SİYASET Mİ DEDİNİZ?

   Evvel Allah Maşallahımız var.
  Ahalinin tekmili birden siyaset uzmanı kesildi.


 Kahve köşesinden, genelev kuytuluğuna kadar hemen her yerde siyaset.
   Meğer bildiğimizi, tanıdığımızı sandığımız insanlar ne kadar da siyaset uzmanıymışlar da biz bilmezmişiz!
 
    Aday tahminlerinden tutun da akıl ve mantık dışı sıralamalara kadar hemen herkes herşeyi biliyor.
  Eee, siyaset bu neylersin!

*
 
   Hadi sıkıysa hanımla aranı aç bakalım.
 
   Sahi, arkadaşlarınla arada bir yaptığın iki dublelik rakı muhabbeti için bile hanıma yalan söylemiyor musun?
  
  Ya mahalle bakkalına olan borcunu ödemediğin zaman “şerefsiz patron yine maaşımızı vermedi kardaş” diyormusun, demiyor musun?
 
   Ahaaa. Al sana bu da bir siyaset işte.

   Siyaset denilince sahiden memleketi idare etme sanatı mı aklınıza geldi yoksa?
 
    Yapmayın yahu..
 
   Elbet bilirsiniz de belki unutmuşsunuzdur diye hatırlatayım istedim.
 
   Siyaset lisan-ı Arabi’de seyislikten gelir.
 
   Seyisliğin ne olduunu da mı unuttunuz yahu?

    Ayıp oluyor ama.. 
   Siz ki ganyan bayilerinin dumanaltı köşelerinde hangi beygirin ekürsinin kim olduğunu da bilirsiniz. Sahibini de.. 
  Hatta harada doğan tayın anasını babasını da bilirsiniz. O da yetmez, ataları hakkında da malumat sahibisinizdir.

   Irkı da önemli tabii..
 
   Ben size’ riceizm’ desem ırkçılık olduğunu bilmezsiniz. Ama beygirin ırkını araştırırsınız. İnsanda ırktan bahsettiğiniz zaman faşist olursunuz da sıra itlerle beygirlere geldiği zaman faşistlikten kurtulursunuz!
   O da sizin hüsn-ü kuruntunuz!
  Neyse..

   Hani o haralarda atları tımar edenler var ya, bakımını üstlenenler onlara seyis denildiğini de pek ala bilirsiniz.
    Hah işte siyaset seyislikten gelir.
 Yani kelimenin kökeni itibarıyla beygir terbiyeciliğidir.

    Anlayacağınız beygir terbiye etme sanatının halklara uyarlanmışına siyaset denilir.

*

  Halklar mı dedim?
Yoo sürç-ü lisan eylemedim.

    Halk da yine lisan-ı Arabi’de kum yığını demektir.

    İmdi gel çık işin içinden. Halk kum yığını, siyaset, kum yığınını yönetmeye çalışma sanatı!

*

   Haa bakın bu işin içinde bir de ‘kıyak çekme’ var.
 
   Peki o ne demek?
 Hadi size onu da hatırlatayım.
 Elbet bilirsiniz ya ,       
  idare edin işte..
 Malumatfuruşluğum tuttu yine..

    Kıyak çekmek aslında başlıbaşına bir meslek alanı..
 Kıyakçılar da haralarda iş tutturanların meslek dalı.
 Devletten bordrolu, maaşlı, sigortalı vedahi sendikalı!
 İnanmadınız mı?
Hani biliyordunuz yahu..
   Taylarla kısraklar ergenlik çağına gelirler ya hani..
 Oynaşmaya başlarlar..

Çiftleşme vakıtları gelip çatmıştır.
 Lakin acemilik başa beladır.
 Çiftleşmeyi beceremezler.

İşte o esnada kıyakçılar devreye girerler.
 Erkeğin organını usulüne göre dişinin cinsel organıyla birleştirerek ikisini de vuslata erdirirler.

    İşte animalistik pezevenkliğin bu türüne kıyak çekme  ve dahi bu işi meslek edinene de kıyakçı derler.

   Şimdi sıkıysa biri için “Ben ona kıyak çektim” deyin hadi göreğim sizin yiğitliğinizi!
   Bu işler öyle bıyık burmayla olmaz..

*

    Neyse geçelim.
 Siyaset, halk ve kıyak çekme..
  Kelimeler nasıl olmuş da anlam değiştirmiş süreçte?
  Kim ne derse desin. Boşverin.

Bence siyaset birilerinin düzülenlerin safından düzenlerin safına geçme mücadelesidir.
Gayrısı fuzuli gevezeliktir. İndimde böyledir.


