Hüseyin Sözlü ile ilgili iddialar..Varsa belediyelerde ‘fasık’ Yaratılmalı devr-i sabık!

      Siyaset denilen şeyi oldum olası sevemedim gitti. 

Bilenler bilirler.
   Siyaset;  ‘Seyis’ten gelir.

    Yani; at terbiyeciliğinden türetilmiş Arapça bir kelimedir.  
   Günümüzde birileri bunu halka ‘Devlet adamlığı’ kılıfı ile yutturmaya çalışıyorlar. 

 Ne devleti? 
  Kim devlet adamı? 
  Geçeceksin bunları.  
  Devlet mi kalmış, devletin davası mı kalmış?  
   Kim dava adamı?  
   Dava adamı dediğinin bir süre sonra davası oluyor geçim kaynağı!    
   Siyaset kirli mi?
   Kirli!  
   Seviyesinin bu kadar düştüğüne hiç tanık olmamıştım. 
 
Sosyal medya ne 
menem şeyse?  

   Medyanın çirkefi bir yana bir de başımıza sosyal medya denilen uyduruk elektronik haberleşme ağları çıktı.
   Ne demek yahu ‘Sosyal Medya’
   Sosyal olmayan asosyal medya da mı varmış da bizim haberimiz yokmuş?
   Böylesine abuk sabuk işlerle günü geçiriyoruz.  
    Seçimler yaklaştı ya bu elektronik medyada kirlilik had safhaya ulaştı. 
    Küfürün bini bir para.  Eleştiriyi aklım alır. 
    Lakin hakarete tahammülüm yoktur. 
    İmdilerde, birileri tuttukları siyasi partinin adayını alay-u vala ile göklere çıkartıyor, tutmadıklarını ise yerden yere vuruyorlar. 
   Sinkafın haddi hesabı yok. 

Yahu yapmayın.
   Eleştirin.  Eleştiri elbet hakkınız. 

Çünkü siz insansınız.  Ama hakaret de neyin nesi?    

Belinden aldığını 
ağzına verir!  

   Biraz argo olacak amma velakin bir laf vardır: “Tanrı adamın belinden aldı mı ağzına verirmiş!”  
  Tanrı’nın işine mi karışacağız yahu. 
  Söylesek bir türlü söylemesek bin türlü
 Adamın cinsel organı ağzında ha bire oraya buraya sokuyor. 
   Evinde ayaline yapamadığını, milletin ayaline layık görüyor! 
   Densizlik ve hadsizlik bir yana. 
   Belediyelerin çürük yumurta misali cılkı çıkmış. 

Her bir belediyede tevatürlerin haddi hesabı yok. 

Söylentiler arş-ı alaya ulaşmış.  Milletin ağzında sakız olmuş dolaşıyor. 
   İyi de kardeşim bunun belgesi, kanıtı var mı? -   
   ”...”  
  Ses yok. 
   “Ama biliyorum. Kesin bilgi” 
Hadi oradan densiz. 


 “Minareyi çalan kılıfını hazırlar” ortaokul çağlarındaki çocukların bile bildikleri bir laftır. 
   Ama ‘Cuk’ oturmuştur.  Kılıf hazır olduğu için de vahamet teşkil eden olayların peşine düştüğün zaman Cervantes’in Don Kişot’u gibi oluyorsun. 
   Yel değirmenleriyle savaşıyorsun bir halt ettiğini sanıyorsun.   
   Bu işin bir yanı. Bir diğer yanı daha var ki o daha da üzücü.  
   Pislikleri temizlemek isterken bir de bakıyorsun ki sabun gibi eriyip gitmişsin!    

Sözlü ile ilgili iddialar 
 
 
  Şimdi seçimlerin şerefesinde bu sosyal medya denilen ortamda öylesine iddialar var ki yenilir yutulur gibi değil. Kanıt yok. İddia çok. 
    İşin ilginç tarafı muhatabın hiçbir şekilde açıklama yapmaması. 
   Yani ne bir ‘tavzih’, ne bir ‘tekzip’ yok.

   Klavyeşörler sanal tehditle varlıklarını ispata çalışıyorlar. 

  
      Mesela Hüseyin Sözlü ’nün Nevruz kutlamalarında terör örgütü Apo denilen hilkat garibesinin yanında bir çelenginin olduğu fotoğraf etrafta dolaşır oldu.  Kimine göre bir yıl önceki çelenk, kimine göre geçtiğimiz günlerde gönderilen çelenk. 
Gel de çık işin içinden.  
   Üstüne üstlük “delikli demir çıktı mertlik bozuldu” misali teknoloji gelişti fotoğrafın mertliği de görselleşti!  
   Bir de işin içine montaj denilen bir illet çıktı ki Tanrı şerrinden esirgesin.  Bir montajla ne yürekler karartılıyor ne haneler söndürülüyor.
 Ya Rab aklımıza mukayyet olmamızı sağla.   
   Adana Bütünşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü ’den hiçbir açıklama yok.
 Oysa ben olsaydım “derdim ki “kardeşim evet ben çelenk gönderdim. Onlar da benim insanım” ya da “Yok kardeşim ben öyle bir çelenk göndermedim” diyebilirdi.  Ama takip edebildiğim kadarıyla susmayı tercih etti. 

