Yazdır

'24 Haziran En Büyük Oyunlardan Biri'

Aykırı kimliği ile bilinen Yalçın Küçük, 24 Haziran seçimlerini değerlendirdi.



Prof. Dr. Yalçın Küçük 24 Haziran seçimlerini değerlendirdi. Seçimden önceki mülakatlarda CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’yi akepe’li olmakla suçlayan Yalçın Küçük’e göre; İnce, yapılışı ve sonuçlarıyla “kuşku uyandırıcı” seçime meşruiyet sağladı.

    Kılıçdaroğlu’nun bu sonuçları kabul etmediğine ve tebrik etmediğine dikkat çeken Yalçın Küçük, yüzde 41’lerdeki akepe oylarıyla yüzde 52’lerdeki Tayyip Erdoğan oyları arasındaki büyük farkı inanılmaz buldu.

    Deniz Baykal’ın rahatsızlığını da değerlendiren Yalçın Küçük, hâlâ Meclis’e geleceğinden söz edilmesinin hasta bir insan için kabul edilemez bir “politik oyun” olduğunu vurguladı ve Deniz Baykal’ın istirahat ettirilmesi gerektiğini söyledi.

  Hükümetle ilgili tahminlerde bulunan Yalçın Küçük’e göre, İbrahim Kalın ve Berat Albayrak yeni hükümetin en önemli bakanları olacaklar. Damat Berat Albayrak’ın partinin de yönetimini ele alacağını söyleyen Küçük, hükümetin çok önemli sorunlarla karşı karşıya olduğunun altını çizdi. Tayyip Erdoğan’ın orduyu yeniden tasfiye etmeye çalıştığını iddia eden Yalçın Küçük, “Türkiye tarihinde en önemli yer, ordu hapishanededir. Her gün de artırıyorlar. İnanılmaz bir şey. Deniz Harp Okulu, Kara Harp Okulu öğrencileri hapishanededir. Tayyip Beye bunları hatırlatıyoruz. Hapishane subaylarla doludur. Hâlâ doymuyorlar hapishaneye attıklarıyla. Doymuyorlar. Benim sözüm bu kadar. Bir gün doyarlar” dedi. Yalçın Küçük’ün Oda TV'den B. Sadık Albayrak’ın sorularına verdiği cevaplar şöyle:

KILIÇDAROĞLU BİR ŞEKİLDE BU SEÇİMLERİ SAYMIYOR

Yalçın Hocam, 2014’te yapılan seçimden sonra 30 Mart Tezleri başlığıyla o seçimleri “End of the Elections”, Seçimlerin Sonu olarak nitelemiştiniz.

   Buna “Seçimleri bitiren seçim”, demiştiniz. Şöyle yazmıştınız: “Bundan böyle her seçimin sonucu aynıdır. Bundan böyle seçim yapmak anlamsızdır. Ahmaklara uygundur; şimdi seçmenin yarısı morg’dadırlar ve morg hayatı yaşıyorlar.” Dört yıl önce bunları söylediniz. Akepe’ye oy veren seçmenlere morgdadırlar dediniz. Şimdiki seçim de sizin bu saptamanızı doğruluyor diyebilir miyiz? Benzer bir sonucu yine aldık… Bunları söylemiş olduğumdan son derece memnunum. “Seçimler bitmiştir” dedim. Bunun doğruluğunu aşağı yukarı herkes teyit ediyor. Yani “Diktatorya” diyor. CHP genel başkanı Kılıçdaroğlu “diktatorya” diyor. Çok daha önemlisi, “Niye gideceğim tebrik edeceğim Tayyip Beyi” dedi. Bununla teyit ediyor. Birinci nokta bu. Burada şunu da söyleyelim; Kılıçdaroğlu bir şekilde bu seçimleri saymıyor. CHP’nin başında olan insan bunu saymıyor. “Gitmem; neyi tebrik edeceğim” diyor. Buna mukabil, CHP’de kaçıncı adam olduğunu bilmiyorum ama bana göre meçhul bir adam, İnce denilen bir adam, “Olur mu?” diyor, “arada yüzde 10 fark var. Burada bir hile olmaz” diyor. Müthiş bir seçim uzmanı… Bu seçimleri yüceltiyor.

“İNCE AKEPE’NİN ÇIRAĞIDIR”

Hocam, burada şunu söyleyebilir miyiz? Bütün toplum, Akepe’ye oy verenlerin dışında hemen herkes hile yapıldığını düşünüyor. Fakat İnce tersini savunuyor. Üstelik de seçimlerin ikinci tura kalması için arada çok az fark var. Tayyip Erdoğan’ın oyu 600 bin az olsaydı seçimler ikinci tura kalacaktı. Muharrem İnce, yaptığı basın toplantısında kendisiyle onun arasındaki farkı ön plana çıkartarak bu seçimlere meşruiyet sağlamak istedi. Bunu böyle yorumlayabilir miyiz?   Daha fazla yorumlamamız lazım; bu konuya gireceğiz. Bu dönemdeki son mülakatımız; şimdiye kadar böyle yaptık, artık bundan sonra mutlaka televizyonda ve görüntülü olarak yapmamız lazım. Birtakım şeyleri de söylememiz lazım. Böyle siz çok hayretler içindesiniz ama benim daha önce söylediklerimi unutmuş görünüyorsunuz. Ben İnce’nin akepe’li olduğunu hep söyledim. Bu vesileyle de söyledim; adam Tayyip Beyle görüşmeye gitti, Tayyip Bey, “Gel gel, benim partime gel” dedi, adam partiye gitti. “Öyle sarayda falan olmaz, sen kimsin ki, gel gel, partiye gel” dedi. O, partiye gitti. Ben size sorayım; bu adam İnce midir, Kalın mıdır, bir de akepe’nin Kalın’ı var, İnce’yle Kalın, bunlar birbirinin aynı. Buna Tayyip Bey devamlı ne dedi, hatırlıyor musun? “Çırak” dedi. O bir akepe’nin çırağıdır. Bunu kastetti, o da oraya geldi.

