmeye çalışıyor olayların üstne üstüne..
*
   Osmanlı’da ise ilk yasaklar 1858 tarihli Ceza Kununu ile başlar. Bu kanundan önce İstanbul’da iki gazete çıkmıştır. Biri devletin temsilcisi olarak bilinen Takvim-i Vekayi diğeri ise Ceride-i Havadis idi.
Durun bakalım .. Ceride-i Havadis’in imtiyaz sahibi kimdi dersiniz?
Meşhur William Churcill.
Ne o, çok mu şaşırdınız?
Churcill Kadıköy’de avlanırken bir çocuğu vurur ve hapse atılır. İngiltere karışır ve Osmanlı’ya baskı yapılır.
Adam hem hapisten kurtulur hem de gazete çıkarma imtiyazı verilir.
   Bu ‘a’ şıkkıydı,
 ‘b’ şıkkı ise İbrahim müteferrika’nın damadı olduğu için midir acaba?
  ‘c’ şıkkı Gazete için açılan uluslararası ihaleyi tezgahladı.
   ‘d’  Müslüman olmayı ve sünnet edilmeyi kabul etti.
 Bilin bakalım doğru hangisi?
  Ne o yine çuvalladınız mı?
*
   1 Haziran 2005 de çıkartılan Yasa(yı kaç kişi bilir. Kaç gazeteciler cemiyeti mensuplarını uyarmıştır?
   Yolsuzlukla ilgili bir yazı yazdığınız zaman 4.5 yıla kadar hapis cezasının olduğunu kaç gazeteci öğrenmiştir?
 Bu kanunda müstehcenliğin tanımının bile doğru dürüst yapılmadığının farkında mısınız?
 Kıbrıs veya Ermeni meselesinde  hükümet politikasıyla ters düştüğünüz zaman 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacağınızı kimse söylemedi mi size?
 
   Yahu Hıfzı topuz’un “Türk Basın Tarihi”ni de mi okumadınız?
 Okusaydınız 1980-1990 yılları arasında açılan basın davalarının 2 binin üzerinde olduğunu pek ala bilirdiniz.
Sahi, “Hükümetim, gazetecilerin tenkitlerine mukavemet kudretine malik değilse, yaşamaya layık değildir” sözü kime ait bilir misiniz?
  Kitap yakma cezasının şu meşhur 2. Abdulhamit döneminde başladığını da mı bilmezsiniz?
*
   Peki anlaşıldı..
   Gazete’nin İtalyanca ‘Gazetta’dan geldiğini belki bilirsiniz. Peki ‘Gazeta’nın Venedik lehcesinde ‘Bozuk para anlamına geldiğini bilir misiniz?
Yahu hem gazetecisiniz. Hem gazetenin nerden geldiğini bilmezsiniz.
*
   Bu gazetecilik denilen mesleğin Anadolu’daki  menbaı Ceyhan olmalı.. Nüfusu kaç? Kaç gazeteci var, kaç cemiyet var. Kaç gazete var?
 Akıllara seza..
Çetelesini tutmak düşmek demektir gayya kuyusuna..
Sahi hiç merak ettiniz mi Adana’da kaç gazete var?
   Kaç yayın organı olmuş.
 Hadi ben size söyleyeyim. Hüseyin Sözlü Bütünşehir belediye başkanı olduktan sonra Adana’daki gazete ve gazeteci sayısında patlama olmuş..
 Bunların çoğu da ne hikmetse Ceyhan doğumluymuş!
   Elin anası balasını süt ile mama ile besler Ceyhandakiler anlaşılan hamurlarını mürekkep ile yoğurmuş!
*
   Hepsi bir yana hanımlar ve beyler.. Gazeteciler..’Okazyon’ erbapları, ‘ Okazyon’u bile ‘O kazı yol’ olarak algılamak gibi üstün zeka sergileyenler..
Unutmayın, “Her canlı ölümü tadacaktır” 
 Meraklanmayın gün olur her saltanat biter!