  

   Evvel Allah Maşallahımız var.
 
   Milletin tekmili birden siyaset uzmanı kesildi.
 Kahve köşesinden, genelev kuytuluğuna kadar hemen her yerde siyaset.
   Meğer bildiğimizi, tanıdığımızı sandığımız insanlar ne kadar da siyaset uzmanıymışlar da biz bilmezmişiz!
 
    Aday tahminlerinden tutun da akıl ve mantık dışı sıralamalara kadar hemen herkes herşeyi biliyor.
  Eee, siyaset bu neylersin!
 
   Hadi sıkıysa hanımla aranı aç bakalım.
 
   Sahi, arkadaşlarınla arada bir yaptığın iki dublelik rakı muhabbeti için bile hanıma yalan söylemiyor musun?
  
  Ya mahalle bakkalına olan borcunu ödemediğin zaman “şerefsiz patron yine maaşımızı vermedi kardaş” diyormusun, demiyor musun?
 
   Ahaaa. Al sana bu da bir siyaset işte.

   Siyaset denilince sahiden memleketi idare etme sanatı mı aklınıza geldi yoksa?
 
    Yapmayın yahu..
 
   Elbet bilirsiniz de belki unutmuşsunuzdur diye hatırlatayım istedim.
 
   Siyaset lisan-ı Arabi’de seyislikten gelir.
 
   Seyisliğin ne olduunu da mı unuttunuz yahu?

    Ayıp oluyor ama.. 
   Siz ki ganyan bayilerinin dumanaltı köşelerinde hangi beygirin ekürsinin kim olduğunu da bilirsiniz. Sahibini de.. 
  Hatta harada doğan tayın anasını babasını da bilirsiniz. O da yetmez, ataları hakkında da malumat sahibisinizdir.

   Irkı da önemli tabii..
 
   Ben size’ riceizm’ desem ırkçılık olduğunu bilmezsiniz. Ama beygirin ırkını araştırırsınız. İnsanda ırktan bahsettiğiniz zaman faşist olursunuz da sıra itlerle beygirlere geldiği zaman faşistlikten kurtulursunuz!
   O da sizin hüsn-ü kuruntunuz!
  Neyse..

   Hani o haralarda atları tımar edenler var ya, bakımını üstlenenler onlara seyis denildiğini de pek ala bilirsiniz.
    Hah işte siyaset seyislikten gelir.
 Yani kelimenin kökeni itibarıyla beygir terbiyeciliğidir.

    Anlayacağınız beygir terbiye etme sanatının halklara uyarlanmışına siyaset denilir.

  Halklar mı dedim?
Yoo sürç-ü lisan eylemedim.

    Halk da yine lisan-ı Arabi’de kum yığını demektir.

    İmdi gel çık işin içinden. Halk kum yığını, siyaset, kum yığınını yönetmeye çalışma sanatı!

   Haa bakın bu işin içinde bir de ‘kıyak çekme’ var.
 
   Peki o ne demek?
 Hadi size onu da hatırlatayım.
 Elbet bilirsiniz ya ,       
  idare edin işte..
 Malumatfuruşluğum tuttu yine..

    Kıyak çekmek aslında başlıbaşına bir meslek alanı..
 Kıyakçılar da haralarda iş tutturanların meslek dalı.
 Devletten bordrolu, maaşlı, sigortalı vedahi sendikalı!
 İnanmadınız mı?
Hani biliyordunuz yahu..
   Taylarla kısraklar ergenlik çağına gelirler ya hani..
 Oynaşmaya başlarlar.. Çiftleşme vakıtları gelip çatmıştır.
 Lakin acemilik başa beladır.
 Çiftleşmeyi beceremezler. İşte o esnada kıyakçılar devreye girerler.
 Erkeğin organını usulüne göre dişinin cinsel organıyla birleştirerek ikisini de vuslata erdirirler.

    İşte animalistik pezevenkliğin bu türüne kıyak çekme  ve dahi bu işi meslek edinene de kıyakçı derler.

   Şimdi sıkıysa biri için “Ben ona kıyak çektim” deyin hadi göreğim sizin yiğitliğinizi!
   Bu işler öyle bıyık burmayla olmaz..

    Neyse geçelim.
 Siyaset, halk ve kıyak çekme..
  Kelimeler nasıl olmuş da anlam değiştirmiş süreçte?
  Kim ne derse desin. Boşverin. Bence siyaset birilerinin düzülenlerin safından düzenlerin safına geçme mücadelesidir.
Gayrısı fuzuli gevezeliktir. İndimde böyledir.