“KİMSE İNANMIYOR BU OYLARA"

 Burada şunu hatırlatmak istiyorum: İnce bu görüşmeden sonra “Başarı diledim, dertleştik” dedi. Buna üç kişi tepki gösterdi. Biri siz, yaptığımız söyleşide bunu dile getirdiniz. Öteki, gazeteci Yılmaz Özdil, “Dertleşme” diye bir yazı yazdı. Öbürü de Karaoğlan’ın çizeri Suat Yalaz; “Türkiye’yi bu hale getirmiş bir adama nasıl başarı diliyorsun?” dedi. Herkesin böyle söylediği yerde böyle oy alırsa, o oyları dikkatle incelemek lazım. Ne demek istiyorum? Tek adam, başka kimse yok; bu adam oylarını artırıyor. Siz bunu kime söylüyorsunuz? Var mı buna inanacak bir aptal? Bu adam oylarını artırıyor. Oradaki bir adam da, çırak, “Akıllı adam” diyor. Ona kim inanacak? Kim oylarını düşürdü, onlara da bakacağız. Öyle hikâye değil, kimse inanmıyor bu oylara, ben neden inanacağım? Ne demek bu? Kendisi de söyledi; “Çoğunluğu başkası alırsa veririm” dedi. Yani diktatörlüğe devam etmem dedi. Şimdi bir İnce çıktı, Allah Allah, iki gazete, Sözcü, Cumhuriyet, manşet manşet manşet, başka şey değil; bir daha almayacağım. Kim bu adam? Seçimden bir iki gün önce Hurşit Tolon Paşa benim hapishane arkadaşım, çok saygıdeğerdir, çok kibar konuşur; Sabih Kanadoğlu, Kabataş Lisesinden benim sınıf arkadaşım, Yaver üstadım, maaile denir Osmanlıda yani eşleriyle beraber, yemek yedik. O sırada da İnce’nin İzmir’deki mitingi veriliyordu. Büyük bir mitingdi. Benim arkadaşlarım, böyle ağızları açık, İnce’ye büyük bir hayranlık gösterdiler. Müthiş rahatsız oldum. O mitingin İnce’nin mitingi, CHP mitingi olduğunu nerden çıkartıyorsunuz? Akepe bazı CHP mitinglerine HDP geldi dedi. Ben bunlara katılmıyorum ama bazı önemli işlerde ben bu mitinglerin ne mitingi olduğunu soracağım. Şuraya bakın, kendi mitinglerini dolduramıyordu Tayyip Erdoğan, bu mitingler taşıyor. Benim de Osmanlıcadan kalma bir sözüm var; “Ne utanmaz köpekleriz, kimi görsek etekleriz” Şimdi bir İnce çıktı, birazdan bahsedeceğim, bu İnce kimdir?

“TAYYİP BEYİN ALDIĞI OYLARI ŞÜPHEYLE KARŞILAYACAKSIN”

Hocam, bu mitinglerle ilgili şunu söyleyebiliriz: Gezi’den, yani 2013’ten beri büyük bir toplumsal dinamik var. Bu mitingler bu toplumsal dinamiğin su yüzüne çıkması olarak değerlendirildi. Siz bu değerlendirmeleri başkalarına söyleyin. Ben bu değerlendirmeleri çok iyi bilirim. Akepe diyor ki, “Patlama, tersine patladı” diyor. Ne diyor; Tayyip Bey çok fazla oy almış. Siz nereden çıkartıyorsunuz böyle bir şey olduğunu? Her duyduklarınıza inanacak mısınız? Benim söylediklerimi hesaba katmayacaksınız, her duyduklarınıza inanacaksınız… Öyle mi?  Hocam, 2007’den beri gelişen böyle bir Cumhuriyetçi potansiyel vardı. Nereden çıkartıyorsun? Seçim sonuçları… Haa, o zaman, Tayyip Beyin aldığı oyları şüpheyle karşılayacaksın. Hangi oy bunu gösterdi, yüzde 22 mi? Neydi o kızın adı, Nagehan, “Ansızın”, onun yazılarını okuyun. “Biz İnce’nin kazanmasını çok istedik” diyor. Sadece istediniz mi, yoksa oyları taşıdınız mı? Size söylemiyorum; devlette birtakım çok önemli yerlere gelmiş arkadaşlar, sadece Sözcü’yü okuyup politika yapmaya, değerlendirmeye kalkıyorlar. Ben villaya geçtiğimde Sözcü benim mahalleme gelemeyecek. Biraz kendinize gelin, size söylemiyorum. Hocam, şunu bir açıklığa kavuşturalım: Bu milyonluk mitinglerin arkasında ne vardı? Toplum, cumhuriyeti savunan, özgürlüğe kavuşmak isteyen kitleler, halk meydanlara döküldü. Biz böyle değerlendiriyoruz. Çok iyi değerlendiriyorsunuz; yüzde 22 oy aldınız, öyle mi? Ben size şunu söylüyorum; Akepe’nin yazarlarını okuduğum zaman, neydi, Ansızın’ı okuduğum zaman, bu adamın aldığı oyların çoğunun manipülasyon olduğuna inanıyorum. Bütün akepe’li yazarları okumadım, hepsi aynı. Nagehan’ı okuyorum. Siz nerden çıkartıyorsunuz bunları, Sözcü’den mi çıkarıyorsunuz? Sabah’ta yazan benim eski arkadaşım buna “seçim bayramı” diyor. Herkes bayram yaptı, ramazan da vardı. Ne yapacaklar insanlar? Hangi politikayı izleyebiliyorsunuz? Sirklere yeni bir adam gelmiş gidip eğlenecekler. Gidiyorlar. Hiçbir politik söz yok.

