Yazdır

Teşekkürler ASKİ lakin!

Bilenler bilirler, özellikle de SÖZ okurlarının bilgisi dahilindedir ki bir kaç sayı önce “ Yüreğir’de evleri bok götürüyor Aldırmaz ve küreksiz hizmetten bahsediyor” başlığı ile bir yazı yayınlamıştım..

Yazdır

400. Sayının onuru

1992 yılınının 10 Mart'ını  hatırlıyorum..

Zaman ne kadar da çabuk geçmiş!

Zaman Kavramı’nı Aynştayn yorumlamıştı değil mi?    

Siz öyle sanın yorumlama çok daha eskilere gider de Sistem bizlere hep aynı teraneyi söyler.. 

Siz adına ister ‘İzafiyet”, ister “ Rölativite” ve isterseniz “ Görecelilik” deyin. He isterseniz onu söyleyin.    

10 Mart 1992 Söz Gazetesi’nin ilk sayısının yayınlandığı tarihtir.

Yazdır

Türk Telekom rezaletini protestoya davet

Önce İstiklal Marşımızla başladılar. Germen madam Henkel’in teklifi üzerine Başbakan RTE, THY’nin Alman Lufthansa Hava Yolları ile ortak olacağını açıkladı.
    Başbakan açıklamasında, “ THY’nin dünya markası olma yolunda önemli adımlardan birinin daha atılmış olduğunu” söylerken, Merkel sessizliğini sürdürüyordu. Ardından TV ekranlarında THY görüntüleri gelmeye başladı. Dünyanın değişik yerlerinde yapılan çekimlerde insanlar yerel çalgı aletleriyle İstiklal Marş’ımızı seslendiriyorlardı.  
   Türk İstiklal Marşı Afrika’da yamyamın tamtamlarıyla, İskoçya’da gaydayla seslendirilmişti. Hollanda Alplerinde çobanların fon teşkil ettiği bir havada istiklal marşımızı dinliyorlardı.  Kimse saygı duruşunda değildi? Hem onlar neden Türk İstiklal Marşı’na saygı göstersinler ? Böyle bir mecburiyetleri yoktu.
    İstiklal Marşı’na gösterilen ihtiram ulusların kendilerine özgüdür. İnsanlık vecibesi gereği her ulusun İstiklal Marşı’na saygı göstermek gerektir. Lakin bir ulus kendi istiklal marşını ‘ulusal düttürü’ haline getirirse başka ulusların saygı göstermesini istemek hakkına sahip olmaz, olamaz.  
   Devlet eliyle bir ulusun istiklal marşı ulusal düttürü halinde, Yamyam müziği, Bedevi müziği, İskoç köylüsünün müziği haline getirilirse saygı beklemek abesle iştigalden öteye gitmez.  
   Kaldı ki AKePe iktidarında şaşkınlıklarımız had safhaya ulaştı.  Teolojik anlayışla millet kelimesini dillerinden düşürmeyenler, böylelikle ‘millet’ kavramından ne anladıklarını da millete anlatmış oldular. Onların Millet’ten anladığı ümmetti. Tıpkı Osmanlı’da kullanıldığı haliyle “ Yahudi Milleti, Hıristiyan Milleti’ gibi.

   Bunlar yeryüzünün en gelişmiş dini olan İslam’ı da tahrif ettiler. İslamcılık maskesinin ardında hâşâ ve sünme hâşâ Yaradan’ı hiçe sayarak kendi putlarını ürettiler ve milletin tapınmasını istediler.  Ümmet veya bunların dilindeki şekliyle ‘millet’ enternasyonaldir. Dolayısıyla bir ulusun istiklal marşının olmaması gerekmektedir.   

Zaten ‘Türk’ yoktu!

