Yazdır

Lozan delindi, iktidar ve muhalefet seyretti

Ali Serdar Bolat

 

Lozan'ın delinip AKP iktidarının ve muhalefetin seyretmesi ilk kez olmuyor.

 

Buyurun bir örnek: 

https://aliserdarbolat.blogspot.com/2016/09/lozan-delindi-tayyip-bey-seyretti.html

+

Önce gerçekleri hatırlayalım:

Atatürk, "Şer yuvası" olarak nitelediği Patrikhane'yi Türkiye'den çıkarmak

istemişti. Ancak Lozan Konferansı'nda Batılı ülkelerin yoğun ısrarları üze-

rine şu şartlarla Patrikhane'yi Türkiye'den kovmaktan vazgeçmişti:

Patrikhane

1- Fatih Kaymakamlığı'na bağlı olacak

2- yalnızca İstanbul'daki Rumların dini işleri ile ilgilenecek

3- yönetimi T.C. vatandaşı Rumlardan oluşacak.

Bu şartlar Lozan Anlaşması'na yazılmıştır. 

+

Ancak ABD bağımlısı hükumetlerin göz yumması sonucunda Lozan madde-

leri paspas gibi çiğnendi

-- Önce Demokrat Parti döneminde Atenagoras Amerika'dan getirilip

Patrik yapıldı.

-- Son olarak da, AKP döneminde yabancı papazlara bir günde vatandaşlık

verilerek Patrikhane yönetimi yabancılarla dolduruldu.

-- Patrik, yalnızca İstanbul Rumlarının değil, tüm Türkiye'deki, hatta tüm

dünyadaki Ortodoksların başı (yani Ekümenik = Evrensel) olduğunu ilan etti.

-- Fatih Kaymakamı'nı takmamakta, başta ABD Başkanı olmak üzere tüm

Batılı yobazlarla buluşup siyaset yapmaktadır.

-- Mektuplarını "Konstantinopolis Ekümenik Patriği" olarak imzalamaktadır.

 

Bunların hepsi suçtur.

Bu suçlara göz yuman T.C. yöneticileri de suçludur.

Bakınız: 

https://aliserdarbolat.blogspot.com/2012/07/diyanet-kilisenin-samar-oglan-yaplamaz.html

+

Halbuki, Lozan'da Patrik de yok, Patrikhane de. Yalnızca Piskoposluk var.

Atatürk zamanında Meclis'te Fener Papazına Patrik değil, Başpapaz denil-

mesi kararı alınmıştı. Onu Patrik olarak kabul eden T.C. yöneticileri de

suçludur.

 

Osmanlı döneminde Patrikhane olarak görev yapan Fener Kilisesi, Lozan

ile birlikte Patrikhane konumunu yitirmiş, yalnızca İstanbul Rumlarının 

azınlık kilisesi olarak görev yapacak bir kurum haline gelmiştir.

İstanbul dışındaki Rumların ve Ortodoksların işlerine karışamaz. Buna

rağmen İstanbul dışındaki kiliselere papaz atamaları yapmaktadır.

Hatta, Yunanistan'ın işgal ettiği Ege'deki adalarımızda açılan kiliselere

bile papaz tayin etmiştir. Bu suçtur. Bu suça engel olmayan AKP iktidarı

da suçludur. İtiraz etmeyen muhalefet partileri de suçludur.

+

ABD bağımlısı AKP Hükumeti bunu da yapmıştı: Başpapaz'ın yönetimine,

girmeyi ve Rumca ayin yapmayı kabul etmeyen Türk Ortodoks Kilisesi

baskı altına alınmış, Kilise Sözcüsü Sevgi Erenerol Ergenekoncu suçla-

ması ile yıllarca zindanlarda süründürülmüştü. Bakınız: 

https://aliserdarbolat.blogspot.com/2011/09/sevgi-erenerol.html

+

Ukrayna Ortodoks Kilisesi, Başpiskoposu Epifaniy geçen gün İstanbul'a

geldi. Fener Başpapazı Bartolomeos ile görüştü. Kendisine Ukrayna Devlet

Başkanı Poroşenko eşlik etti.

Niçin gelmişlerdi? Çünkü Ukrayna Ortodoks Kilisesi, bağlı olduğu Moskova

Patrikhanesi'nden ayrılmak istiyordu. Bartolomeos Epifaniy'e bağımsızlık

(otosefal = kendi kafası ile hareket eden) statüsü kazandıran Timos Karar-

namesini imzalayıp verdi. Böylece Ukrayna Kilisesi, onbeşinci bağımsız

Ortodoks Kilisesi oldu.

Ancak Ukrayna Ortodoks Kilisesi'nin asıl amacı bağımsız (otosefal) olmak

değildi. Öyke olsaydı, kendisi "ben artık bağımsızım diye karar alabilirdi.

Böyle bir karara kim karşı çıkabilirdi ki?

Asıl amacı Rusya ile ittifakı sonlandırıp Amerika'ya kapılanmaktı. Bu yüzden

Amerika'nın Ortodoks dünyası içindeki adamı Barto'ya geldi. 

+

Rus Ortodoks Kilisesi Patriği Kirill ile Polonya Ortodoks Kilisesi Metropoliti

Sawa, bu duruma karşı çıktı. Sawa, Barto'ya protesto mektubu gönderdi ve

Ukrayna Ortodoks Kilisesi'ni bundan böyle tanımadığını açıkladı. Sawa, bu

duruma çözüm bulmak için 14 bağımsız Ortodoks Kilisesi'nin liderlerini

toplantıya çağırdı.

+

Barto'nun bu kararnamesi Lozan'a aykırıdır. Fener Başpapazı'nın İstanbul

Rumlarının din işlerini yürütmekten başka bir görevi yoktur. Bütün bu olan

biten bir ABD tiyatrosudur ve suçtur.

Lozan'ı çiğneyen Başpapaz Bartolomeos suçludur.

Bu suça engel olmayan AKP iktidarı da suçludur.

İtiraz etmeyen muhalefet partileri de suçludur.

İstanbul'daki bu toplantı, ülkemiz ile Rusya'nın arasını açmayı hedefleyen

bir kışkırtmadır aynı zamanda. Rusya, bu olayı ikinci Karlov cinayeti olarak

algılayacaktır.