“ÖNÜMDE BAYKAL’IN KILIÇDAROĞLU’NA BAKARKEN RESMİ VAR, GÖSTEREMİYORUM”

Siz bu kitlelerde yaratılan heyecanı gerçek bulmuyorsunuz… Heyecan Sözcü’de ve öbüründe yaratıldı. Onu görüyoruz, heyecan oya mı geçti? Sözcü’den başka gazete okumadan böyle şeyleri nereden çıkartıyorsunuz? Heyecan mı? Üç sütun üzerine veriyordu her şeyi. İnce… Benim arkadaşlarım bana, “Hocam, siz, Muharrem İnce’nin Yakubi olduğunu yazdınız, bize söylediniz,” diyor. Yani Sabetayist tarikatlardan birinden olduğunu söylemişim ben. 3 yıl öğretmenlik yapmış bu adam. Onun dışında tüccardır bu adam, dershane tüccarı. Bol para kazanmış. O da nerede okumuş? Ben imam hatipte okumuş dedim. O da beni, “Hayır, imam hatipten mezun olmadım, ben meslek lisesinden mezun oldum” diyerek doğruladı. Kimle ortak olmuş; Gülerce ile ortaklık yapmış. Bana cevap veriyor, bir yıl ortaklık yapmış Gülerce’yle. Bir yıl olmakla utan! Gülerce akepe’nin en önemli adamı. Onu da televizyonlarda bana karşı teyit etti. Ben onun bir yıl olduğuna niye inanayım? İkisi de Yalovalı. Demek ki bu adam Yalova’da dershaneci ve milletvekiliymiş. Ben şimdi bu adamın ne olduğunu söyleyeyim. Bizim dilimizde bu adam için çok güzel bir söz vardır; bu tür adamlar Yalova kaymakamıdır. O memleketin başına, yüksek yerlere gelmiş benim arkadaşlarım, bu Yalova kaymakamına baka baka, CHP bir lider buluyor diye seviniyorlar. CHP’ye de pek layık. Onlar için lider kaymakamdan farklı değildir. Benim önümde Baykal’ın Kılıçdaroğlu’na bakarken bir resmi var, ama gösteremiyorum. Bu resmi görmelisiniz. Baykal’ın neye baktığını anlayamıyoruz.

“BAYKAL’IN BU HALE GELMESİNDE TAYYİP BEY KENDİNİ SORUMLU TUTUYOR”

Yani sağlığı yerinde değil, öyle mi? Baykal benim arkadaşım. Karısı Olcay ise Mektebi Mülkiye’den sınıf arkadaşım. Mektebi Mülkiye üniversite olmasına rağmen arkadaşlık açısından lise gibi bir yerdir. Lisedeki gibi sınıf arkadaşıyla arkadaş olursunuz. Ben çocukken, özellikle iyi yemek yiyemeyen ailelerin çocukları verem olur ölürdü. Ben çocukken hastalık veremdi. Sonra insanlar kanser oldu, ölmeye başladılar. Amansız hastalık, kimse olmasın kanser. Benim 80 yıllık hayatımın ikinci dönemindeki hastalık kanser olmaktı. Şimdi üçüncü dönemdeki hastalığa geliyoruz; beyinde pıhtı atılır. Bu, bir beyin meselesidir. Ben bunu biliyorum, benim beynime de pıhtı atıldı. Doktorlarım da biliyor. Bir sıkıntın olur, bir derdin olur beyinde, pıhtı atarsın. Deniz Baykal da pıhtı attı. Doktorlarım biliyor beni de bildikleri için, ancak benim pıhtım çok hafif. Önemli bir şey değil, ilaçlarla filan idare ediyorum. Hâlâ dikkat ediyorum. Benim belleğimde bir zayıflama şeklinde oldu. Haberal Üniversitesinde Profesör Ufuk Hanım, ondan sonra Koç Üniversitesinde doktorum Yasemin Hanım ve Gökhan Bey bana bakıyorlar ve “Atlattın sen bunu” diyorlar. Bir iki tabletle tedavi ediyorlar. Şimdi Baykal’a geliyoruz, bende fotoğrafı var, Baykal’la oyun oynuyorlar. Baykal’ı bırakın; onu dinlendirmek lazım. Akepe de onu sağa sola gönderdi. Çünkü Baykal’ın bu hale gelmesinde akepe ve özellikle Tayyip Bey kendini sorumlu tutuyor. Bu Tayyip Bey zamanı, düşünen bütün insanların beynine darbeler indirme zamanıdır. Ortaçağdır bu, beynimizi aldı bu adam. Ben vermedim ama arkadaşım Deniz Beyin, okul arkadaşım, o Hukuk’ta ben Mülkiye’de, o pıhtı beynini aldı. Baykal Meclis’e gelecek demek oyun oynamaktır. Biraz insaflı olun. Bu oyunu oynamayın. Baykal’ı iyi bir hastanede dinlendirin. Bundan sonra Baykal hiçbir şey yapamaz, milletvekili de olamaz. Bunları benim arkadaşım doktorlar söylüyor. Başka doktorlar söylüyor, “Yapmasınlar” diyorlar. Oyun oynuyorsunuz Baykal’la. Ne yazık ki benim arkadaşım Olcay’da da bir rahatsızlık var. Onun sesi gitmiyor. Çocuklarından birini de bir tür kötü şahit yapıyorlar.