    70’li yılarda yazdığım bir yazıda Türk İstiklal Marşı için canımı vereceğimi belirtmiş ama ne hikmetse içime sindiremiyorum” demiştim.  Bu gün hala aynı fikirdeyim. Bunun nedeni ise gayet açıktır. Yeryüzünde bana hiç bir millet gösteremezsiniz ki o milletin İstiklal Marşı’nda ulusun adı geçmesin! Alman Ulusal Marşı’nda ‘ Uber Allagen Deutschland’ denilmektedir. İngiltere Milli Marşında ise Üzerinde Güneş Batmayan İmparatorluk, Büyük Britanya ve İngilizler’e atıflar vardır. Türk ulusu için güftesi yazılmış ve bestelenmiş İstiklal Marşı’nın tamamında Türk adına rastlamak mümkün değildir. Bunun irdelenmesi ayrı bir yazı konusudur. Buna rağmen bizdeki İslamcılar şimdilerde İstiklal marşımızı düttürü haline getirerek sulandırmışlar, sözüm ona THY’nı uluslararası pazarlarda pazarlama amacını gütmüşlerdir.
    Böyle bir tezgâha ne gerek vardı? Merkel  istemiş, Başbakan RTE’ de zaten vermişti!  THY reklâmlarının fonunda kullanılan ırzına geçilmiş İstiklal marşımızın neden bu hale getirildiğini anlamakta güçlük çekmiştim.  

  Çok uzun sürmedi. Bu kez televizyon ekranlarında Türk Telekom’un tırları geçmeye başladı. Türkiye’yi kılcal damarlarına kadar sömürmekte olan Türk Telekom gemi azıya almış ve reklâmlarında Türk bayrağını tahrif etmeye başlamıştı.  

   Benim on binlerce yıllık ay ve yıldızım, Fettullahçı kurumlar tarafından zaten tahrif edilmişti.   


  1. Fettullahçılarla  başladı  

   Eminim biliyorsunuzdur. Lakin bilenler için hatırlatmakta, bilmeyenler için de aydınlatmakta fayda görüyorum. Fettullahçı kurum ve kuruluşların tamamına dikkat ediniz. Türk bayrağının şekli tahrif edilmiştir. Bayraktaki ay ve yıldız sündürülmüş, sağa ve yukarıya gelecek şekilde yerleştirilmiştir. Sündürülerek, yamultulmuş Türk bayrağı adeta Fettullahi kurumların sembolü olmuştur Türk bayrağına olan kasıt bu noktada kamuoyuna sunulmaya başlanılmıştır. Fettullahiler bunu yaparlar da Ankara egemenleri geri dururlar mı? Onlar da alelacele ama maksatlı bir şekilde kâğıt Türk parasında değişikliğe giderek, Fetullahiler’in tahrif ettiği Türk bayrağını Türk parasına monte etmişlerdir.
   Bununla da yetinmeyerek sözde İslamcı kadın yazar Hilal Kaplan “ Zamanı geldi Türk bayrağı’nın ismi de değişsin” diyerek Türk düşmanlığını Türk ulusunun gözlerinin içine baka baka söyleyebilmiştir!

Türk Sözü’nün andı!  

Türk Lirası’ndaki tahrifata dikkat çeken yayınlardan biri de Türk Sözü Dergisi olmuştur.
   Mahiye Morgül 8. Sayısındaki “Ulu camilerimizin minberlerindeki Saman Yolu” başlıklı yazısında tehlikenin boyutlarına dikkat çekerek Türk Ulusu’nu yemin etmeye davet etmiştir.  “... 2005 yılında madeni paramızdan atılan buğdayı, kâğıt paramızdan atılan güzelim şems motiflerini ve düzgün ay yıldızı geri koyacağımıza ant içelim” diyen Mahiye Morgül, söz konusu yazısında: “ TL üzerinden Şemsi kaldırıp yerine konulan yedi köşeli anlamsız (matematiksiz) şekil ile yapılmak istenen şey algıda azlığa sebep olmak, beynimizin matematiğini kırmaktır. Şemsi hafızalardan silmektir. Paradaki ciddi duruşlu Atatürk resmi de bozularak güldürülmüştür. Halkımız bunlardan habersizdir. Her bir sembolümüzde binlerce yıllık tarihimiz olduğunu bilelim. Bilelim ki ezeli düşmanlarımız iki bin yıldan beri tarihimizi yok etmekle uğraşmaktadır, bizi tarihten silecekleri günü 2023 olarak ilan ettiler, o günü iple çekiyorlar. Aslında buna muktedir olmadıklarını onlar da biliyorlar. Çünkü güneşi ve ayı tarihten silemezler! Çünkü Saman Yolu’nu yok edemezler” demiştir.