Nedendir bilinmez!
    Mesele sadece bu kadarla da bitmiyor.  Sosyal medya(!) paylaşımlarındaki iddialar yenilir yutulur cinsten değil. 

İtlaf ekiplerinin dağıttığı zehirli etler misali dirhemini it yese geberir!  

   Derleyip toparlayabildiğimiz iddialardan sinkaf kısmını ayırdıktan sonra elimizde kalanları bir bir sıralayalım.  İddiaların en vahimi        
    1- Hüseyin Sözlü ‘nün 15 Temmuz darbe kalkışmasından 20 gün önce İncirlik Hava Üssü’nde Fetöcü Tuğgeneral Bekir Ercan Van’ın iş adamlarına verdiği yemeğe katılmaları için iş adamlarına talimat verdiği”      
   

        2- Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü ’nün AKP Adana il eski başkanı, Cumhur İttifakının Seyhan belediye başkan adayı Fikret Yeni ile Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattındaki ticari ilişkileri!          
       3- 15 Temmuz Darbe sabahında gözaltına alınan kendisini Adana sıkıyönetim bölge komutanı ilan eden İncirlik Ana Jet Üssü komutanı Bekir Ercan Van’ın telefonuna “ Çok iyi ettiniz. Elinize sağlık” mesajı atmış olması. Bu da çok önemli.   
 

      4- Adana Büyükşehir belediyesi Genel sekreter yardımcısı Mehmet Şahin Devlet Bahçeli köprüsü vesilesiyle aldığı ileri sürülen 10 milyon lira yüzünden vurulmuş olması iddiası.  Ki bu gayet vahim. Banal, illet ve şirret bir iddia. 
Muhataplarının mutlaka açıklama yapması gerekir.        
 

       5- Hüseyin Altaylı meselesi var.  Burada da söz konusu olan para 30 Milyon lira..  Ne oluyor yahu?  
   Milyonlar eski tanımla trilyonlar havalarda uçuşuyor.  Bunlar nasıl iddialardır.  İftira ise ne menem iftiralardır.    
   

     6- Şu meşhur üç köprü ihalesini alan firma neden vazgeçmiştir. İhaleyi alan firmanın sahibi ödemeler yapılmayınca iflas aşamasına getirilmiş ve işten el çekmek zorunda kasten bırakılmıştır.  Firma vazgeçince aynı ihale kaç liraya verilmiştir. İddialara göre arada oynayan 100 küsur milyon lira vardır.    
   

     Bu iddialar doğru mudur? 

   Muhatap olan müteahhit neden çıkıp da açıklama yapmamaktadır?
      İddialar   doğruysa yargı mekanizması derhal devre sokulmalıdır.  Yok, doğru değilse muhataplar behemehal gerekeni yapmalı müddeilerin iddialarını ispatlamalarını istemelidirler.  
   Zira bilinir ki temel kuraldır: “Müddei iddialarını ispatlamak zorundadır. Aksi taktirde müfteridir.” Yani iddia eden iddialarını ispatlayamazsa müfteridir. İftira etmektedir. 
     Ve elbet bu suçun bir cezası vardır.  

 

    Varsa fasık yaratılmalı devr-i sabık!  

    Türkiye bir seçim arifesinde. Medyanın ve adına sosyal denilen ne olduğu meçhul medyanın çirkinliği bu kadar yeter. 

   Mevzuu hin-i hacette muhataplarını ilgilendirir. 

   Lakin söz konusu olan yerel seçimlerdir. 

   Ve Adana borçlu belediyeler sıralamasında Türkiye 2. sidir. 
Bu kadar paranın çarçur edilmesine göz yumulmamalıdır. 

 

      Diğer adaylar eğer dürüstlerse!

    Adaylar kendilerinin dürüst olduklarını iddia ediyorlar. 

     Dürüstlük pisliğin önüne set çekmektir. 

    Dürüst adaylar(!) eğer seçilirlerse bu iddiaları gündeme getirmelidirler. 
   Fasık; bildiğiniz gibi kötü düşünen, kötü amel eden demektir. 
Eğer belediyelerde varsa fasık yaratılmalı devr-i sabık” derken seçilenlerin bu yolsuzlukları dikkate alarak hesap sormaları gerekmektedir. 
    Aks halde iş “Senin hırsızın kötü benim hırsızım iyi” demekten öteye gitmeyecektir.  
   Herkes yaptığının hesabını verecektir, vermelidir. 
    Müddeiler iddialarını ispatlamak zorundadırlar. 

   Eğer müfteri değillerse!