“BAYKAL’I MİLLETVEKİLLİĞİ MÜMKÜN DEĞİL”

Olcay Hanım buna nasıl izin veriyor Hocam? Olcay Hanımın beyin sistemi şu anda rahatsız. O konuşmuyor. Kızı “Babam gelecek konuşacak” dedi. Temenni ederim babası konuşur ama çok az bir ihtimal. Doktorlar gelir demiş, gelecek, göreceğiz. 2006’dan beri bizim arkadaşımız sorunludur. Ama Tayyip Bey bundan kendisi sorumlu olduğu için, bir deprem olarak hepimizin beynine gelmeye çalıştığı için, onu aldı Almanya’ya, şuraya buraya gönderdi. Giderlerini karşılıyor. Kemal Bey de iyi bir şekilde karşılıyor, o iyileşiyor diyor. Hayır hayır. Doktorların Baykal’ı muayene etmesi lazım, milletvekilliği mümkün değildir. İstirahat etmesi lazım, evinde bir mucizeyi beklemesi lazım… Ama demin sen de, “Olcay Hanım ne yapıyor” diye sordun, Olcay Hanımın da başka bir hastalığı var. O da beyinle ilgili. Bununla oyun olmaz. Olcay Hanım da rahatsız. Bunlara müdahale edemiyor. “TÜRKİYE’YE ORTAÇAĞI GETİRDİ, BEYNİMİZLE OYNUYOR”

Hocam, şunu bir açıklığa kavuşturalım; “Devr-i Tayyip’te üçüncü hastalık, pıhtı atma hastalığı ortaya çıktı” diyorsunuz… Beynimizle oynuyor. Çünkü bir ortaçağı getirdi Türkiye’ye. Düşünen adamların hepsinin beyniyle oynadı. Deniz Baykal örnektir. Kadir İnanır’ın durumuyla ilgili o kadar bilgim yok. O da arkadaşım. Onun hastalığıyla ilgili bir şey söyleyemem. Beyin doktorları, benim arkadaşım Yasemin biliyorlar, bir şey söylemiyorlar. Tayyip Bey yaptığı darbelerden sorumlu olduğu için bizim arkadaşımızı aldı, Avrupa’ya gönderdi. Özel ihtimam gösteriyor çünkü sorumlusu odur. Beynimizi aldı. Bende bir şey yok. Ben söylüyorum, beynimde bir zayıflama vardı ama azalıyor o. Bizim arkadaşımızın ise yoktur artık beyni. Bununla oyun olmaz. Bırakın iyi bir yerde dinlensin. Başka hiçbir şey beklemeyin ondan. Bu gerçeğin ışığında bakarsak, böyle hasta bir insanı milletvekili seçmenin anlamı nedir? Milyonlarca insan toplanıyor, mitingler yapıyor, seçim sonuçlarına bakıyorsunuz bununla hiç ilgisi yok. Ne durumda Türkiye? Dört yıl önce “Seçimlerin sonu” dediniz… Bütün seçimleri bitiren seçim dediniz… Ben de size aynı şeyi söyledim. Sevgili arkadaşım Deniz Baykal için bu oyunu oynamayın dedim. Herkesin menfaati var. Bu işlerin sorumlusu akepe yönetimidir. Düşünen adamların hepsini bir ortaçağa çevirdi. Beynimiz kalmadı. Ben ucuz atattım. Daha çok kişi var, biz adları olanları biliyoruz. Kadir İnanır, o da benim arkadaşımdır, o kadar yakın olmasa bile dostluğum vardır. Ben Sultanahmet hapishanesinde yatarken bana çok büyük dostluk yaptı. Sevgilerim vardır Kadir İnanır’a. Muhtemelen o da öyle. Onu konuşturmadılar, sesini kayıtlarından verdiler… “SABAH’TA HER GÜN BERAT EFENDİNİN BİR RESMİ VAR”

Buradan politikaya geçersek, siz bundan önceki söyleşimizde dediniz ki, “Ya Tayyip Erdoğan bir darbe yapacak, ya da Tayyip Erdoğan’a bir darbe yapacaklar.” Hocam, seçim gecesi sanki bir darbe atmosferine girdi Türkiye. 15 Temmuz’da çıkan kamyonlar yine sahneye çıktı. Daha seçim sonuçları açıklanmadan bütün şehirlerde silahlı akepe militanları sokaklara çıktılar, silah patlattılar. Bu sizin öngörünüzün birinci şıkkı mı gerçekleşiyor, ne dersiniz? Dün veya bugünkü gazetede olabilir, Kılıçdaroğlu da aşağı yukarı bunları söylüyor. “Kaos” diyor ve “bunu Tayyip Bey yapıyor” diyor. Ben de bunu söylüyorum. Tayyip Bey fırsat bulursa bunu yapacaktır. Henüz o kadar kendine güvenmiyor. O çok açıktır. Oylara bakın, bu oylara hiç güvenemem. Tayyip Bey, seçimden önce, “Ben vereceğim iktidarı” dedi. Şu anda da eğer okursanız, Sabah gazetesinde, iktidarın en önemli gazetesinde her gün ne var? Tayyip Beyin damadı var. Tayyip Beyin damadı gelmiş oraya. Baktığınız zaman en önemli adam o, Berat Efendi. Her gün onun bir resmi var. Zaten Tayyip Bey de damadına vermiş görünüyor. Şimdi, öyle, uzaktan bir cumhurbaşkanı olacak. Bir de her gün söyledikleri tutmuyor. Ben bunlara girmek istemiyorum. Sonbaharda, televizyonda olursa, bunları resimleriyle göstererek anlatacağız. Yoksa yazacağız. Tayyip Bey de o zaman Yüce Gök’ten dilerim, sağlığı yerinde olur, onları izler. Ben Allah’tan demiyorum, ne güzel dilimiz var; Yüce Gök, Yüce Allah; Gök’le Allah aynıdır bizim dilimizde. Ben Türkçeyi severim; Yüce Gök. Yüce Gök bize nasip edecek onları bir televizyonda anlatacağız. Beni televizyonlara çağırıyorlar bir iki, öyle de istemiyorum, düzenli programlı bir televizyon olur.

“KILIÇDAROĞLU, ‘İNCE’YE İYİ GÜLE GÜLE DEYİN’ DEDİ”

İnce Bey, 61 gün geziye gidecek halkına teşekkür edecek. Peki, Kılıçdaroğlu buna karşılık ne dedi? “İyi muamele edin, iyi karşılayın” dedi. “İyi güle güle deyin” dedi. Akepe gazetesi yazıyor, İstanbul belediye başkanı olacak bizim bu yeni adamımız, İnce… Kemal beyin haberi yok ondan. Bütün akepe basını, İnce İstanbul’a belediye başkanı olur, ondan sonra da genel başkan olur diyorlar. Şunlara bakın! Oylara geleceğiz; oylarda bir yanlışlık varsa bu akepe’nin yaptığı bir yanlışlıktır. Akepe bunun farkında, Tayyip Bey farkında. O yüzden Baykal arkadaşımıza büyük ihtimam gösteriyor. Kimse Tayyip Beye muhtaç değildir. Tayyip Bey hepimizin beynimizle oynadı.