    * * *

   Türk adına karşı tahammül gösteremeyen Fettullahiler, bölücü örgütler ve dahi bunlarla kol kola Türkiye’yi yöneten AkePe’liler hızlarını paramızdaki değişiklerle alamamışlar ve Türk ulusunun bildiği gibi uluslararası bağımsızlık sembolü olan paramızdaki Türk adını da akılları sıra tarihe gömmüşlerdir. Kimsenin ne olduğunu bilmediği, anlamaya çalıştığı halde anlayamadığı bir sembol kullanılmaya başlanılmış ve paramızdaki Türk adı silinmiştir.

    Türkiye’de oynanan Türk düşmanlığının İstiklal Marşı, Türk Lirası aşama aşama uygulamaya konulmuş ve hazırlanan hain planın Bayrak faslı ise Oger’in Türk (!) Telekom’una bırakılmıştır.  Türk Telekom tam da bu sırada sahnedeki rolünü almaya başlamıştır.  

AKePe’nin Türk
Telekom  ihaneti  

Sözde İslamiyet ve İslamcılık maskesinin ardına saklanarak alkolü turistik yerlerde bile yasaklayan AKePe’nin, Antalya’da ve Türk tarihinde ilk kez Dünya Homoseksüeller Toplantısı’na izin verdiğini unuttuğumuzu da hatırlatarak ihanet şebekesinin Türk Telekom yönünü huzurlarınıza getirelim.  

   Bunların İslamcılığı ve dahi müselmanlığı o kadardır ki şer örgütünün başı Fettullah Vatikan’da Papa bilmem kimin ellerini hararetle öperek “ Emrinizdeyim” diyebilmiştir.
   Kiliselerde ibadet ederken fotoğrafları yayınlanan yazar makulesi Hilal Kaplan bayrağı değiştirmek istemiştir.

    * * *
    Bunlar Allah’a şirk koşmayı da meslek edinmişlerdir. AKePe milletvekilleri dahi Tayyib Erdoğan’a sözde kutsiyet vererek haşaa tövbe hâşâ Allah’a rakip hale getirmişlerdir.
   Böylesi bir zihniyetten ne çıkar? Doğal olarak fitne, hile, desise ve ötesinde İhanet.

   İsterseniz önce Türk TELEKOM’un Türk adını nasıl kullanabildiğini irdeleyelim.
Önce bazı akıl almaz tesadüfleri hatırlayalım. İhaleden bir gün önce Telekomünikasyon Kurumu’nun Türk Telekom’a CDMA-WLL kullanımı için frekans tahsis etmesi medyanın bunu ortaya çıkarmasından sonra ‘Pardon’ denilmesi...

    Türk Telekom ihalesinde son dörde kalan firmalardan Koç Holding’in Tüpraş ihalesini kazanması, Çalık Grubu’nun limanları, Medya Şirketlerini alması, Çalık Grubu ile Türk Telekom’un Arnavutluk Telekom’u birlikte satın almaları...
    Başbakanın Hariri’ye yaptığı ziyaret. Berlusconi’nin o tarihlerde Türkiye’yi mesken tutması.
Kurumlar Vergisi’nin ihaleden hemen sonra % 30’dan % 20’ye düşürülmesi.. Sizce de bütün bunlar Türk Telekom ihalesi ile alakası olmayan sıradan tesadüfler midir?  

Hariri Türk adını
kullanabilir mi?  

   Türk Telekom’un ihalesinde dönen dolapları, CHP’nin itirazlarını, Hariri’nin bu gün Suriye’de oynadığı rolleri biraz erteleyerek önce ‘Hariri Kom’un nasıl olup ta Türk Telekom adını kullanmaya devam ettiğini sizlerle birlikte paylaşalım.  1- Türk adı Şirketlerin isimlerini seçerken bazı yasal kısıtlamalara tabi tutulması kaçınılmazdır.

