​Osman Kılıç’la tarihe yolculuk..

  

Mükremin Duygun 

Sene 2010 günlerden Ekim’in 10’u yani 10.10.2010 o dönemde Bulgaristanda doğup Türkiye’de yaşayan Balkan Türklerinin hikayelerini kayıt altına alıyoruz. 


  Sağolsun Mecit Abi bizlere mihmandarlık yapıyor. 
  Bir gün “haydi Ankara’ya gidelim Osman Kılıç’ı ziyaret edelim.” dedi. 

   Ahmet Kurmuş , Mecit Sağır ve ben düştük Ankara yoluna, Mecit Abinin Kızı Derya’yı da alıp çaldık Osman Kılıç’ın kapısını.
  İlk karşılaşmamızdı Osman Kılıç’la sanki yıllardır tanışıyormuşuz gibi karşıladı bizi, babacan tavırlaryla gönlümüze girdi bir anda.  
    Sonra sohbet ve görüşmeler saatlerin nasıl geçtiğinin farkına varmamışız. Yormuşuz biraz da, o zaman 91 yaşındaydı (1920 doğumlu) şimdi Allahım o na hayırlı ömürler versin 100’e merdiven dayadı. Ama heyecanından hiçbirşey kaybetmemiş. 
   O ne müthiş hafız hayran olmamak mümkün değil.
   Kısaca Osman Kılıç’tan bahsedeyim;  Razgrad ‘ın Kılıç köyünde doğdu ilkokulu köyünde, Rüştiye'ye Kemaller’de başladı, Razgrad’da bitirdi.           
  Şumnu’da Nüvvab okulunun lise bölümünde okuduktan sonra yüksek bölümünden mezun oldu. 
   Bir süre öğretmenlik yaptı. Türk azınlığın temsilcisi olarak o zamanki Bulgaristan'ın kültür hayatına katıldı. Yüksek eğitim şurası üyeliğine seçildi. 
    Türk azınlığın, Türk kültürünün savunucusu oldu. Haksız yere idama mahkum olundu. Nisan 1948'den Temmuz 1962 tarihine kadar Bulgar zindanlarında kaldı. Osman Kılıç 1965 tarihinde anavatana ve ailesine kavuşabildi.

   1948 yılında casuslukla suçlanarak idama mahkum edildi. Üçbuçuk yıl sonra Türkiye Hükümeti'nin girişimleri sonucu idam kararı müebbet hapse çevrildi.  1963 yılında iki ülke arasında yapılan anlaşma gereği olarak ve takas yoluyla Türkiye'ye geldi.
   Türkiye'ye geldikten sonra dışişleri Bakanlığında görev aldı. Aynı görevinden emekliye ayrıldıktan sonra Kader Kurbanı adlı eserini yazdı bu kitapta anlatılanlar her ne kadar Osman Kılıcın hatıraları ise de olaylar aslında belli bir dönemde Bulgaristan'da yaşayan Türk halkının müşterek dramı, müşterek tarihidir Kader Kurbanı, Bulgaristan'daki Türk varlığının belli bir dönemine ışık tutan önemli bir çalışmadır.

   Balkanların yetiştirdiği ender insanlardan biriyle sohbetimizden birkaç pargrafı paylaşacağım bu gün sizlerle.
   Ortak dostumuz Embiya Çavuş’u sorunca şu açıklamayı yaptı: Efendim ben Nuvap’a öğretman oldum, yıl 1945-46, nuvap şahsına munasr dengi olmayan bir okul. Orta kısmı var, lise kısmı var yüksek kısmı var, Öğretmen olduğum zaman Embiyalarda talebe. Aramızdaki yaş farkıda 3 yahut 4 yaş. 
    Embiya var, Osman var, Fikret var, Hasan var, Tahir var 5 tane… Bunlardan şu anda sadece hayatta 2 si kaldı diğer üçü sizlere ömür rahmetli oldular. Allahım hayattakilere hayırlı ömürler, vefat edenlerin mekanlarını cennet eylesin.
    Balkanları nasıl kaybettik diye sorunca; verdiği cevap işte tarih tahlili böyle yapılır dedirten cinstendi.

   Osmanlının tarihte yaptığı üç hata vardır, bunlardan birisi Yıldırım Beyazıt ile Timurlenkin muharebesidir. 

   O yıllarda dünya üzerinde iki devlet var ve ikiside Türk, ikiside Türk Hakanı, birbirleriyle vuruşmasalardı, O zaman bu günkü dünya haritasının şekli bambaşka olurdu.

   İki 1700 yıllarında Deli Petro yu Purut suyu boyunda bataklıklarda Baltacı Mehmet Paşanın muhasara ettiği zaman, Rus ordusunu imha etmemesi en büyük hatalardan biridir.

   Üçüncü hata 2. Viyana muhasarası, Kırım varya Kırım Hanı Giray 40 bin kişilik ordusuyla köprü başına koyuyor.
    Diyor ki batıdan Fransadan, Almanya dan, şuradan buradan gelecek olan yardımların önünü kesmek için seni buraya koyuyorum. Birazda tereddüt var hücum emrini vermiyor, Netice itibariyle zaman kaybediyor, yardım geliyor, Kırım Hanı’da yardım kuvvatlarinin gelmesini seyrediyor. Engelleme yapmıyor. Harekete geçmiyor Kırım ordusu. 

 Niye böyle yapıyorsun dendiği zaman Kırım Sultanı Giray; “Osmanlı Kırım Tatarının kıymetini anlasın.”

   Yani bu üç tane hata Osmanlının inkirazına sebep olan hatalardır.
Dördüncüsü bilhassa Osmanlının inkirazına sebep olan hadiseler tek bir tane değildir. 
    Bir devletin inkirazı bir sebeple olmaz. Onlar iktisadidir, askeridir, ahlakidir yani Osmanlının da inkirazına birçok hesbabın heyet-i mecmuasıdır. 
   Ama en başta söyleyeceğim şey şudur… İDARESİZLİK.
   Sen çok yaşa Osman Amca Allahım senin gibilerin sayısını arttırsın.
    Turan için harcanan emekler boşa gitmeyecek inşallah.
   “Ne Mutlu Türk’üm Diyene”