“BU SONUÇLARA İNANIR MIYIM BEN”

Oylara gelelim Hocam. Mitinglerde büyük bir destek vardı. Bundan önceki referandumda İstanbul, İzmir, Ankara “hayır” demişti. Buna rağmen seçim sonuçlarına baktığımızda, özellikle cumhurbaşkanlığı seçiminde yansımadığını gördük. Bunu nasıl yorumlayacaksınız?  Niye peki, ne oldu? Cumhurbaşkanından başka bir lider mi var ki? Bu Türkiye’de şu anda Tayyip Beyden başkası bir politika mı yaptı? Niye bu halk Tayyip Beye böyle çok yüksek oy veriyor da akepe’ye düşük veriyor? Buna ben inanır mıyım? Siz inanır mısınız? CHP’li bazı benim arkadaşlarım buna inanıyor. Buna inanır mıyım ben? Temel üstadımız mitinglerindekilerin toplamı kadar oy alamadı, ben bunlara inanır mıyım? Bilemem, ama böyle oldu. Hah hah ha, şu millete bakın; Tayyip Bey aşkı var. Parti de Tayyip Beyin. Tayyip Beyi artırıyor, Akşener’i kısıyor. Tayyip Bey söz konusu olursa, HDP’yi de kısıyor. Şuna bak, şu Tayyip Bey aşkına bakın. Orda HDP de barajı aşıyor, İYİ Parti de barajı aşıyor. Ha ha, sizden başka saf yok mu? O akşam, Hurşit Tolon Paşamla, hapishane arkadaşım benim, birbirimizi özlemişiz, önemli bir lokantada yemekteydik. Küçük televizyonlu bir odayı ayırmışlardı bize, o sırada İzmir mitingi vardı. Allah, İnce Han, ne büyülenmiş bir kuyruktu… Kim doldurdu o alanı, yüzde 22 oy alan CHP mi doldurdu? Niye yüzde 22’de kaldı? Çok mu önemli, neydi adamın adı, İnce mi Kalın mı? Akepe’de bir Kalın var, CHP’de İnce var, karıştırıyorum. Bak, güzel kardeşim beni okuyanlar bana söylediler. Benim belleğimde biraz unutkanlık var. Onların hepsine yeniden bakacağım. “Hocam, siz bize Yakubi yahudisi olduğunu yazmış ve söylemiştiniz” dediler. Benim yazdıklarıma hiç kimse itiraz edemez. Ederlerse de ben memnun olurum. Öğretmenmiş bu. Ben dedim ki “İmam hatip mezunu”. O, gece yarısı bunlara cevap verdi, bilmem ne meslek lisesinden mezunum, dedi. Yani yüksek tahsili yok, sonradan olmuşmuş. O beni teyit etti.

“YALOVA KAYMAKAMI, DERSHANE KAYMAKAMI”

 Nasıl yüksek tahsili yok, fizik öğretmeni işte Hocam… Balıkesir Fizik’ten. Ve üç yıl öğretmenlik yapmış, kendi iddiası. Ondan sonra dershane kralı, öğretmen falan değil. Bir de ortağı var, muhtemelen Gülerce’dir. Ömrü dershanede para kazanmakla geçmiştir. Yalova kaymakamı, dershane kaymakamı… Bu kadar yalan olmaz, dershane kralı. Fakir, fakirmiş birden zengin olmuş. Ama Hocam, 16 yıldır milletvekiliyim diyor. Dershaneciliği de çok eskide kalmış. Ne biliyorsun? Milletvekillerinin dershanesi olmaz mı? Bana bunu mu söylüyorsun? Sen bunların avukatı mısın yoksa beraber mülakat mı yapıyoruz? Hocam, asıl işi politika olmuş, onu demek istiyorum. Ne demek politika olmuş? Yalova kaymakamı. Kaç milletvekili var Yalova’nın; iki milletvekili var. Biri bu, öteki akepe’li. Şimdi hepsi akepe’li. Bırakın bunları. Dershaneci bir de milletvekili olmuş, nasıl olmuş, onu da bilmiyoruz. Her söylenene inanırsınız. Ben İngiltere’deyken İngiliz arkadaşlarım bana şöyle derlerdi: “Siz ne biçim insanlarsınız; gazetede yazılan her şeye inanıyorsunuz.” Şuraya bakın; bizim arkadaşımız Deniz Baykal o hastaneye gidiyor, bu hastaneye gidiyor hastalığıyla ilgili bir doktor raporu duymuyoruz. Hastalığının ne olduğuyla ilgili de bir şey duymuyoruz. Onu ben söylüyorum: Pıhtı. Gitmiş beyni diyorum. Çünkü ben de ona benzer bir hastalık geçirdiğim için biliyorum. Bendeki hafif. Hiçbiri yazmıyor. Ben villaya geçtiğimde bu gazete, Sözcü oraya giremeyecek. Villa, ODTÜ’ye bitişik, Karakusunlar köyünde, kitaplarımda yeri var… İnsaf edin, bir doktor raporu verin! Deniz Baykal’ın doktoru çıksın ortalığa, hocamız iyileşecek desin, biz de sevinelim. “Yalçın Küçük ün söyledikleri doğru çıkmadı, şimdi iyilik yolunda” desin, biz de sevinelim. Siz buna inanacaksınız değil mi? Tayyip Bey adında bir büyük adam var, halk ona tapıyor. Adam da dedi ki, “Halk istemezse veririm” dedi. Damadını hazırlıyor her şeye.