/Türk Ticaret Kanunu’nun 48. Maddesi’nde” (Türk) (Türkiye), (Cumhuriyet) ve (Milli) kelimeleri bir ticaret unvanına ancak İcra Vekilleri Kararıyla konulabilir” hükmü yer almaktadır. Bakanlar kurulu bu konuda karar verirken şirketin sermaye yapısını ve iştigal konusunu göz önünde bulunduracağı- bulundurması gerektiği- haksız rekabeti engellemeyi, hedefleyeceği-hedeflemesi gerektiği- kuşkusuzdur. Türk Telekomünikasyon A.Ş % 55 hissesinin Oger Telekom’a devredildiği tarihten bu yana hem unvanında, hem markasında (Türk Telekom) “ TÜRK” kelimesini kullanmaya devam etmektedir Elan,  Resmi Gazete’de Türk Telekomünikasyon A.Ş’nin “TÜRK” ismini Kullanabileceği yolunda bir karar Bakanlar Kurulu’nda da yayınlanmamıştır. Bu konuda Türk Telekomünikasyon A.Ş kanunla kurulmuştur. değişiklik için bir neden yoktur şeklinde itirazda bulunanlar olmuştur.  Ancak şirketin yarıdan fazlası yabancıların eline geçtiği halde Türk, Türkiye, cumhuriyet unvanlarını kullanan başka bir örneğe rastlamak mümkün değildir.   Şirketler genellikle ticaret unvanlarındaki Türk, Türkiye, Cumhuriyet kelimelerini kaldırmaktadırlar. Buna örnek vermek gerekirse Türk Petrol ve Madeni Yağlar A.Ş (Türk Petrol) 1988’de sermaye yapısı değiştikten sonra adını da ‘Turcas Petrol A.Ş’ olarak değiştirmiştir. Bir örnek daha vermek gerekirse Türk dış Ticaret bankası (Dış Bank) çoğunluk hisselerinin yabancı yatırımcılara satılması sonrası yaptığı olağanüstü genel kurul sonrasında ticaret unvanını ‘Fortis Bank’ olarak değiştirmiştir. Türk Telekom böyle bir girişimde de bulunmamıştır. Ve bu gün üzülerek belirtmek gerekirse Türk ulusunun büyük bir çoğunluğu hala daha Türk Telekom’un Türk olduğunu sanmaktadır. Buna basit örnek vermek gerekirse bazı mülki amirler bile Türk Telekom’u bir kamu şirketi gibi algılamakta ve kamu kuruluşlarının katıldığı İl Koordinasyon Kurullarına Türk Telekom’un yetkililerini davet etme saflığını göstermektedirler. Ey okur, bu uygulamalar size Osmanlı Meclisi Mebusanında konuşan Rum Mebus Boşo Efendi’nin kendisinin Osmanlılıkla alakası olmadığını vurgulamak için söylediklerini hatırlatmıyor mu? “ Ben ancak Osmanlı bankası kadar Osmanlıyım”!  Bu açıdan baktığımız zaman Türk Telekom’da ancak Hariri ailesi kadar Türk’tür! Dolayısıyla da hukuki olmayan, hukuki olsa bile etik olmayan yanlışlığı tartışmasız olan bu komediye bir son verilmelidir.” Kim verecek?  Türk ulusunun bayrağını değiştirmek isteyen, parasından bile Türk adını kaldıran Türk düşmanlarının söz konusu Hariri olduğunda Türk adının kullanılmasına göz yummaları bile sizce aşağılık bir takiye değil midir? Bir an önce Türk Telekom’dan Türk adı kaldırılmalıdır. Türk adının Hariri gibi bir adamın şirketinde adının geçmesi Türk ulusu için zul’dür. Türk adı kaldırılması yerine “ Hariri Telekom” ya  ‘Oger Com’ denilmesi daha uygundur.Ama bunu yapmazlar. Neden yapmazlar biliyor musunuz? Eğer bunu yaparlarsa hala daha gaflette ve dalalette olan saf Türkler(!) belki uyanabilirler! İşte o yüzden yapmazlar.