“MİLLETVEKİLİ SEÇİMİNDE YÜZDE 41, CUMHURBAŞKANLIĞINDA YÜZDE 52 Mİ”

Hocam, seçimlerin sonucuyla ilgili yorumunuza devam edelim. Buna inanır mıyım ben? Akşener’in Tayyip Beyle başkanlık seçiminde Tayyip Bey Akşener’i perişan etmiş. Ondan sonra Akşener milletvekilliğinde iyi. İlk defa seçime girmiş bir parti, ben daha fazla almasını bekliyordum, geçti barajı, grup kurdu. Biraz insaf edin ya! Kürtler orda da geçti. Tayyip Beyin bir tarafta oyu azaldıysa burada niye azalmadı? Yoksa insanlar, Tayyip Bey cumhurbaşkanı olamayacak, çok da üzülecek, üzülmesin diye mi biraz daha fazla oy verdiler? Böyle şeyler olmaz. Milletvekili seçiminde yüzde 41 oy Tayyip Beye çok bile. Milletvekili seçiminde yüzde 41, cumhurbaşkanlığında yüzde 52 mi? Hele Temel Karamollaoğlu’na çok kızdılar. Onu daha fazla perişan ettiler. Seçmen mi etti, onu bilemem. Onu ispat edecekler. Siz bunlara inanıyor musunuz? Milletvekili seçimlerinde oylar düşecek, Tayyip Beye olduğu zaman oylar çok yukarı çıkacak. Bunu benim sakalıma anlatın. Ben Yalova kaymakamı değilim. Orada bir Yalova kaymakamı var. Bulmuşlar bir Yalova kaymakamı bizimle oyun oynuyorlar.

“İNCE, YÜZDE 10 FARK KAPANMAZ, DOĞRUDUR BU DEDİ”

Siz Muharrem İnce’nin Erdoğan tarafından desteklendiğini mi söylüyorsunuz? Siz benim söylediklerimi bana söylüyorsunuz. Bu işler Tayyip Erdoğan’la beraber yapılmıştır. İnce’ye kendi adayı gibi baktılar. Çırak diye baktılar. Tabii, öyle oldu. İnce’nin seçimlerini akepe yönetti, o da bunlara gitti teşekkür etti. Ne dedi; “Yüzde on fark kapanmaz, doğrudur bu”, dedi. CHP var, onların birtakım kurulları var, onların bazı iddiaları var; doğru değil dediler. Böyle bir seçim olmaz, utanmak lazım bundan. Böyle bir aday olmaz, utanmak lazım. Tekrar ediyorum. Böyle bir aday olmaz, hangi partiden olduğu belli değil. Ama ben bunun akepe’den olduğunu söyledim. Yakında da arkadaşlarım söyledi, Yakubi, Sabetayist tarikattan. Bu adam, kendisi de teyit etti, 3 yıl öğretmenlik yapmış. Hiçbir sözü doğru olmayan bir adam.

“KÜRTLER BARAJI AŞMAZSA HALK SEÇİMLERE İNANMAZDI”

Sizde ben şöyle bir değerlendirme gözlemledim: İnce ile CHP’yi ayrı olarak değerlendirdiniz. Ama seçim akşamı CHP de bu mantıksız seçim sonuçlarına hiçbir sağlam ve sağlıklı, sorgulayıcı tavır göstermedi. Seçimde onlara verilen oylara sahip çıkmadı. Toplumda büyük bir umutsuzluk yarattılar.  Ama şu anda çok açık olarak, “Ben bu adamı tebrik etmem” diyor. CHP kendisi de o kadar sağlam bir şey değil. Ama gayet açık, saymıyor. İki üç gündür “İnce İstanbul’dan belediye başkanı olacak” diyorlar. Kemal Bey “Hiç haberim yok bundan, daha henüz erken” diyor. Ve bütün hikâye de akepe basını, “İnce’nin büyük bir lider, kahraman olarak CHP’nin başına geleceğini” söylüyor. Ama Kemal Bey, “Hayır”, diyor. “Bizim daha önümüzde yerel seçimler var, biz oraya hazırlanıyoruz.” Yerinde oturuyor. Bir defa söyledim, ikinci defa söyleyeyim. Partililere, “İnce’yi iyi karşılayın” diyor. İyi yolcu edin CHP’den. İnce CHP’de bitmiştir, öyle görünüyor. Akepe basınına bakacak olursanız, İnce İstanbul’da belediye başkanı olacak. CHP Genel Başkanı, “Benim ondan haberim yok” diyor. “İnce, güle güle” diyor. Böyle şey olmaz; bilmem ne mahallesi partisine benzettiler. Bir yığın adam da, benim de iyi arkadaşlarım bu yalana inandılar. Çok kötü oldu. Böyle seçim olur mu? Tayyip Beyden başka bir adam yok, bir de Binali var, Binali onun muavini bile olamaz ve insanlar ne yapıyor, Tayyip Beye verdiği oyu yukarıya, dünyanın üstüne çıkarıyor, akepe’ye olanı ise indiriyor. Bunlara inananları tebrik ederim. Dünya tarihinde yok, böyle bir seçim olur mu? Şu halka bakın, bu halk Tayyip Beye hayran, tapınıyor, Tayyip Bey olduğu zaman onun oyunu göklere çıkarıyor, ama yine Tayyip Beyin kurduğu partisinin, her şeyi Tayyip Bey olanın oyunu indiriyor. Veyahut “Daha fazla ayıp olur” diyor. Sonra hiçbir şeyimize inanmazlar diyor. Burada hikâye bu. Akşener çok şükür barajı aştı, Kürtler çok şükür barajı aştı, niye yaptılar, niye barajı aştı? Ha, barajı aşmazsa halk seçimlere inanmaz, diye düşünmüş olurlar. Çok doğru. Ben diyorum ki, bu seçimlere bu açıdan bir inceleme lazım.