Kılıcdaroğlu’nun mücadelesi  Hatırlarsınız umarım. O dönemlerde CHP Grup başkanvekili olan Kemal Kılıçdaroğlu Hariri ve Türk Telekom ile ilgili olarak TBMM’de sert çıkışlarda bulunmuştu. AKP Adana milletvekili Mir Dengir Fırat ile ilgili olarak TBMM’de yaptığı açıklamalarla dikkat çeken Kılıçdaroğlu TBMM’de düzenlediği bir basın toplantısıyla Türk Telekom gerçeğini ulusa duyurmayı denedi. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarında dikkat çeken satırbaşlarında çok önemli ve tehlikeli bilgi ve bulgular vardı. Ancak yaygın basın bu açıklamalara gerektiği kadar yer vermedi. Kılıçdaroğlu; “ Hariri’lerin ellerinde bulundurdukları Türk Telekom hisselerinin bir bölümünün, Suudi Kralı’nın sahip olduğu Saudi Telekom Company’in satın alması için Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bir davet mektubu yazmış mıdır? Bu davet mektubunu, Abdullah Tivnikli Suudi Krallık yetkililerine vermiş midir? “ sorusunu sordu. Kılıçdaroğlu söz konusu toplantıda çok önemli bir açıklamada daha bulunuyor ve rüşvetin altını resmen çizmiş oluyordu: “Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ile ilgili iddiaları da gündeme getirerek” Türk Telekom’un özelleştirilmesi sonrası kuruma ait beş otomobilin Yıldırım ve eşine tahsis edilip edilmediğini ve bu arabaların kasko, vergi, bakım ve benzin harcamalarının ne amaçla Türk Telekom tarafından karşılandığını?” sordu.  
Müsteşar Oger’i temsil ediyor!   Kılıçdaroğlu’nun gündeme getirdiği bir başka nokta da Başbakanlık müsteşarı Efkan Ala’nın Oger Telekomünikasyon AŞ’yi temsil etmek üzere Türk Telekom’a Denetim Kurulu Üyesi seçilmesiydi. Kılıçdaroğlu bununla ilgili olarak” bir başbakanlık Müsteşarı, hangi gerekçeyle bir yabancı firmanın temsilcisi olarak denetim işlevini üstlenir? Bunun yasal olarak bir engeli olmasa dahi, akıl ve mantıkla bağdaşır bir yönü var mı? Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en yüksek devlet memuru olan Müsteşar, denetim görevini yaparken, yabancı firma olan Oger Telekom yetkililerinden mi talimat alacaktır?” sorusunu yöneltti.

Atilla Kart: “Devletin istihbaratı tehlikede”  Kılıçdaroğlu’nun Türk Telekom mücadelesine farklı açılardan katkı koyanlardan biri de CHP Konya milletvekili Atilla Kart oldu. Atilla Kart, konuyu TBMM gündemine taşıyarak araştırma önergesi verdi. Kart’ın soru önergesinde esrarengiz ilişkilere değinilerek, Türk Telekom’un özelleştirilmesinin; “ İletişim, güvenlik, istihbarat konularında zaaf yarattığı” belirtildi. Kart; “ Sözü edilen esrarengiz ilişkiler hakkında kamuoyu bilgilendirilmemişken, kamuoyuna yansıyan bilgilere göre ; “ Katar Devlet Fonu, Hariri ailesinden Oger Telekom’daki yüzde 55 hisseyi istemiştir. Kabul etmek gerekir ki,. Türk Telekom’un Oger Grubu’nda bulunan % 55 hissesinin, Katar devlet Fonu’na intikal etmesi mutad bir hisse devri niteliğinde olmayacaktır. Siyasi ve stratejik sonuçları olan, Türkiye’nin güvenliğini doğrudan ilgilendiren bir iddia ve olayla karşı karşıyayız. İletişim ve istihbarat alanında doğmuş olan zafiyet ve karambol ortamı doğrudan başka bir devletin ve uluslararası mekanizmanın kontrolüne geçmiş olacaktır” diyerek tehlikenin boyutlarını aktarıyordu.  TT ve “ Her kelleye 50 bin”  
 Aziz okur, iktidarın Hariri ailesinin yönetimine peşkeş çektiği Türk Telekom’un son gelişmelerdeki rolünü aktardığım zaman umarım bana hak vereceksindir.  Lübnan Gazetesi Al-Akhbar, Lübnan’daki Gelecek Hareketi Partisi’nin milletvekili Okab Sabr’ın, söz konusu partinin lideri olan Saad Hariri’nin emriyle Suriye muhalefetine silah sağladığını ve silahları transfer ettiğini gösteren ses kayıtlarına ulaştığını yazdı. Aynı yazıda Okab Sakr’ın Türkiye’de Florya, Antakya ve Adana’da karargâh kurduğu belirtildi. Gazetenin ulaştığı kaynaklara göre bağlantılar ve bütün bunların eşgüdümü “Thuraya” ve “İridium” uydu telefonlarıyla ve uydu haberleşmesiyle yapılıyordu. Gazetenin haberinde telefon konuşmalarının çözümü de yayınlandı. Bu konuşmalarda Okab Sakr’ın Milli İstihbarat Teşkilatı üzerinde de ne denli etkili olduğu vurgulandı. Konuşma metinlerinde Ebu El Numan ile Okab Sakr’ın silah sevkıyatı ve teslimatı ile ilgili sözlerine de yer verildi.