“BU, TÜRKİYE TARİHİNİN EN BÜYÜK SEÇİM OYUNLARINDAN BİRİ SAYILACAKTIR”

Bundan sonrası ne olacak? Seçimlerin sonu geldi. Türkiye nasıl bu ortaçağdan çıkacak? Bundan sonra ne olur? Seçimlerden sonra, şu anda ikinci adamı görünen Mahir Ünal, açıklama yaptı. Seçim sonuçlarından hiç memnun değil. Sonunda Tayyip Beyin kalbini yüksek tuttular. Bu çok çok tartışılacaktır. Bu, Türkiye tarihinin en büyük seçim oyunlarından biri sayılacaktır. İnandırıcı olması mümkün değildir. Tayyip Beyin de bu işten tatmin olmadığını, iktidara daha açık bir şekilde elkoymak istediğini hem Kemal Kılıçdaroğlu hem de ben tahmin ediyoruz. Birinci nokta budur. Hükümetle ilgili ne yapacak? Kalın diye birisini koyacak oraya. Onun dışında birtakım başka kendine yakın adamlar da gelecek. En önemli şeyi söylememiz lazım. Bu garip seçimde akepe’de tam bir tasfiye var. Eski partililerin hepsi, bir parti yönetim tecrübesi olanların hepsi atılmıştır. Cemil Çiçek, Mehmet Şahin, Davutoğlu atılmıştır. Çoluk çocuk kaldı akepe’de. Bunların hepsi, biraz abartarak, Tayyip Bey cumhurbaşkanı olduktan sonra dünyaya gelmiş diyebiliriz. Bunlar Tayyip Beye tapınan adamlar. Akepe bitmiştir, bambaşka. Eskilerin hepsi atılmıştır. Ne akepe’yi bilirler, ne öbürünü bilirler, bir tek bizi de bakan yapacak diye beklerler. Bunlardan ikisini biliyoruz; birisi Kalın, birisi Berat, damat. Berat en önemli bakan olacak. Damat partiyi de yönetecek, zaten oraya doğru gidiyor. Sabah gazetesi her gün damadın sayfalar dolusu haberini veriyor. Artık büyük adam, Sabah gazetesinin Tayyip Beyden de büyük adamı artık damattır, Berat. Yeni hükümete bu ikisinin geleceğini biliyoruz. Ondan sonrakiler ıvır zıvır. Başka bir akepe. Her bakanlık Tayyip Beyde, her diplomasi Tayyip Beyde. Her yer Tayyip Bey, Tayyip Bey, çok büyük bir adamdır. Ondan sonra damadı Beratla bir de sözcüsü bundan sonra büyük ihtimalle dışişleri bakanı olacak Kalın, esas olarak ikisi, onlar yönetecekler. Tayyip Bey, benim göndereceğim gibi, Suudi Arabistan’da tatil yapacaktır tahminen. Zaten belleği de iyi değil. Benim belleğim Tayyip Beyden çok iyidir şu sıra, ama ben pek çok ilaç alıyorum.

“HÜKÜMETTE HAKİKİ BAŞBAKAN BERAT OLACAK”

CHP’ye geldiğimizde, o da bir iki adam vardı, onları temizlemişler. Onun ötesinde tamamen Kemal Beyin mutemetleri. Politikada böylelerine, mutemet adam denir, itimat edilen, hiçbir şeye karışmayanlara mutemet denir; sadece milletvekili olanlar. Daha önce birkaç kişi vardı, biraz laf edebilenler gittiler. Öbürlerini ne biz biliyoruz, ne Kemal Bey biliyor, onlar mutemetlerdir. Şu anda CHP’de 146 milletvekili vardır, laf etmesini bilmeyen adamlardır onlar. Bazısı bilir ama laf etmezler; onları Kemal Bey her dönem milletvekili yapar. Onlar CHP’nin ağır sessiz toplarıdır, toptur ama top da atmazlar. Bekler dururlar, top atmayan topturlar. Enteresan bir dönem kalacak. Çok fazla yaşayıp yaşayamayacağını bilmiyorum. Hapishaneler insan doludur. Zaten hükümet Tayyip Beydir, zaten Tayyip Bey de belleğini yitirmiş, benden çok daha fazla. Şunu biliyoruz; Kalın muhtemelen dışişleri bakanı olacak, İngilizce de biliyor. Zaten doğrudan doğruya buraya gelmiştir, yani başka devlet tecrübesi falan yok. Kalın Amerika’dan geldi, Kalın olarak girdi. Bir de Berat damadımız, o da muhtemelen enerji bakanı olacaktır, çünkü başbakan yardımcılığı falan yoktur. Ama o da önemlidir. Hükümette hakiki başbakan Berat olacaktır. Kızı çok kızar aksi olursa. Onun dışında ne yapacak ne edecek?

“KÜRTLER ORAYI BOŞALTIYOR”

Çok önemli dış politika sorunları var. Şu anda benim görebildiğim, Kürtlerle çok önemli sorunları var. Tayyip Bey, diyor ki, bilmem neyi alıyoruz, Suriye’yi alıyoruz. Hiçbir yeri aldığı yok; benim gördüğüm Kürtler yer değiştiriyorlar, oraları boşalttılar. Şurayı alıyoruz, burayı alıyoruz; hiçbir şey aldığınız yok. İkincisi, Fransa Suriye’nin bazı yerlerine hakimdi, ne demek hakimdi, ben 1938 yılında Fransız yurttaşı olarak doğdum. Çünkü İskenderun Suriye’ye bağlıydı, Araplara orada hakim olan Fransa’ydı. Şimdi aynı şekilde, oralarda Kürtlerde bazı kaynamalar var. Kürtler orayı boşaltıyor. Çünkü Araplar ve şu anda Fransız askerleri var orada, tıpkı 1938’deki gibi Araplar oralarda daha güçlü oluyorlar. Orada önemli şeyler oluyor, onu tam bilemiyoruz. Ama öyle görünüyor ki, Kürtler orada yer değiştiriyor. Tayyip Bey de devamlı orayı da aldık şurayı da aldık diyor. O alıyor, boş yerleri alıyor. Ama çok enteresan şeyler oluyor oralarda, çok fazla bilmiyoruz. Oralarda ne olduğunu bundan sonraki mülakatlarımızda hem anlarız, hem söyleriz. Ben de fırsat olursa hem Suriye’ye gitmek hem de öbür yerlere gitmek isterim. Bilgimiz olması lazım. Fransızlar benim doğduğum zamanlardaki gibi hakim oralara.