* * *

Aşağıdaki satırlarda huzurlarınıza getirdiğim konu çok önemli. Tarihi çok yeni. Hatırlarsınız bir süre önce Türk Telekom Suriye ile olan internet bağlantılarını kesti.  Bu tamamıyla bir sansür skandalıydı. Suriye’de muhalif gruplar ile birlikte mücadele ederken yakalanan Cabir Mustafa Şehabi’nin açıklamaları insanın kanını dondurmak için yeterliydi. Şehabi silahları Türkiye üzerinden teslim aldıklarını itiraf ediyor muhaliflere katılanlara “ Kelle başına 50 bin verdiklerini” açıklıyordu.   Şehabi, Ebu Bekr el Sıddık’ grubu liderinin emriyle kaçırdıkları kişilerin kafalarını kestiklerini söyledi.
Şehabi Suriye Televizyonu’nun da yayınladığı itiraflarında Ebu Bekr el Sıdık grubu lideri Ebu Taal kod adlı Muhammed Hayr Derviş’in teklifi üzerine aylık maaşın yanı sıra kesecekleri her kafa için 50 bin lira alma karşılığında Ebu Bekr el Sıddık’ın tugayına katıldığını belirtti.
Şehabi’nin itiraflarının son bölümü ise şöyle oldu:
… Daha sonra Ebu Talal’a gidip polisi takip ettiğimizi bildirdik. Ebu Talal bizden polis memurunu kesmemizi istedi. İkinci gün polis Naime’yi takibe aldık. Sürekli alışveriş yaptığı Ahmet Sadık el Yasin Okulu’nun yakınındaki sebze pazarından dönüşü sırasında onu kaçırıp okula götürdük.
Onu yere yatırdık. Kuzenim onu ayaklarından tuttu. Ben de sürekli üzerimde taşıdığım bıçağı dayayıp boynundan kestim. Ardından cesedi bir torbaya koyup mezarlığa gömdük.”

Protestoya davet  
Ey okur hangi siyasi parti mensubu olursan ol. Bu satırlar senin kanını dondurmuyor mu?
AKePe’nin Türk Telekom’u(!) bu haberin Türk ulusu tarafından duyulmasını engellemek istediği için Suriye sansür skandalını uygulamaya soktu.
Dikkat ediniz bu aşağılık uluslar arası tezgâhın önemli maşalarından biri olan Hariri ailesine ( Bu gün sizi ve bizi yöneten AKePe) ülkenin bütün istihbaratını, bütün telekomünikasyon işlevlerinizi şeksiz şüphesiz teslim etmiştir.
Bu demektir ki: İktidar şeksiz şüphesiz emperyalizmin hizmetindedir.
Hariri’nin Türk Telekom’u Türk bayrağını bilerek, isteyerek kast-ı mahsusa ile tahrip ve tahrif etmiştir.
Ulusal Diriliş’in açık daveti işte bu nedenledir.
Türk vatanının birliğini ve dirliğini düşünen, Türk ulusunun bekasını arzulayan herkes, her kurum ve kuruluş, her Sivil toplum Örgütü’nü protestoya davet ediyoruz.
Davet Ulusal Diriliş’ten, icabet edip etmemek de sizden!    

Meraklısı için :

Bu yazı Ulusal Diriliş Dergisi için yazılmıştır       

Diğer Makaleler...