“TAYYİP ERDOĞAN ORDUYU BİR DAHA TASFİYE EDİYOR”

Türkiye çok karışık bir döneme başlıyor. Bir yığın Harp Okulu öğrencisi tutuklu; bunlar insafsızlıktır diyoruz. Bir yığın subay ve her gün yeni yeni subaylar tutuklanıyor. Orduyu bir daha tasfiye ediyor Tayyip Erdoğan, edebilecek mi edemeyecek mi bunu daha sonra konuşuruz. Bu son mülakatımız. Türkiye çok önemli bir yerde ve ben Kemal Kılıçdaroğlu’nun söylediklerine bakarsam, o, eskiden söylediklerinden daha fazla bir “diktatorya oluyor”, diyor. İki tane akepe’ye yakın adam vardı, bir tanesi İnce, Kemal Bey akepe’li olan İnce’yi atacak. İnce de, gayet böyle havalarda, şu gazetelere bakın, Murat Karayalçın, benim arkadaşım, Altan Öymen, oturmuşlar İnce’yi destekliyorlar. Utanın! Utanın benim arkadaşım Altan; hakkında ne biliyorsunuz, Yakubi olduğu için mi destekliyorsunuz? Murat Karayalçın, sen ne biliyorsun? Yakubi olduğu için mi destekliyorsun? Yakubidir, bana da, sen söyledin dediler. Ben söylediysem doğrudur. Ben de şimdi kendi kitaplarımı okuyorum, çok enteresan, onların hepsini tekrar yayınlayacağız. Şimdi ben zaten bir, Kuzguncuğu yazacağım; eski adı Kudüsçük, çok önemli kaynaklara başvuruyorum. Bir de emperyalizmi yazacağım. Çok iyi hazırlıklarım var, çok önemli kitaplarım oluyor. Bana heyecan veriyor. Enteresan bir döneme başlıyoruz. Kemal Kılıçdaroğlu’nda çok önemli yanlışlar bulmakla birlikte, daha savaşçı bir hava var. Ben onu desteklerim. Tekrarladığım gibi İnce’yi çok iyi vedadan sonra gönderecek artık. İnce bugünden sonra önemsiz bir adam oluyor. Ona bazı yaşlı CHP’liler, “İnce, bizim yüz yıldır aradığımız, CHP’nin başına getireceğimiz adam” diyor. Onu göreceğiz. O eski laf gayet güzeldir; ne utanmaz köpekleriz, kimi görsek etekleriz. Ben çocukken Fransa’da bir esnaf çıkmıştı, Poşat , ortalığı kasıp kavurmuştu, herkes Poşatist olmuştu. Sonraki seçimde adı bile anılmadı. Öyledir, bunlar olur, her ülkede bir balon olur. Bu İnce denilen balon patlamıştır. Benim görebildiğim, İnce böyle bir parladı, bitmiştir artık. Akepe ama nasıl çalışıyor; bütün yazarları “İnce büyük” diye yazıyor. Bir de CHP’nin yaşlı bürokratları İnce’den ne kadar memnunlar. Sizin olsun! Size bağışlıyorum İnce’yi, gidin çiftliğine, size ziyafet çeksin. “Ne güzel bir seçim yapmıştık”, bunları anlatsın size. Hep beraber bir de davul zurnayla oynarsınız. Yaşlarınız da müsait.

“HAPİSHANELERİ SUBAYLARLA DOLDURDU PATLAR BU”

Biz de bu vesileyle, neydi, Nagehan’ı okumaya başladık. Ne kadar da keyifle okuyorum. Kocası da çok enteresan bir adam, Rasim diye bir adam, ne iş yapar onu bilemem. Nagehan, ondan çok daha ünlü. Ben artık Nagehan’ın devamlı bir okuyucusu oldum. Bu sırada okuyacağım onu. “İnce’yi biz önceden destekledik” diyor, “ama İnce çok büyük bir başarı elde edemedi”. Hele hele Kemal Beye çok kızıyor; “İnce’yi çok da takdir edemedi”…  İyi dönemler başlıyor Türkiye’de. Bu ay beni tutuklamak için başsavcılık beni çağırmış gittim, olmadı. Ciddiyeti yoktu; polis o resimlerden birisinde Yalçın Küçük var demiş. Öyle bir durumla da karşılaştım. Bu ay, özellikle bu ay, pek çok insanın söylediği gibi, tam bir diktatorya hali vardı. Bir diktatoryadan geçtik; geçtik mi, onu göreceğiz. Hocam, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, şehit cenazelerinde CHP’liler protokole alınmasınlar diye tırmandırıcı talimat verdi. Sonra HDP milletvekiline, “Sizi yaşatmayacağız” gibi şeyler söyledi.  Biz de bunları söylüyoruz; bunlar kendiliğinden değil. Tayyip Bey bir açık diktatorya, ordulu diktatoryayı deneyebilecek mi? Böyle imkân var mı? Zaten hapishaneleri subaylarla doldurdu. Patlar bu. Öyle bir güçleri yok. Ama her zaman olduğu gibi iktidarın bazı görevlileri bu lafları ederler. Türkiye tarihinde en önemli yer, ordu hapishanededir. Her gün de arttırıyorlar. İnanılmaz bir şey. Deniz Harp Okulu, Kara Harp Okulu öğrencileri hapishanededir. Tayyip Beye bunları hatırlatıyoruz. Hapishane subaylarla doludur. Hâlâ doymuyorlar hapishaneye attıklarıyla. Doymuyorlar. Benim sözüm bu kadar. Bir gün doyarlar.

kaynak: yuzdeyuzhaber